Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1065
 

Yoksulluk nedeniyle intihar eden bir anne yürekleri parçadı.

Yoksulluk nedeniyle intihar eden bir anne yürekleri parçadı.
 

Bu olay kanımca apaçık bir şiddet olayıdır. Adını da koymak lazım, o da ekonomik şidddettir.

Bazı yazarlar son yıllarda şiddettin arttığını yazıp çiziyorlar. Ancak şiddetin nedenlerini, neden insanların şiddete yöneldiklerini pek sorgulamıyorlar.   Bence bunun üzerine gidilmediği sürece, sırf şiddetin kendisini konuştuğumuz sürece bu olaylar hep böyle yaşanacak.
 
Evde şiddet varsa, okulda şiddet varsa, askerde şiddet varsa, stadda şiddet varsa, sokakta şiddet varsa, iş ortamında şiddet varsa, insanlarda şiddet olması bana gayet normal geliyor. İnsanlara şidddeti, hırsı değil, sevgiyi vermek, sevgiyi öğretmek lazım değil mi?  Evde, okulda, askerde, stadda, sokakta, iş ortamında insanlar sevgi alırlarsa acaba kendi yaşamlarında da yine şiddet uygularlar mı? Ben patalojik bir rahatsızlık yoksa bu kadar fazla şidddet uygulamayacaklarını düşünüyorum.
 
Batı'nın çağdaş toplumlarının kanımca bu şiddet olayının üzerine zamanında çok gittiklerini düşünüyorum.
 
Her gün birileri şiddetin kurbanı oluyor. Yok namus cinayeti, yok kan davası, yok futbol fanatikliği, yok kapkaç,  yok gasp, yok tecavüz, yok soygun, yok intihar,  yok mobing. Ne oluyoruz ya? Bu ülkede bu olayları bilimsel olarak inceleyecek bilim adamları, önlem alacak mekanizmalar yok mu?
 
Bence bu konuda, üniversitelerimizde yüksek lisans ve doktora çalışmalarının hızlanması lazım. Hatta biyoloji, psikoloji, psikiyatri, ekonomi, sosyoloji, teknoloji bölümleri hep bir araya gelmeli ve disiplinlerarası branşlar ortaya çıkmalı ve konular sahada ciddiyetle masaya yatırılmalı.
 
Bence şiddet olgusunun temelinde başlıca ekonomik nedenler yatıyor. Aileler ekonomik nedenlerden daha çok dağılıyorlar. Toplum içindeki servet dağılımı adil dağılmıyor. Ekonomik güç olmayınca aile dağılıyor, yoksulluk, işsizlik, eşitsizlik, sosyo-ekonomik statü ezikliği, bilinçsizce yapılan medya programları, silah ve uyuşturucu gibi suça eğilimler artıyor. Ülkeler arası ilişkilerdeki şiddetin,
savaşın da baş aktörü ekonomik nedenler.
 
Çocukları bu şiddet sarmalından mutlaka uzak tutmak gerekiyor. Şiddeti görüp yaşayan çocuk ve genç ileride de şiddete meyilli oluyor.
 
Şiddet; cinayet, tecavüz, yaralama, gasp, dövme gibi sadece fiziksel de olmuyor bazen psikolojik, sosyal şiddet, ekonomik şiddet ve hatta bunların neticesinde siyasal şiddet de kendisini gösteriyor.
 
Boşanmalar, aldatmalar, sağlıksız okul-öğrenci-aile ilişkileri, tartışmalar, dedikodular, intikam duyguları, ekonomik çaresizlikler, statü kayıpları, kadın-kız meselesi, kan ve namus davası, futbol fanatikliği, uyuşturucu, alkol etkisi, medya etkisi, silah ve kesici alet taşıma merakı, mayfa ve çeteciliğe özenme, adaletsizlik inancı gibi nedenlerden de şiddet artıyor. Ancak bu artan şiddete karşı
insanların önüne maalesef güzel örnekler bir türlü koyulamıyor. Toplum ve devlet de gereği gibi bence  meselenin üzerine gitmiyor. Oysa ki her gün ekranlarda şiddete karşı "anti-kampanyalar" yapılsa belki sorunların çoğu halledilecek.
 
Toplumda insan, hayvan gibi canlı sevgisini her daim revaçta tutmak belki dertlere derman olacak.
 
Kamuoyu bence şiddeti ve şidddetin temel nedenlerini çokça sorgulamalı.
 
Şiddet yerini, sevgiye, adil paylaşıma, dayanışmaya, yardımlaşmaya, insancıllığa bırakmalı.
 
Siyasi partiler de bu konuları birbirlerini karalamadan, çözüm odaklı olarak ve sağlam mekanizmaları önererek ön planda tutmalıdırlar.
 
İnşallah bu olay topluma gerekli mesajları verir ve bir travma yaratır.
 
Emine kardeşimize de Allah'tan rahmet diliyorum. Umarım başka böyle durumlar bir daha yaşanmaz.
 
Çocuklarının da devlet kontrolü altına alınması ve onlara psikolojik destek verilmesi gerekiyor.
 
Aslında bu yardım işleri bir sistem dahilinde devlet himayesine alınsa iyi olur.

Örneğin II. Abdülhamid, Darülaceze'yi kurmuş. Darülaceze 1895'den bu yana çalışıyor.

Daha önce de Darüşşafaka, onun döneminde kurulmuş.

Bence II. Abdülhamid çok sistemli düşünen bir adammış.

Din, dil, ırk, cinsiyet ve mezhep farkı gözetmeksizin cami, kilise ve havrasıyla dünyada eşi benzeri olmayan bir hayır kurumu yaratmış.

Bence Türklerin bu dünyaya önemli katkılarından biridir Darülaceze ve Darüşşafaka.

Darülaceze, İçişleri Bakanlığı'na bağlı ama İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de galiba aynı adla başka bir yeri var.

Her ilde, ilçede bence böyle bir teşkilat olmalı.

İnsanlar da gidip yardımlarını buralara yapabilmeli. Zor durumda olanlar buralardan yararlanmalı.

Kurumsallaşma ve sahiplenme olmadan insanların sorunlarına çare olmak çok zor. Çünkü bu insanların gururlarına dokunabilir. Oysa insanlar birbirlerinden cesaret alırlar. Kendisi gibi olan insanların olduğu düşüncesi insanları rahatlatarak, onları bu kurumlara kolayca yönlendirebilir.

Keşke zamanımızda da böyle bir hayır işi yapılsa, ülke genelinde yaygın bir hayır kurumu kurulsa.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 642
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2312
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

1995 ODTU Fizik Lisans, 1998 ODTU Fizik Yüksek Lisans (Biyofizik)  mezunuyum. Özel sektörde kalit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster