Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '14

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
248
 

Yitik öykü bir tweetlik öyküler

Yitik öykü bir tweetlik öyküler
 

Edebiyat, duygu ve düşüncelerin konakladığı gönül hanıdır. Bu han, yolu sözcük kervanından geçen, yüreği duygu yüklü herkesi ağırlar. Hancı, yayınevleri yolcu ise kalemiyle yola çıkan yazarlar ile onları yalnız bırakmayan okurlarıdır. Kitap fuarları ise hepsini birden kucaklar. Yayıncı, kitabevi, yazar ve okur bir kitabın kapağı ve içindekiler bölümü gibi capcanlı karşınızdadır.  Kitabevleri ve kütüphaneler ise yaşayan ve aramızda olmayan bütün yazarların eserleriyle raflarda yer buldukları  kocaman, sıcacık bir evdir.

 D&R, bu tanımlar içerisinde kalitesinden ödün vermeyen anlayışıyla okumayı sevenlerin sıkça uğradığı adreslerden biri. Bugün bir başka heyecanlıydım kapısından içeri adımımı attığımda. Sebebini açıklayayım. Yitik Ülke’nin kurucusu şair, yazar Kadir AYDEMİR tweeterda   “Yitiköykü” başlığı altında kısacık öyküler yazılmasını istemişti. Amacı;  bir tweetlik öykülerden oluşan kitap yayımlamak ve geliri ile ağaç fideleri alıp dikmek, orman kurmaktı. Kısa süre içinde  ben dahil 119 yazar 140 karakterden oluşan öykülerimizi  Yitik Ülke’ye gönderdik. Geleceğe yeşilin her tonunu bırakmak, doğayı korumaktı hedefimiz. 22 Ağustos 2014 tarihinde  hayaller  gerçeğe dönüştü.  

Kitap, 248 sayfadan oluşuyor.  “Ağaca Dönüşen İlk Kitap : Yitik Öykü!” diyor Kadir Aydemir, kitabını tanıtırken.  Bir solukta okudum. Arjantin’in en büyük yazarlarından Julio Cortizar’ın “Düz yazı bir boks maçı gibidir. Romanı puan alarak kazanabilirsiniz ama öyküde nakavt etmeniz” gerekir sözünü karşılıyordu her bir öykü.  İçinden bazılarını sizler için seçtim.  

“Dili varmıyordu söylemeye, “iyi bayramlar” en çok vurgun yediği anlardı, bayramlar…Evlatlarını yitirmiş analar, mahpustaki babalar…”  yegin 127   Syf: 125

“Mezarlığın yanından geçerken daha hızlı yürümeye başladı. Islık çalarken korkuyordu. Gölgesi ağaca takılmıştı. Onu orada bıraktı.” Yitikülke  Syf : 89

“Bir gün babası evdeki iki basamak merdivene rampa yaparsa belki de beş yıl önce hediye edilen tekerlekli sandalye ile dışarı çıkabilirdi.” fpoyraz  Syf : 76

“Adam yıllarca bir bardak suda fırtına koparmıştı. Oysa kadının tek istediği, aynı bardaktan içmekti hayatı, dökmek değil.” sadebircan Syf : 15

Benim bu güzel ve anlamlı eserde beş tane kısa öyküm yer aldı. Biri şöyle : “Buz gibiydi klavye. Sıcak elleriyle ısıttı harfleri. Canlandı kelimeler. Sonra, yığıldı boş ilaç şişesiyle. Satırlar ölmemişti.” Syf : 95

Kısa, bir cümlelik öyküler hakkında Radikal Gazetesinde Serhan ADA imzalı “Hikâyelerin En Kısası” başlıklı bir köşe yazısı okumuştum. Bu alanda tanınmış bir yazara dikkat çekiyordu : “Augusto Monerrosso”. 1921'de doğmuş, uzun yıllar Meksika'da yaşamış. 2003 Şubat'ında ölen yazar, Latin Amerika kısa hikâyeciliğinin en önemli yazarlarından sayılıyordu. 

"Uyandığında, dinazor hâlâ oradaydı"

"Sineğin hayalinde kartalın uçuşundan daha yüksek bir şey olamaz."  

"Bir zamanlar aynı yere iki kez düşen bir Yıldırım varmış; fakat ilkinde yeterince zarar verdiğini fark edince, bu kez pek gerekli olmadığını anlamış ve canı çok sıkılmış".  

Bunlar, örneklerden bir kısmı.

Bahsettiğim köşe yazısından minik bir alıntı daha yapmak istiyorum : “Manganelli'nin Centuria-Yüz Küçük Irmak Roman'ını getiriyor. Küçük dediysem, küçücük. Hepsi A4'ten az büyük kâğıtlara yazılmış. Hem de arka sayfaya hiç geçmeden. Bunu, yazarın kendisi söylüyor. O kâğıtlar olmasa romancıkların yazılmamış olacağını söylüyor. Yazının iyisi (kafada) dar bir patron çıkarmadan olabilir mi?

"Diyecek bir şeyin olduğunda, söyle; olmadığında da. Hep yaz. 100 kelimeyle söyleyebileceğin şeyi 100 kelimeyle, 1 kelimeyle olanı da 1 kelimeyle söyle. Orta vadeye bakma, yani asla 50 kelimeyle yazma. Her halükârda şu ünlü sözü unutma: "Edebiyatta yazılı bir şey yoktur." Tito'nun yazmak ve yazarlık hakkındaki emirlerinden. Kendisi Cortazar'ın da yakın arkadaşıymış”.

 Kısa öyküleri yazmayı ve okumayı seven biri olarak “Bir Tweet’lik Öyküler” kitabını oldukça doyurucu, yaratıcı ve keyifli buldum. Edebiyat dünyasına hayırlı olsun. Kitabı hazırlayan Kadir Aydemir’e ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum ve Aydemir’in şu sözleri ile noktalamak istiyorum yazımı.

“Bu kitap bir dayanışma kitabı, umarım sever ve benimsersiniz. Ne kadar çok okunursa o kadar çok fidan sonsuz kökleriyle toprağa sarılacak. “Yitik Öykü” belki de bir rekor kırıp yüz binlerce fidana, ağaç tohumuna dönüşebilir, kim bilir… Çünkü yan yanayken çok güzel oluyoruz! Bunu başarabiliriz.

Yaşasın kitaplar!

Yaşasın edebiyat!

Yaşasın dünyanın tüm ağaçları!”

Aysel AKSÜMER 

Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 327
Toplam yorum
: 398
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 459
Kayıt tarihi
: 22.03.10
 
 

1966 doğumluyum. Halkla İlişkiler bölümü mezunuyum. Iki çocuk annesiyim. Edebiyatın hep okuyucu t..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster