Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

27 Nisan '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
402
 

Yok Olan Bütün Kadınlar

Yok Olan Bütün Kadınlar
 

.    Polikliniğin kapısı, çalmadan, hızla açıldı. Acildeki hemşire hanımlardan birisi, kafasını kapıdan uzatarak, doktor Efsun'a seslendi: "Doktor hanım, çok acil bir hasta var, kan kaybediyor, hastanın yakınları da kadın doktor isteriz diye tutturdular, doktor beye de izin vermiyorlar bakması için, gelebilir misiniz?" Efsun, hemşireyi ikiletmedi, hızla kalktı ve acile doğru koşmaya başladı. Sabahtan öğleye kadar, yüz elli hasta bakmıştı, halâ da kapının önünde yığılıydı hastalar. Bir başka doktor arkadaşı daha poliklinik yapıyordu ama orda da durum aynıydı. Bir arkadaşları köylere aşıya gitmiş, eşi de otopsiye çağrılmıştı. Var güçleriyle çalışıyorlar ama yine de zamanı yetiremiyorlardı.

.    Acil odasına girince, ilk gördüğü şey, kan-revan içinde bir genç kızdı. On dört yaşlarında kadar, siyah saçlı, iri gözlü, küçük bir kız... Güzel gözleri korku içinde Efsun'a dikilmiş, titreyerek bakıyordu. Küçük kızın yanında, yaşlıca bir adam ve ondan daha da yaşlı bir kadın vardı. Efsun,"babası ve büyük annesi her halde" diye düşündü. Yaşlıca adama dönüp, ne olduğunu sordu. Adam kırık dökük Türkçesiyle bir şeyler anlattı ama, Efsun anlamadı. Oralı hemşirelerden birini çağırması için, yanındaki ebeyi gönderirken, bir yandan da kızcağız kan kaybından şoka girmesin diye, damar yolu açıyor, serum bağlamaya çalışıyordu. Hemşire hanım hemen geldi. Bir yandan Efsun'un sormasını istediği soruları sorup, cevapları alıyor, bir yandan da Efsun'a yardım ediyordu.

.    Durum çok acıklıydı. Genç kız, yaşlıca adamın üçüncü karısıydı. Önceki iki karısı bir türlü oğlan doğuramayınca, bu kızcağızı almıştı üçüncü eş olarak. Yanlarındaki kadın da kaynanasıydı küçük kızın... Genç kız, adama verildikten kısa bir süre sonra hamile kalmış, oğlan doğurur umuduyla da evde işe güce baktırılmamıştı. Bu durumu kıskanan diğer iki eş birlik olup, ellerinde sopalarla küçük kızcağıza saldırmışlar, öldüresiye dövmüşlerdi... Zavallı kızcağız bir de düşük yapmıştı üzerine... Gebelik haftası biraz büyük olduğundan, düşük, neredeyse doğum gibi olmuş, çok kan kaybediyordu. Bu kan kaybının sebebi, içeride plasenta (eş-son) olması ya da plasenta parçaları kalması idi büyük ihtimalle. Yaşlı kadına sordular, düşük yaptıktan sonra plasentanın çıkıp çıkmadığını... Yaşlı kadın, elindeki bez bir keseden, kanlar içinde bir bohça çıkardı hemen. Bohçayı açtıklarında, minicik bir erkek cenin ve plasentayı gördüler. Efsun şaşırmıştı doğrusu, kadının bunları toplayıp getirmeyi akıl etmesine... Dikkatle plasentayı inceledi ve bütünlüğünün bozulduğunu, bazı yerlerinin parçalandığını gördü. "Eyvah!" dedi kendi kendine, "bu iş çok zorlaşacak".

.    Hemen eline eldivenleri giydi Efsun... Küçük kızın, küçük bedeninin müsaade ettiği kadarıyla, elini daldırıp, ulaşabildiği plasenta parçalarını çıkarmaya başladı. Parçaları çıkardıkça, kanama azaldı, sızıntı şekline döndü. Mutlaka bir kadın-doğum uzmanının görmesi gerekiyordu, kürtaj olması lâzımdı küçük kızın... Ve gözetim altında tutulması lazımdı bir müddet...

.    Adama dönüp, durumu anlattı. Ama adam ayak diretiyordu, götürmemek için. Sebebi de şehirde bayan kadın-doğum uzmanının olmamasıydı. Çok sinirlendi Efsun, çaresizce anlatmaya çalıştı ama ikna edemedi adamı... Bu durum, aynı zamanda adli bir vaka olduğu için, polisleri de çağırmıştı Efsun. Onlar tutanaklarını tutuyorlardı yan tarafta. Hastayı gönderdikten sonra, Efsun da adli raporlarını düzenleyecekti. Efsun onlardan yardım istemeye karar verdi ve polislerle konuştu. Polisler, eğer kadın ölürse, adamı tutuklayacaklarını, çünkü  hastanın tedavisini engellediği için, kasten adam öldürme suçu işleyeceğini söylediler. Adam bunu duyunca, hemen ikna oldu ve hastanın ambulansla nakline zoraki de olsa izin verdi.

.    Yasal olarak, acil bir hastayı nakletmek için, yakınının iznine gerek yoktu ama o bölgenin dinamikleri, bunu zorunlu kılıyordu, zor bir bölgeydi çalıştığı yer...

.    Bütün bu durumlar, beş dakika kadar kısa bir sürede yaşandı. Zaten ambulansı hazırlatmıştı Efsun, kapıda bekliyordu... Küçük kıza bütün gereken ilk müdahaleler yapılmıştı. Ambulansa bindirildi küçük kız, yanına da kocası olacak adam oturtuldu. Artık beklemekten ve iki saat uzaklıktaki şehre sağ salim varması için dua etmekten başka yapacağı bir şey kalmamıştı Efsun'un....

.    Saatler sonra geri dönen ambulansın sesini duyan Efsun, heyecanla koştu dışarı. Ambulanstan inen hemşirenin yüzü gülüyordu, "çok şükür!" dedi Efsun. Kızcağız sağ salim hastaneye teslim edilmiş, kadın-doğum uzmanı hemen muayene etmiş ve "plasenta parçaları alınmasaydı, kanamadan kesinlikle ölürdü" demiş... Hemşire hanım bütün olan biteni de anlatınca, kızcağızın kocasına çok kızmış ve "git o doktorun ellerini öp" diye fırça atmış...

.    Akşamın yorgunluğu çökmüştü Efsun'un üzerine...Onca hastadan sonra, eve gitmek ve dinlenmek için can atıyordu ki, polisler aradı, gündüz ambulansla gönderdiği hasta için. Adli raporları doldururken, durum çok  acil olduğundan, kimlik filan sormamışlardı hastaya. Meğer kızcağızın kimliği yokmuş, nüfusa kayıtlı değilmiş... Polisler de belgelerde sorun olmasın diye aramışlar, uyarmak için... "Vay be!" dedi Efsun... Bu gün kurtardığı candan, kimsenin haberi yoktu! Yasal olarak öyle bir kadın yoktu!  Kızcağız ölse, kimse bilmeyecekti... "Ama benim haberim var" dedi Efsun mırıldanarak. "Yok olan bütün kadınlardan haberim var...Her zaman da haberim olacak."

.    Yorgun adımlarla, bir kadın olarak var olduğu ve sevildiği yuvasına doğru yürüdü, eşi ile el ele... Yorgun ama mutlu... Ve bir kadın olarak var olmanın derin huzuruyla...

---

Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe---27.04.2018

Grafik/resim tasarım: F.Fisun Gökduman Kökcü

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vay bee..O küçük bedenden plesenta parçalarını çıkarmak Efsun'un işi değildi belki ama bir can kazandırmıştı yaşama, ama kayıtlarda geçmiyordu..! Adı yoktu..! Kadının Adı Yok!!! Hayretle bazen gülümseyerek, bazen hüzünlenerek, bazense kafamda şimşekler çakarak okuyorum bu mesleki yaşamdaki birikimlerinizi ve bana saygıyla selamlamak düşüyor ibretle okunası yazımlarınızı ve sizi...Selam Olsun

emine gezkin 
 07.05.2018 9:17
Cevap :
Teşekkür ederim canım benim.Bazen hüzün,bazen neşe,bazen acı ile geçti gitti 26 yıl.Elimden geleni yapmış olmanın huzuru içinde emekli oldum artık.Anılarımı yavaş yavaş paylaşıp,omuzlarımdaki ağır yükü atmak istiyorum bazen.Yazmamın nedeni bu.Okuyan yürekler sağ olsun...Ağır bir grip geçirdiğim için cevaplarım gecikti.Beni affedin canım benim.Saygı,sevgi,selam benden olsun,senin gibi tüm güzel yüreklere...Can aileni ve seni öpüyorum.  09.05.2018 11:28
 

Hikayenizi okuyunca adı olmayan kadınların hikayelerinin ne kadar büyük olduğunu düşündüm. Ülkemiz bir çok konuda yoksul olduğu için( bilgi, kültür, etik anlayış...) yaşanan hikayelerde oldukça zengin, (hikayede eminim dünyanın en zengin ülkeleri arasındadır.) Doktor olmanız sebebiyle bu tür hikayelerle karşılaşmanız kaçınılmaz; o kadar yoğunluk içinde bu yaşantıları okuyucularla paylaşmanız takdir edilecek bir davranış. Konuya duyarlılığı arttırdığı gibi uzağımızdaki yaşantılardan da bizi haberdar ediyorsunuz. Elinize yüreğinize sağlık.. Selam ve sevgilerimle...

Nurbanu Kablan 
 03.05.2018 10:11
Cevap :
Yazabileceklerim yanında,"yazmaya cesaret edebilecek miyim acaba?" diye düşündüklerim de çok.Öyle akıl almaz şeyler yaşadım ki ben bu ömürde,aklımı kaybetmekten korktum çoğu zaman.Hekimlik bana hayatı öğretti ama acımasızca....Her hasta bir hikaye idi.Yirmi altı yılda,binlerce hasta gördüm,binlerce de hikaye yaşadım....Bir ay kadar önce ,emekli oldum.Aslında,2011 den beri Milliyet blogdayım.Ama son zamanlarda daha sık yazdığım için,beni yeni yeni tanıdı çoğu dost.Geçmişte yazdıklarım da böyle gerçek öyküler...Ama eskiden pek sık yazmadığım için,çoğu gözden kaçtı her halde.Siz çok duyarlı bir insansınız sevgili Nurbanu hanım.Yazılarınızda,bunu rahatlıkla görebiliyorum.Biz yazabilen kadınlar,el birliğiyle yazalım bu sorunları,duymayanlar duysun,görmeyenler görsün...Okuyan yüreğiniz var olsun.Sevgilerimi gönderdim size,kucak dolusu,selamlarımla birlikte...  03.05.2018 16:28
 

Günaydın Sevgili Doktorum, erkeklerinde kabahati yok. Bu kanıksanmış bir yaşam şekli. Bunun önüne de ancak eğitim ve caydırıcı yasalarla geçilebilir. Doktor Efsun'un korkusuzluğu,insan sevgisi, mesleki yeterliliği işte eğitimin neler yapabileceğinin en büyük göstergesi. Elbette bir de sizin o belirttiğiniz herşeyin ötesinde adı konmayan bir duygu var. Akıldan, mantıktan öte. Sizi öteki herkesten ayrıcalıklı kılan; vicdan galiba. Sevgiler dokturum...

SAYHAN 
 02.05.2018 7:51
Cevap :
Tünaydın Sultan'cığım.Yaralar derin...Oralar ayrı bir dünya...Erkek de sıkıntıda,ailesine boyun eğiyor.Çocuğunu kucağına alması yasak,eşine sevgi göstermesi yasak,istediğiyle evlenemez,istediğini yapamaz.Kadın-erkek-çoluk-çocuk herkes mutsuz...Ataerkil düzenin tüm vahşiliğiyle işlemesine tanık oluyoruz oralarda.Ben çeyrek yüzyıl öncesini biliyorum,şimdilerde belki bir şeyler değişmiştir,kim bilir?Eğitim ve ciddi yasalar.Çare bu...Ben elimden geleni yapmaya çalıştım Sultan'cığım.Ama yetemedim be canım...Güzel sözlerinle duygulandım,gözümden bir damla yaş süzüldü yanağıma.Sevgiler yolladım yüreğimden,bir damla gözyaşıma yükleyerek.Hep böyle kal...  02.05.2018 15:15
 

Yıl kaç oldu, çağ hangi çağ, karşılaştığınız vak’a ve niceleri ne yazık ki hâlâ toplumumuzun derin yarası Fisun hanım. İyileştirilemiyor bir şekilde!!!?? “...kadın olarak var olmanın derin huzuruyla” yaşamaktan bihaber, bilse de çaresiz nice kadın, kara fikirlerin zindanından kurtulamıyor. Ne mutlu size ki vicdanınız rahat; elinizden geleni yaptınız, yapıyorsunuz. Akıcı üslubunuzla yazdığınız her mesleki anınız bir ibret öyküsü. Elinize, yüreğinize sağlık. Sevgiler, saygılar...

Tuğba Şardan 
 01.05.2018 15:24
Cevap :
Kadınların dramına ortak olmak benim kaderim gibi.Batıda bile,kadın doktor olduğum için beni seçenler vardı.Bu yüzden,doktor olduğum için değil ama kadın olduğum için,ben hep olayların orta yerine düştüm.Elimden geleni her zaman yapmaya çalıştım ama ben okyanusta bir damlaydım...İsterdim ki,yasalar korusun kadınları.gelenekler değişsin,kadın olmak utanılacak bir şey olmaktan çıksın.Ben cinsiyetim için utanmak veya gurur duymak istemiyorum.İnsan olmak önemli benim için,eşit olmak...Yorumunuz benim için çok değerli Tuğba hanım.Sevdiğim bir yazarın güzel sözleri,çok onurlandırıyor beni inanın.Teşekkür ediyorum size ve sevgilerimi gönderiyorum yüreğimden.Sağlıcakla kalın...  01.05.2018 18:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 236
Toplam yorum
: 678
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 264
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Evli ve bir oğul annesi, emekli tıp doktoruyum. Paylaşacağım linkte, halk müziği ile ilgili çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster