Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
20787
 

Varlık/Yokluk

Varlık/Yokluk
 

“İnsan” ismi ile işaret edilen manânın farkındalığı ile yaşayan yokluktan bahsetmez, bu olguyu ispat yoluna da gitmez, yaşar ve seyreder...........


Birimlerin sıradanlıktan kurtulup, özüne uygun bir yaşamı ortaya koyamayışı, “yokluğunfarkındalığına ulaşamamaları, varlıkdüzeni ile yaşamlarını sürdürmelerine neden olur.

Bu handikap, bireylerin evrensel anlamdaki şuurdan yoksun olmaları dolayısıyla, bakış açılarını oluşturan bilinçsel seyirle, başlarına geleceklerini bilmedikleri bir yaşama, kısaca çöküşe gitmeleri demektir.

Tabi bu kadarla da kalmaz..

Bu tarzdaki bir yaşamın sonuçları tahmin edilemeyecek şekilde gelişir; şiddetli azaplara duçar olunur ve bu varlık algısı ile de bunalımlar, dalgalanmalar, umut kırıcı olaylar, karşı karşıya kalınan sorunlar, aşağılamalar, kandırmacalar, mutsuzluklar açığa çıkar ve hattâ zaman ilerledikçe kişiler depresyona bile girer.

İşte insan bu anlarda anlayamadığı şekilde yok olmayı arzulayabilir.

Ne olursa olsun, kişinin yok olmakla kurtulacağını düşünmesi çok büyük bir yanılgıdır!

Bir çıkar yol olarak düşünülen intihar bir kurtuluş olamaz.

Çünkü yok olmaz.

Sistemin ne olduğunu anlayamamış kişiler için bahsini ettiğimiz noktanın bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca “yokluk” da bu  değildir!

Orijin anlamda yokluk; “varlıktan soyunmak” demektir.

Yok olduğunun farkındalığına erişmek, bir anlamda hiç olduğunu bilmek lafla olmaz.

“İnsan ”ismi ile işaret edilen manânın farkındalığı ile yaşayan yokluktan bahsetmez, bu olguyu ispat yoluna da gitmez, yaşar ve seyreder.

Yokluk dışsalda kalma, dünya nimetlerinden faydalanma, misyon, şan şöhret, sahip olma gibi varlık kokan şeyleri/etiketleri kabullenemez.

Mutlak yokluk; tepeden inme biçiminde;

İnsanın ismini, cismini, soyunu, sopunu, itikatlarını, inançlarını, değer yargılarını, nefsini, velhasıl kendini “var” kabul ettiren her şeyini ortadan kaldırır, siler süpürür.

Dolayısıyla, fenada başka bir boyut ve farklı bir çizgi arayanlar aldanır.

İşte “Yokluk” böyle bir şeydir.

Burada biraz duralım...

Genelde bireylere sunulan tek tip mistik bilgilerin heyecan vermediğini görüyoruz.

Zira klasik tarzdaki yaklaşımda tanrıya-tanrılığa dayanan bir bakış açısı sergileniyor.

Kaldı ki bu tür değerlendirmelerle yokluğa ulaşılamaz.

Ancak değişim ve pozitif bilimle ile yola çıktığımızda varacağımız nokta  “Tek”lik olabilir.

Farklı bir pencereden olaya yaklaşmaya çalışalım;

Bu toplumda kişiyi yokluğun farkındalığına taşımada kendisine kolaylık sağlayabilecek ‘genler’ söz konusu mudur?

Bu sorunun yanıtını ‘evet’ diye vermek, yani konuyu genlere bağlamak mümkün.

Ancak orijinden bakıldığında genlerdeki bilgilerin dahi bir potansiyelden-şuurdan kaynaklandığı görülecektir.

Bu bakış açısı ile açığa çıkan her şeyi hayal-izafi olarak düşünmek gerekir.

Asıl olan esasen budur.

Sevgili okurlar!

Çağdaş bilimin açıkladığı üzere holografik evren adı altında tanımlanan “string”ler veya dalga sistemi varlığın TEK’liğini ve nihayet yokluğunu anlatır.

Bir başka deyişle, o boyuttaki varoluş denilen seyr de esasen, Mutlak TEK'in ilmindekini seyridir.

Bilindiği üzere varlık bir an var, bir an yok olmaktadır.

Kesrette değil, ilimde bunun gözlemlenmesi, değerlendirilişi (state) ancak hiç olduğunun farkındalığı ile yaşanmakta/seyredilmektedir.

Ahmed F. Yüksel

https://twitter.com/sufafy

https://twitter.com/sufafy

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten de ''varlık ve yokluk'' felsefesini bu kadar detayıyla ve bakış açısıyla okuduğum en kaliteli yazılardan birisi de budur diyebilirim. Sayın Yüksel, özellikle gerçek yokluğun aslında ne olduğu ve ne olmadığı hakkında favori olabilecek cümleler bol bol var. İşte bir örnek: '' Orijinden bakıldığında, genlerdeki bilgilerin dahi bir POTANSİYELDEN- ŞUURDAN kaynaklandığı görülecektir''. Ve bir de final cümlesini örnek olarak verebilirim. Artık yorum alanına bu kadarı yeter. Zihninize, felsefenize, yokluklu varlığınıza sağlık diyerek bitiriyorum..

Kortan Tanaçyolu 
 30.11.2013 0:43
 

Bir arkadaşım şuna benzer soruyor:'' Bilimde diyoruz ki, var olan hiç birşey yok olmaz..Bu durumda bence, hiçbir şey yoktan da var olamaz. Öyleyse, bu mevcudat hep var mıydı? Eğer hep vardıysa, mevcudat ezelden beri vardır demektir ve bu da ebede kadar olacağını gösterir ki bu durumda mevcudat Allah olur. Eğer mevcudat yoktu da sonra var oldu ya da var edildi ise bu durumda hiçbir şey yoktan var olamaz diyemeyiz.'' Aslında varlık ve yokluk evrensel anlamda, ya da yaradılış anlamında böyle düşünülebilir. Ama bu yazıda çok daha farklı bir yokoluştan söz etmişsiniz yanılmıyorsam. Adeta: ''Kaldır, kendini aradan; ortaya çıksın YARADAN'' sözündeki bir yokluğu anladım ben. Sizce haksız mıyım? yerinde bir teşhis yapabildim mi?

Gültekin Ovacık 
 25.11.2013 0:19
 

Ben de bu konuda bir kaç cümle paylaşmak isterim: Mevcudat içinde herşey zıttı ile bilinir. Varlığın zıttı yoktur, yokluktur. Yokluk, mutlak varlığın-güzelliğin bilinmesi için ortaya çıkarılmış bir kavramdır. Varlığın zıttı yokluktur. Varlık ortaya çıkarmasa, yokluğun sözü bile olmaz. Yani mutlak olan varlıktır. Varlığın bilinmesi için ortaya çıkarılan “yokluk” sözü bile varlık içinde söz konusudur. Yokluğun kendisine ait bir varlığı yoktur. Varlığın çekilmesi ile ortaya çıkarılan bir durumdur. Karanlık, bir varlık değildir, Işığın gelmemesi ile ortaya çıkan yokluk durumudur. Cahillik, ilmin yokluğudur. Mevcudatta herşey zıttı ile bilindiği için yokluk (nokta) kavramı çıkarılmış, böylece “varlık” bilinmeye başlanmıştır. O, var olmak’ın yani kendisinin bilincinde olan mutlak iradedir. Varlığı kendisi olan dayanaktır. Ezel kendisidir. Ebed kendisidir. Ondan başka hiçbir varlığın, varlığı-kendisi değildir. Oluşu ve olayları başlatan ve tekrarlayandır. Allah yokluğun hazmını versin...

Gülay Görsever 
 25.11.2013 0:07
 

Habertürkte, canlı yayında ''Öteki gündem''i izlerken makalelinizi de okuyorum. Varlık ve yokluk kısaca orda da geçiyor. Diyor ki psikolog, mesela bazı insanlar, hastalık vs. den sonra, ölebileceğini düşününce, işte o zaman ''ben ne olacağım, yok mu olacağım, var mı olacağım'' diye ancak araştırırmış. Aslında dediğiniz gibi, yokluk; bedeninizin yok olmasıyla olmaz. Ve HİÇ OLMAK da lafla olmaz. Halbuki, günümüzde felsefesi en çok yapılıp da; yaşayanı bir o kadar azdır diye düşünmekteyim bu kavramı. Çünkü yaşayan İSPAT yoluna gitmez, belirttiğiniz üzere...!!!!

Cemile Vatansever 
 24.11.2013 23:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 537
Toplam yorum
: 1663
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 11398
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya ve Po..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster