Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '12

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
4132
 

Yök artık daha neler

Yök artık daha neler
 

Müjde tüm fen-edebiyat fakültesi öğrencileri! Formasyon kalktı! Siz “yök artık, daha neler, böyle müjde mi olur” diyedurun ben sizi ikna etmeye çalışayım.
Fen- Edebiyat fakültesinin asli amacı bilim insanı yetiştirmektir. Bu fakülteden mezun olan kişi, düz mantıkla baktığımızda direkt olarak yüksek lisans yapar, doktorasını vermeye çalışır ve bilim adına çalışmalar yapmak için yanıp tutuşur. Peki gerçekte durum nedir?
Fen-Edebiyat fakültesinin bölümleri nelerdir önce bir onu cevaplayalım; Fizik, kimya, biyoloji, matematik, sosyoloji, psikoloji, felsefe, edebiyat, sanat tarihi, antropoloji, arkeoloji, tarih…
Bu fakülteleri tercih eden öğrenciler kimlerdir? Bilim aşıkları mı?
Hayır. Müzmin işsiz öğretmen adayıdır onlar. Hem de saçma sapan bir haksızlıkla -haklarını savunduklarını- iddia ederler pişkince. Öyle bir öznel bakarlar ki olaya, onların yüzünden öğretmen olamamış eğitim fakültesi mezunlarını görmezden gelirler çoğu zaman. Eğitim fakültesi mezunları yalnızca öğretmen olabiliyorken fen-edebiyatçı çok geniş bir skalaya sahiptir. Kendi okuduğum bölümden örnek verelim, sosyolojiden:
Düne kadar sosyoloji bölümü mezunu formasyon alıp, felsefe grubu öğretmeni oluyordu, ama aynı zamanda sosyolog adayı, aynı zamanda sosyal hizmetler uzmanı adayı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık adayı, aile danışmanlığı adayı, araştırma şirketi yönetici adayı, hatta ve hatta ünlü bir içecek firmasının il veya ülke sorumlusu da sosyoloji mezunu kişiler olabiliyordu. Zavallı eğitim fakültesi mezunu da atama sorunu yetmiyormuş gibi sosyoloji, psikoloji ve felsefe bölümü mezunlarıyla yarışmak zorunda kalıyordu. Sonra sosyoloji mezunu kişi utanmadan “devletin bu eksik öğretmen istihdamı” politikasına karşı çıkıyor, cebindeki yumurtayı gösteriyordu. Sorsan haksızlığa uğradığını iddia eder.
İşin bir de şu boyutu var: Fen-Edebiyat fakültesi hiçbir öğrenciye formasyon vadetmiyordu. Yani bilinçli olarak fef (fen-edebiyat fakültesi)’e gelmiş biri formasyon için bu fakülteye gelmez ve sorsan tüm fef öğrencileri bilinçlidir. Öyle bir bilinçten bahsediyoruz ki öğretmen olmak isteyen biri fef’in edebiyat bölümüne gelip, soranlara “ben edebiyat öğretmeni olacağım” diyebilmekte. Bu bilinç öyle bir bilinç ki üniversite tercihinde örneğin 100 puan alan biri, 100 puanlık bölüm seçiyor, 98 puanlık bir bölüme tenezzül etmiyor, şöyle somutlaştıralım: adamın biri türkiye birincisi olmuş, amacı arkeolog olmakmış, ama “arkeolojinin puanı düşük, bu puan ziyan olmamalı, hukuk yazayım bari”. Şaka gibi gözükse de durum gerçekten budur. Türkçe öğretmenliği isteyen biri, puanının Türkçe öğretmenliğine yetmeyeceğini anlayınca fef’deki edebiyat bölümünü tercih eder, altına birkaç sosyoloji bölümü, onun da altına kamu yönetimi, işletme, iktisat gibi kel alaka birkaç bölüm yazar ve “bilinçli tercihini” yapmış olur. Bu insan öğretmen olsa sana ne verebilir, kaymakam olsa bana ne verebilir, sosyolog olsa topluma ne verebilir. Bir de konusu geçmişken söyleyelim: nedir sosyolog? Sosyolog kime denir? Bana denmeyeceği kesin! Ama bizim öğretmen olmayı isteyen sosyoloji bölümü öğrencilerimiz o kadar küstah (veya cahil) ki, cümlelerine çoğu zaman “biz sosyologlara göre” diye başlarlar. Sosyoloğun, akademisyen sosyoloji bölümü mezunu demek olduğunu bilmezler. Sosyoloji öğrencisidir ama ben sosyoloğum der, sosyoloji mezunudur ben sosyolog oldum der. Demesi bu kadar kolaydır hakikaten. Terminoloji bilmeyen adam, öğretmen mi olacak? Hem de o kadar eğitim fakültesi mezunu varken… Bırakın kardeşim olmayın öğretmen falan. Eğitim fakültesi mezunu arkadaş “ben sosyolog olacağım” derse cevap veremezsiniz (çünkü sen bile ben sosyoloğum diyebilmektesindir). Neyse, konumuz formasyon…
Pedagojik formasyon kime verilir bir de onu yanıtlayalım. Öncelikle bilmeyenler için basit bir tanım yapalım, formasyon; öğretmenlik ehliyetidir. Bu çılgınlığa kapılan üniversiteler önceleri hemen hemen tüm fef öğrencilerine kucak açtılar. Sonra kontenjanlar belirlediler ve kriterler getirdiler. Mesela 2,50 genel not ortalamasına sahip olmayan biri formasyon almayı hayal bile edemez ki üniversitede notların 4,00 üzerinden olduğunu göz önünde bulundurursak 2,50 başarılı bir diploma notudur. Üniversiteler bunun yanı-sıra kotalar koyarlar, örneğin 30 formasyon öğrencisi alacak bir üniversitede taban diploma puanı 3,50’lere bile çıkabilir. Yani 2,50 diploma puanı sana yetmeyebilir. Ne var bunda değil mi? Başarılılar öğretmen olacak işte ne güzel… E başarısızlar ne olacak? Hani fen-edebiyat fakültesinin asli amacı bilim insanı yetiştirmekti? Başarılılar formasyon alacak, başarısızlar bilim mi yapacak? E o zaman nasıl ilerleyeceğiz?
Şimdi eminim ki fen-edebiyat fakültesi öğrencileri isyan bayraklarını çıkartacaklar. Çıkarmayın arkadaşlar! Bu formasyon çılgınlığı zihniyeti fizik bölümünü bitirdi, Türkiye’de fizikçi yetişmezken, elini sallasan fizik öğretmenine çarpar oldu ki fiziğin ne kadar önemli olduğunu Einstein, Tesla veya Hawking gibi insanlar bize kanıtladılar. Bu hususta uzun uzadıya yazmaya bile gerek yok. Biyoloji bölümü mezunu biyolog adayları bitmeden, sosyolog adaylarının soyu tükenmeden, kimyagerler kimya öğretmenliğine evrilmeden, bu formasyon çılgınlığına son verilmeliydi. Bir fen-edebiyat bölümü sosyoloji öğrencisi olarak Yök’e gönülden teşekkür ediyorum. Romantik bir söylemle, “kendim için değil, ülkem için”…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1694
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Müstakbel sosyolog, çeyrek şair, yarım yazar... Dünya'yı kurtaramam ama en azından birileri gibi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster