Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '12

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
3320
 

Yoğunlaştırılmış Psikoterapi: “Hücum Terapisi”

Yoğunlaştırılmış Psikoterapi: “Hücum Terapisi”
 

 


İnsanın ruhsal dünyası son derece soyut, karmaşık ve kişiye özgüdür. Bir bilim olarak psikoloji on yıllardır insanı farklı bakış açılarıyla ele alarak anlamlandırmaya ve insanın yaşadığı psikolojik sıkıntılara çözüm bulmaya çalışmaktadır. Bu sebepten dolayı günümüze dek psikolojik sorunların çözümünde kabul gören onlarca farklı kuramsal bakış ve kullanılan yüzlerce psikoterapi tekniği geliştirilmiştir. Ancak bugün bile herkes tarafından tamamıyla kabul gören bir kuram ya da teknik yoktur denilebilir, zira her bir teknik ve kuram danışanlar üzerinde farklı etkiler yaratır. Birinden danışan çok fazla yararlandığı gibi bir başkasından fayda göremeyebilir, hatta bazı teknikler danışana fayda sağlaması yerine zarar verebilir. Kimi zamanda, kabul edilen kurumsal bakış ya da kullanılan teknik bir danışanda son derece etkili sonuçlar doğurabildiği gibi bir başka danışanın hiçbir gelişim göstermemesine neden olabilir. 

Eğer terapistin elindeki tek alet bir çekiç ise her şeyi çivi zannedebilir. Diğer bir deyişle terapistin bildiği kuram ve teknik sınırlı ise olaylara bakış açısı da o derecede sığ olacak ve çoğu zaman danışan için zorlama bir psikoterapi süreci uygulayacaktır. Bu bilgiler ışığında denilebilir ki, psikoterapi kesinlikle uygulaması kolay bir iş değildir. Zengin bir bilgi birikimi, farklı kuram ve tekniklere hakimiyet, üstün bir zeka ve empati becerisi gerektirir. 

Psikoloji camiasında son yıllarda kabul gören genel görüş şudur; danışanın sorunlarının çözümünde tek bir kuramda ya da sınırlı tekniklerde ısrar etmektense, danışana en fayda sağlayacak kuram ve teknikleri belirleyip ona göre bir psikoterapi süreci başlatmak en uygun müdahaledir. Bu anlayışın diğer adı bütüncül bir bakış açısı ile süreci ele almaktır. Yani danışanın en fayda göreceği yöntem ve teknikleri birçok seçenek arasından seçip ona göre müdahalelerde bulunmak en etkili ve sağlıklı yoldur. 


Kulağa oldukça mantıklı gelen bu yöntem sanıldığı kadar basit değildir. Bunun için psikoterapistin birçok kuramı yakından tanıması ve tekniklere hâkim olması gerekir. Yukarıdaki çekiç ve çivi örneğinden yola çıkarsak, terapistin alet çantasında yalnızca çekiç değil birden fazla alet olmalı ve terapist gerektiğinde o aletleri ustaca kullanabilme yetkinliğine sahip olmalıdır. Böyle bir yetkinlik bütüncül bir psikoterapi eğitim sürecinden geçmeyi gerektirir. Bu süreç boyunca terapist birçok kuramı tanır, mantığını anlar ve bunun doğrultusunda uygulanan tekniklerin hangi tür danışanlarda ve sorunlarda daha etkili olacağı konusunda bir anlayış geliştirir. Bütüncül psikoterapi bağlamında kişiye özel hangi kuram ve tekniğin etkili olacağını bildikten sonra terapiye başlamak son derece etkili sonuçlar doğurur. 

Uygulanacak yöntem ve tekniği belirlerken ki kilit nokta danışanı çok iyi tanımak ve çözümlemektir, ancak bu kolay bir iş değildir. Her insan aslında kendi içinde koskoca bir dünyadır; onun davranışları, duyguları, düşünceleri, çocukluk yaşantıları, bilinçdışı süreçleri, geçmiş yaşam olayları, değer yargıları, yetiştiği kültür, genetik mirası ve daha birçok etken danışanın bugüne gelmesinde rol oynamıştır. Dolayısıyla danışanın yakından tanımadan yapılan müdahaleler etkisiz olabilir, psikoterapi sürecini uzatabilir ve hatta danışana zarar verebilir. 

Bu sebeplerden dolayı, danışanlarda daha hızlı ve etkili sonuçlar sağlamak için bütüncül psikoterapi bağlamında hücum terapisi uygulanmaktadır. Hücum terapisi ilk etapta yoğunlaştırılmış 40 seansı kapsamaktadır. Seans sayısı mevcut sorunun şiddetti ve danışanın kişilik yapısına bağlı olarak değişiklik kimi zaman değişiklik göstermektedir. Bu yoğunlaştırılmış program danışanla beraber 15 ila 20 gün arasına sıkıştırılmakta, danışanın ve terapistin programına göre kimi zaman günde her biri 50 dakikadan oluşan 2-3 seans halinde yapılmaktadır. 

Hücum terapisinde ilk olarak danışanın şikâyetleri, sorununun ne olduğu, ne zaman başladığı, nasıl devam ettiği araştırılır. Sonraki seanslarda danışanın anne karnından itibaren tüm bebeklik, çocukluk, ergenlik ve sonraki dönemleri detaylı olarak dinlenerek geçmişindeki belirleyici sebepler tespit edilir. Aynı şekilde danışanın vefat etmiş ve yaşayan aile bireylerinin ve yakın akrabalarının kişilik yapıları ve ruhsal durumları tek tek incelenerek bir soy ağacı çıkartılır. Bu kaynaktan danışanın mevcut durumunu etkileyen ailesel faktörler belirlenir. Bunlara ek olarak danışanı etkileyen güncel tetikleyici olaylar ve sorunun devam ettirici etkenleri araştırılır. 

Hücum terapisi büyük bir yapbozu oluşturma sürecine benzetilebilir. Her danışan parçaları dağınık bir yapboza benzer. Terapistin görevi yapbozun parçalarını deyim yerindeyse didik didik edip her bir parçayı uygun yerine koyarak parçaları bütünleştirmektir. Hücum terapisinde de sabır ve sebatla toplanan her bir bilgi yapbozda yerine koyulan bir parça niteliği taşır, netice olarak yapbozun bulunan parçaları birleştirildiğinde ortaya bir resim çıkar. İşte deneyimli bir psikoterapist ortaya çıkan bu resmi göz önünde bulundurarak danışanın genel kişilik yapısı ve tekrarlayan hatalı döngüsünü hakkında bir fikir sahibi olur. Bunun sonucunda danışanına en uygun olan psikoterapi reçetesini sunar. 

Terapist bütüncül psikoterapi bağlamında, danışana en uygun kuramsal yaklaşımı ve teknikleri kullanarak hücum terapisi sürecini formüle eder. Danışana uygun yorumlar ve yüzleştirmelerle ayna tutar. Bu süreç içerisinde danışana anlayabileceği bir dille bir takım psikoloji bilgileri de aktarılır. Psiko-eğitim de denilen bu süreçte insanın ruhsal gelişimi, bilinçdışının işleyişi, savunma mekanizmaları vb. birçok konuda danışan bilgilendirilir. 

Hücum terapisindeki tüm bu aşamalar sonucunda danışan âdete kendi durumuyla ilgili bir aydınlanma yaşar. Şimdiye kadar uzmanlara başvurmasına rağmen anlamlandıramadığı ve çaresiz kaldığı sıkıntılarının kaynağı hakkında mükemmel bir içgörü geliştirir. Bu tablo danışanın psikoterapiye olan inancını artırarak sürece güven duymasına neden olur. Yaklaşık 20 gün süren hücum terapisi sonunda görüşmeler haftada 1 veya 2 olarak düzenlenir ve danışan istediği hedefe yaklaştıkça 2 haftada bire inilebilir. Bu süreç her danışana göre farklılık gösterir. Psikoterapinin tamamen sonlandırılmasına terapist ve danışan karşılıklı konuşarak karar verir ve gerektiğinde seanslar daha da seyrekleştirerek süreç sonlandırılır.

Ülkemizde psikoterapi hizmeti giderek yaygınlaşmakta ve çeşitlenmektedir ancak psikoterapi hizmeti alan ya da psikoterapiye başlamayı düşünen insanların kafalarındaki en büyük soru işareti “acaba işe yarayacak mı?” dır. Kişiler böyle bir düşünce içerisinde olmakta son derece haklıdır zira psikoterapi süreci çoğu zaman oldukça maliyetli, zaman ve enerji tüketici olduğu kadar duygusal yoğunluğu fazla olan bir süreçtir. Bunlara ek olarak maalesef bu alanda sözde “psikoterapist” ya da “uzman” olarak geçinenler ve neyi niçin yaptığını kendisi bile bilmeyen tecrübesiz ve bilgisiz kişiler kol gezmektedir. Böyle bir ortamda kimi danışanlar psikoterapi ile ilgili talihsiz tecrübeler edinmiş ve bu alana olan güvenleri sarsılmıştır. Ancak herhangi bir ruhsal rahatsızlıktan mustarip bir kişi eğer sorunla kendi baş etme becerileri ile baş edemiyorsa psikoterapi hizmeti almaktan çekinmemeli, bu konuda talihsiz tecrübeler yaşasa bile tekrar denemede tereddüt etmemelidir. Aksi takdirde sürekli yaşanılan ve çözüm bulunamayan psikolojik sorunlar kişinin yaşamdan aldığı doyumu azalttığı gibi ailesini, ilişkilerini ve iş hayatını da olumsuz etkilemektedir. Bu durum kişinin geleceğe güvenle bakmasını engellemekte ve etrafındaki fırsatları kaçırtarak kişiyi ümitsizliğe sevk etmektedir. Maalesef birçok insan yıllarca bu zorlukları yaşamaktadır. Bu açıdan bakıldığında psikoterapi kişinin yaşamını tamamıyla olumsuz etkileyen sorunlarından kurtulmak için denemesi gereken bir alandır. Bu sürecin çoğu zaman maliyetli, zaman alıcı ve kimi zaman da duygusal olarak yorucu olması su geçirmez bir gerçektir, ancak aynı gerçek fiziksel bir tedavi sürecinde de geçerlidir. Örnek vermek gerekirse; beyninde tümör olduğunu ve yaşamının tamamen bundan olumsuz etkilendiğini bilen bir birey, biraz imkânı varsa milyarlar vererek, acı çekerek, zaman harcayarak ve kimi zamanda risk alarak böyle bir ameliyatı olmakta tereddüt etmez. Başarılı geçecek bir ameliyat sonucunda çektiği acılar son bulur ve belki de yepyeni bir hayata başlar. Sonuçları cerrahi bir ameliyattaki kadar somut olmasa da, psikoterapi de layıkıyla ve neyi niçin yaptığını bilerek uygulandığı takdirde soyut olan ruhsal yapıda çok büyük etkiler yaratan ruhsal bir ameliyat niteliği taşıyarak kişinin tüm yaşamını olumsuzdan olumluya çevirebilir. 

Bu yazının ana konusu olan hücum terapisine geri dönersek; bütüncül psikoterapiye hâkim, bu konuda bilgisi ve tecrübesi olan bir terapistle hücum terapisi gibi bir sürece girmek kısa zamanda son derece çarpıcı sonuçlar doğurduğu gibi yıllardır kişiyi etkileyen birçok semptomun da azalarak yok olmasını sağlamaktadır. Hücum terapisinin getirisi ve götürüsü bir terazinin iki kefesine konulduğunda, haftada bir ya da daha seyrek uygulamaları olan psikoterapilere göre getirisi çok daha ağır basan bir terapi olduğu hücum terapisi uygulayan uzmanların tecrübeleri ile sabittir. Dolayısıyla hücum terapisinin çok daha fazla ertelemeden kesinlikle denemeye değer bir terapi süreci olduğu söylenebilir. (Bkz. Uzmanın diğer makalesi:" Psikoterapi nedir, ne değildir ve nasıl fayda sağlar?")

idem kucur tonoz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3424
Kayıt tarihi
: 06.12.11
 
 

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ,“Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık” bölümünden mezun oldum. Yüksek lisans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster