Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

15 Nisan '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
288
 

Yok Sayılan Kadın

Yok Sayılan Kadın
 

Şimdilik bununla mutlu ola dur, Efsun Hanım...


.    Polikliniğin kapısı iki tıklatıldı, sonra yavaşça açıldı. Doktor Efsun, kapıdan giren kadına doğru baktığında, ağlamaktan şişmiş bir çift gözle karşı karşıya geldi.

.    Efsun, yeni mezun olmuştu... Eşi, biraz daha önce mezun olup, mecburi hizmet kurasında bu çok uzaklardaki şehri çekince, Efsun da buraya geleceğini biliyordu kesinlikle... Çünkü sevdiğinden bir gün daha ayrı kalmaya dayanamazdı.

.    Bu çok uzaklardaki şehirde, kadın doktor bulmak nerdeyse imkansızdı o zamanlar. Çünkü kadın doktorları o bölgeye göndermiyorlardı eskiden. Bu yüzden, meraklı kalabalıklar gelip gelip gidiyor, kadın doktorun neye benzediğini anlamaya çalışıyorlardı. Ama karşılarında, at kuyruklu, kot pantolonlu, bir buçuk metre boyunda, elli kiloluk ufak tefek Efsun'u görünce, büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar, küçük bir kız çocuğu kıvamındaki bu doktora muayene olmak istemiyorlardı. Erkek doktorlara yöneliyorlar, bir türlü kadın doktora güvenemiyorlardı.

.    İşte bu yüzden, poliklinik kapısı tıklatılınca, çok şaşırmıştı Efsun. "Buyrun" demeye kalmadan, ağlayıp duran kadın, koşarak Efsun'un ellerine yapıştı. Hem ağlıyor, hem Efsun'un ellerini öpüyor, bir yandan da konuşmaya çalışıyordu. Dil sorunu yaşadıkları için, ne dediğini anlamakta zorlanıyordu Efsun. İmdadına, oralı bir hemşire hanım yetişti. Kadıncağızın derdini dinledikten sonra, Efsun'a da anlattı hemşire hanım. Bir yandan da, kadının başındaki örtüyü açtı... Hiç saçı yoktu kadının. Derdi buydu ama, asıl, dertlerin büyüğünü anlatmaya başladığında, dondu kaldı Efsun... Kocası, saçı yok diye üzerine kuma getirecekmiş. Buna çok üzülmüş kadıncağız. Efsun da üzülmüştü kadının haline...

.    Muayene etmeye başladı. Saçlar diplerinden kırılmış gibiydi. Yeni doktor olduğundan, panikledi tabii ki... Tecrübesi yoktu ki garibimin... Ama bu kadıncağıza mutlaka yardım etmek istiyordu. Saçı yok diye kadının üstüne kuma mı getirilirdi canım?!!!

.    Efsun, ilerde bundan daha beter şeyleri göreceğini bilmiyordu ne yazık ki... Gördükçe şaşıracak, öfkelenecek, ama zamanla da alışacaktı... İnsan nelere alışmıyordu ki?

.    Kadının kaç yaşında olduğunu ve doğum yapıp yapmadığını öğrenmek istedi. Hemşire hanım kadına soruları sorup, cevapları Efsun'a verirken, Efsun, duyduklarına inanmak dahi istemedi... Bir kadın nasıl yirmi iki yaşında olup, beş doğum yapmış olabilirdi? Aklı almıyordu, kaç yaşında evlenmişti bu kadıncağız? Sorusunun cevabı, hemşire hanımdan geldi: "On iki yaşında evlenmiş doktor hanım."

.    Daha önce aklına gelen bütün olası tanıları sildi kafasından. Bu kadar doğum yapıp, bunca zayıf olan bir kadında, demir eksikliği olmaması imkansızdı. Saç dökülmesinin en önemli sebebi buydu. Yetersiz beslenme, sık doğum, uzun süren emzirme dönemleri, kanındaki demirin dibine darı ekmişti besbelli... Tetkik yaptırma şansı da yoktu maalesef. İmkansızlıklar içinde çalışıyorlardı. Öğrendiklerine göre, hiç bir hamileliğinde demir takviyesi almamıştı, hatta doktora bile getirmemişlerdi garibimi. Bütün doğumlarını da evde yapmıştı üstelik. Peki nasıl oldu da bu gün doktora getirmişlerdi O'nu? Cevabı duyunca, ağlasın mı, gülsün mü bilemedi Efsun... Erkek doktorların muayenesi haramdır diye daha önce getirmemişlerdi ama, kadın doktor olunca iş değişmişti. "Eşin nerede?" diye sordu Efsun. Kapının dışındaymış, içeri çağırdılar, geldi...  "Anlat" dedi Efsun, adam anlatmaya başladı. Eğer kadının tedavisi ucuza gelecekse, tedavi etmesini, pahalı olacaksa, yeni bir kadın alacağını söyledi adam. Bu gün karısını muayeneye getirme nedeni buymuş, tedavi maliyetini öğrenmekmiş...

.    Öfke dalga dalga geliyor, beynine kan hücum ediyordu Efsun'un. Ama sakin olmalıydı, yoksa kadıncağıza bir faydası olmayacaktı. Adamı ürkütürse, kadını alır gider, tedavi ettirmezdi. Bu yüzden, ya sabır diye diye, konuşmaya başladı Efsun. Adamın anladığı dilden konuşmalıydı. Yeni bir kadın almak için, kaç lira başlık parası vereceğini sordu. Sonra da kadıncağızın altı aylık demir tedavisinin maliyetini söyledi. Adamın gözleri parladı, çünkü başlık parasının yanında, tedavi maliyeti devede kulaktı. Ama Efsun'un tedavi etmek için tek şartı, altı ay boyunca sabırlı olup, karısının üstüne kuma getirmemesi idi. Prensipte anlaştılar!!! Efsun, tedaviyi düzenledi ve bir ay sonra kontrole çağırdı.

.    Bir ay sonra, polikliniğin kapısı tekrar çalındı. İçeri giren genç kadının gözleri parlıyordu. Tekrar Efsun'un ellerine yapıştı, ama ağlayarak değil, dualar ederek. Tedavi olmaya başlayan kadıncağızın saçları çıkmaya başlamış, halsizliği geçmiş, çocuklarına daha iyi bakar olmuş, ama kadıncağıza göre en önemlisi, eşi kuma almaktan vazgeçmiş... Vah garibim kadınım vah...

.    Efsun, ömründe hiç bu kadar mutlu olmamıştı. Yok sayılan bir kadıncağıza yardım edebilmek, O'nun tekrar mutlu olmasını sağlamak, inanılmaz bir manevi tatmin duygusu yaratmıştı ruhunda... Yok sayılan daha nice kadın olduğunu, zaman içinde acı bir şekilde öğrenecek, isyanlardan isyanlara sürüklenip duracaktı ama henüz bunu bilmiyordu...

.    Şimdilik bununla mutlu ola dur, Efsun Hanım... Hayat sana daha neler öğretecek, bekle ve gör... Bekle ve gör...

---

Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe---15.04.2018

Fotoğraf çekimi: Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok hislendim. Bekledikçe hayattan gelip geçen neler neler gördüm. Satırlarınız insanın yüreğine dokunuyor, zevkle okuyorum yazılarınızı değerli Fisun Hanım. Kalemi yazdıran yüreğinize sağlık, yazılarınızın devamı dileğimle, selamlar sevgiler.

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR 
 07.10.2018 9:59
Cevap :
Hayat,yaşadıklarımızın ve gördüklerimizin bütünü.Ben de hayatımda pek çok şey yaşadım ve yaşanılanlara tanık oldum.Zaman zaman da yazıyorum bu yaşanılanları işte.Değerli yorumunuz ve güzel sözleriniz için teşekkür ederim sevgili Ayfer hanım.Aile büyüklerimizin rahatsızlığı nedeniyle,bir süredir uzak kaldım blogdan ve bir süre daha uzak kalacağım gibi görünüyor.Bu yüzden geç cevaplayabildim sizi,affedin.Sevgi ve selamlarımla,sağlıcakla kalın...  23.10.2018 19:18
 

Yüreğe dokunan bir öykü ve iyi ki Efsun Doktor ve Efsun Doktor gibiler var. Ne yazık ki bu ve bunun gibi yüreğe dokunan nice öyküler var. Bazen umutsuzluğa kapılsakta hayalden öteye gidemese de dilerim bir gün her şey çok güzel olur...Yüreğinize sağlık sevgiler...

Sibel Yılmaz 
 17.04.2018 16:20
Cevap :
Yazılmayı bekleyen,hayatıma girip çıkmış binlerce hasta öyküsünden biriydi bu,sevgili Sibel hanım.Yazarken bile üzüldüm,yaşarken neler hissettiğimi bir bilseniz...Ama artık emekli oldum,yavaş yavaş yazacağım diye umuyorum.Değerli yorumunuz,içtenliğiniz için çok teşekkür ederim Sibel hanım.Dilerim her şey daha güzel olur ama ümidimi kaybettim galiba.Sevgilerimle...  17.04.2018 17:22
 

Kıymetli Dr.Fisun Gökduman Kökçü; Bu unutulmaz ve güzelin ötesi öyküyü kulaklara küpe olacak sözlerle bitirmisiniz.Bekle, sabırlı ol daha neler göreceksin Dr. Efsun. Evet aynen öyledirler, saçı yok, erkek çocuk doğrumadı gibi insanlığa yakışmayacak bahanelerle baharlarını kış eyledikleri kadınları hor görürler.S anki iinsanlık kadın üstüne koma getirmekmiş. Yürekleri olsada merhametsiz, vicdansız, sevgileri mayasız.Yarım asır oldu oralardan ayrıldık bilmiyorum belki hala böyleleri yaşıyordur. İyi ki Dr.Efsun sabırla adamın yüreğindeki şeytani düşünceleri silmiş, kadıncağıza umut olmuş.Önemli ve yazılması gerekli bir öykü. Saygılar sunuyorum.Tüm ailenize sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 16.04.2018 7:47
Cevap :
Değerli yazarım Mehmet Bey.Anadolu kadınının yazgısı, başına bağladığı kara yazma gibidir.Yılar önce yazıp yayınladığım,"yeter kadın"isimli bir şirimde de benzer konuları işlemiştim.Bu öykü,gerçek bir olayın yansıması.Çeyrek asır önce yaşandı.Şimdilerde durum nasıldır bilinmez,zira uzun süredir gitmedim...Önceleri erkekleri suçlamıştım ben de ama,zaman içinde onların da nasıl büyütüldüğünü görünce,onlara da acıdım.Bebecik oğlanların eline silah verilir,ağlarlarsa "kadın gibi ağlama" diye kızarlar.Onları katı,ruhsuz,merhametsiz olmaya zorlayan bir sosyal yapının içinde büyüyorlar.İstedikleriyle evlenemezler,babalarının yanında ayıp diye çocuklarını sevemezler,eşlerini hoş tutarlarsa,ailelerinden tepki alırlar...Kısacası,kadını da,erkeği de mutsuz.Bunun tek çaresi,bu kısır döngüyü kırabilecek tek şey,EĞİTİM...Beğenileriniz ve değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.Selam ve saygılar sunuyorum efendim.Sağlıcakla kalın...  16.04.2018 12:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 329
Toplam yorum
: 1188
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 272
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Efekan'ın annesi, Mehmet'in eşi, doktor emeklisi... Değerli dostlar... Bundan sonra, yazılarımı ses..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster