Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
413
 

Yok yazı mazı

Yok yazı mazı
 

Karmakarışık kafam. Üç kuruşluk bir aklım vardı o’da gitti…

Kin, kötülük, nefret doldu yürekler, iftira atanlar, başkasının fikrini kendi fikriymiş gibi satanlar… Ak’la kara’yı birbirine katıp, kafa karıştıranlar…
Toz duman ortalık.
Ne yazayım? Artık neye inanacağımı bile bilemiyorum. Yok yazı mazı diyorum…

İdealleri yalnızca çıkarları olan, ölümlü olduğunu unutan, insanla uğraşan küçük insanlarla kuşatılmışız gibi geliyor.

Kime, neyi, ne zaman ve nasıl anlattığın da önemli ayrıca. “Biz” - “Siz” gibi kutuplaşmalar olmuş, herkes militan kesilmişse, üstelik dinleyen de yoksa; uzlaşma çabaları nafile; anlatıp durmak ise zaman kaybı. Konfüçyüs’un dediği gibi: ya adam, ya da sözler ziyân olup gidiyor.

Araştırmacı gazeteci de değilim ki; Zehra’ya kardeş geliyor deyip, gündeme bomba gibi düşeyim(!?)

Birbirinin ne onduğunu ne öldüğünü görmek istemeyen kardeşlere döndük. Şairimin, ağaçları gibi de olamadık, “Orman gibi kardeşcesine” yaşayamadık.

Ölüye sahip çık, yaşayana, “Defol git!” Biri türbana rozet takıyor, diğeri Nazım’a sahip çıkıyor, annem mi babam, babam mı annem?... Karmakarışık kafam.
…Üzülüyorum.

Böyle durumlarda geçmişime sığınırım ben. Anneannem gelir aklıma. Ona ait bir şeyler anlatıp, sözü de; ‘kıssadan hisseler’ diye bağlayıp, gırgıra vermek niyetim.

Herkesle, her şeyle barışık kalmayı, çok iyi bilirdi o. Komşuları birbirleriyle hoş sohbet ediyor gibi görünse de, o an da, o ortamda olmamak riskliydi. Zira anında kulaklar çınlar, çekiştirilmekten kurtulamazdı insan… Daha çocuk yaşımda farkettim bunu. “Arkadaşı ile gurur duymuyorsa, neden arkadaş olunur ki?” sorumun yanıtını bulabilmiş değilim hâlâ.

Anneannemin evinde sanki her gün yılbaşı.. Tüm komşularını tombala oynamaya alıştırmıştı zira. Kumarbaz oldu yani bizimki. Ona göre dedikodu; kumardan daha kötü...
Oysa radikal bir çözümmüş bu, ancak yaşım ilerleyince anladım, kadınları susturmakmış derdi.

Bugün o onu demiş, bu bunu demiş uğraşmayacağım. Hâkimi var, savcısı var, benim aklıma ihtiyaçları mı var?
Hani soran olursa, andımıza inat; ‘mutsuzuz, sinirliyiz, her anlamda krizdeyiz, korkuyoruz, güvensiziz’ derim elbette…o ayrı.

Buralarda Tombala da oynanmaz ki anneannemi örnek alayım.

Hiç kimseye bulaşmayıp, birikmiş 89 adet e-mailimi okumaya giriştim (bu kelimenin de yarısı ingilizce yarısı türkçe ama neyse, çala çala bir hava tutturacağız elbette.)
Çok beğendiğim bir e-postamı sizlerle paylaşmak istiyorum bugün:

Başlık: “Neler öğrendik annelerimizden?”

1-İyi yapılmış bir işi taktir etmeyi: "Bana bakın, çıkın birbirinizi dışarda gebertin, evi daha yeni temizledim."

2-Duaları gücünü: "Yat kalk dua et ki baban müzik setinin bozulduğunu fark etmedi."

3-Zamana karşı yarışmayı: "O oyuncaklarını topla yoksa bi tekme attığım gibi hepsini karşı sahilden toplarsın."

4-Mantıklı düşünmeyi: "Ben öyle diyorsam öyledir."

5-İleri görüşlü olmayı: "Çıkmadan önce temiz bir çamaşır giy. Yolda allah korusun başına bir şey gelir, kirli çamaşırla etrafa rezil olursun."

6-Hayatın traji komik yanlarını: "Sen daha orada gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldürücem!"

7-Hayatın çelişkilerle dolu olduğunu: "Kapa çeneni ve çorbanı iç."

8-Dayanıklı olmayı: "O ıspanak bitene kadar sofradan kalkmak yok."

9-Hava raporu tahmini yapmayı: "Şu dağınıklığa bak. Biri görse odanın ortasından kasırga geçmiş sanır."

10-Abartmayı: "Sana 500 bin defa söyledim ayakkabılarınla evde yürüme diye."

11-Davranış psikolojisini: "Babana çekeceğine biraz bana çekseydin ne olurdu."

12-Sabırlı olmayı: "Baban eve gelsin, sen görürsün."

13-Hakkımızı alacağımızı: "Eve vardığımızda, ben bilirim sana yapacağımı."

14-Diyalog kurmayı: "Sana bir şey sorduğumda cevap ver."

15-Ne söyleyeyim anne?: "Sus! bana cevap verme."

16-Tıp bilgilerini: "Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin, göreceksin gününü."

17-Olgun olmayı: "Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin."

18-Genetik bilgileri: "Sen de o lanet olası babana çektin."

19-Bilgeliği: "Benim yaşıma gel de anlarsın o zaman."
VE ... Adaleti: "Bir gün senin de çocukların olacak, inşallah onlar da sana, senin şimdi bana yaptıklarını yaparlar."

Yazanı bilmiyorum ama bir yerlerde tanımadığım, öldüğünü ve onduğunu istemediğim birçok kardeşim var gibi geliyor. Annemden de şüphelenmiyor değilim, ama bir şey daha öğretecek diye, korkudan da soramıyorum.

Saime Eren

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de gücü yitenler zincirindenim galiba, hele şu son ORTADOĞU alevinden sonra... Lokmalar boğazımda düğümlenir oldu... SEVGİYLE KAL...

NİLGÜN BURSA 
 22.01.2009 0:32
 

Kaçacak yerimiz kaldı mı? Nereye kaçarsan kaç, dünya küçük bir köy... İçindekilerle gidiyor herşey. Şu teknoloji diyorum bu kadar gelişmeseydi, kalırmıydık anneanneler dedeler gibi?

Ahmet KARAKAYAN 
 21.01.2009 1:22
 

Söze acı girip tatlı bitirmişsin. Tabii ki bugünkü olgun duruşumuzu büyüklerimizin öğretilerine borçluyuz:) Şaka bir yana, galiba bütün anneler bir yerde ayni. Oğluna da bir sormalı:)) Tam bir Saime Eren yazısı. Kucak dolusu sevgilerimle.

Zühal Voigt  
 21.01.2009 0:53
 

Bağımsızlık, özgürlük ve kendi ayakları üstünde durmaklık arayışları ile bunu yapabilmenin pratikteki sorunları arasında sıkışmış bir ruhun çığlıkları gibi bu yazdıklarınız... En azından benim bilincime yansıyan görüntüsü bu. Hani Goethe, Napolyon için demişti ya: O dünyanın özetidir, diye. Bu yazı da "yalnızlığın sancılarının özeti" gibi... Ve çok başarılı bir anlatım. Esin verdiniz, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 20.01.2009 14:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 744
Kayıt tarihi
: 18.09.08
 
 

Dünyanın en güzel şehri olan İstanbul' da yaşıyorum. Emekliyim. Güncel olayları yorumlamanın yanı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster