Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
452
 

Yol aldık sevdalardan

Okan: Şu nasıl babacan; ‘Soylu yüzünüzü gördüğüm andan itibaren vücudumun bütün hücreleriyle irkilip naçizane ömrümün...’

Tuncay: Kes be hafız, siyah beyaz film gibi ilan-ı aşk mı olur günümüz Türkiye’sinde. Biraz gerçekçi ol, ayakların yere bassın.

Okan: Direkt kapısına dayanıp uzun hava çeksem. ‘Bir kere görse gözüm gönül aydınlığını...’ hesabı.

Tuncay: Oha! Davul da çal bari.

Okan: Ne diyeyim, ne yapayım o zaman babacan. Yıllardır çok uzak kalmışım bu mevzulardan bi akıl ver hiç değilse.

Tuncay: E yıllardır ‘yalnız adam güçlü adamdır’ kisvesi altında kalasa döndün şimdi de incelemiyorsun tabi. Aslında anlattığın kadarıyla bu hatun öyle bir iki iltifatla yamulacak hatunlara pek benzemiyor. Bence onu kazanmak istiyorsan biraz koşturman hatta savaşman gerekecektir. Bak sana konuyla ilgili bir anımı anlatayım sene.... geçen sene...

Okan: Abi anılar yelpazesi mevzularına girmeyelim hiç, zaten benim derdim bana yetiyor. Yani nasıl anlatsam sana şu an içimde özgürlük duyguları kaynıyor hafız, oturup sandıklar dolusu şiir yazmak istiyorum, bir daha hiç susmamacasına gitar çalıp şarkı söylemek istiyorum.

Tuncay: Tamam sen yine bu hadisenin tadını çıkar ama fazla da kendini kaptırma bu durumlara. Elin kızının ne zaman ne diyeceği ne yapacağı belli olmaz oğlum, narindir bu işler. Şaban gibi kalmayasın sonra ortalıkta.

Okan: ‘Evlerinin önü zerdali dalı, pencereden gördüm kınalı yari o nazlı yari, heleloy diloy diloy...’

Tuncay: Vay anam vay. Ben de gelmiş bu adama laf anlatıyorum. Hacı! Valla tavsiyem budur bu kadar kaptırma kendini. Daha ilk günden kendini şarkıya türküye verirsen olmaz yani. Bu arada kaçta buluşacaktınız siz bu hatunla?

Okan: Buluşma falan yok abi, ben öylesine çıkacağım karşısına. Diyeceğim ki ‘esaretine talibim’, olayım budur yani.

Tuncay: Piuhh... Yok abi yok, hiç umudum yok benim bu işten.

Okan: Canım umut var ya da yok, ben uğraşmaya karar verdim ya işte daha ne olsun.

Tuncay: Bu aşk sana votka mezesi olmaktan öte gidemez babacan. Silkin ve gerçekleri gör.

Okan: ... Bi keresinde Eğridir’e gitmiştik babacan, orada sürekli göle taşan bir akıl hastası bir adam dikkatimi çekmişti.

Tuncay: Neymiş abi derdi.

Okan: Adam zamanında oranın kodamanlarından birinin kızına aşıkmış. Fakir de bir adam ya bu, eş dost eğlence olsun diye gaza getirmişler bu adamı ‘git kızı iste demişler, kesin sana verir senden iyisini mi bulacak’ diye eğlenmişler adamla.

Tuncay: Eleman da gidip istemiş mi?

Okan: E sevda bu. Atamamış daha fazla içine varmış çalmış bu kodamanın kapısını demiş ‘Allah’ın izniyle kızına talibim.’ Herif bayağı bir gülmüş tabi bizimkinin isteğine, sonra da ‘sen misin benim kızıma yan gözle bakan’ diye adamlarına bir güzel dövdürtmüş.

Tuncay: Eeee.. Göle taş atma sorunsalı nereden geliyor?

Okan: Patlama oğlum. Buna alaya almış kızın babası ve demiş ki ‘ Ulan Hüseyin ne zaman ki Eğridir gölünü taşla doldurursun sana o zaman kızımı vereceğim’. E bizim gariban Hüseyin de göle taş ata dursun olmuş sana Deli Hüseyin. Hala da bütün bir gün boyunca tek yaptığı şey göle taş atmak adamcağızın.

Tuncay: Acıklı bir hikayeymiş gerçekten. Yani sakın ola sen de bu hikayeyle yaşadığın sevda mevzuuna gönderme yapıp deli Hüseyin azmi göstereceğinin sinyalini veriyor olmayasın kendi bünyene.

Okan: Aynen hacı, madem ki bunca yıl sonra yüreğimin kireçleri çözüldü ben de bu uğurda Deli Hüseyin de olurum, psikopat Muharrem de olurum, Sevda şabanı da olurum.

Tuncay: iyi .ok yersin.

Okan: Hadi bana müsaade abi, bugün kızın tango kursu var yolun karşısında durayım da gül cemalini göreyim en azından.

Tuncay: İyi bakalım hadi gör gel, ben de o zaman kadar İsmet amcayı örgütleyelim de orta halli bir Cumartesi sofrası kuralım bari.

Okan: Haklısın abi. Nasıl görünüyorum?

Tuncay: Ne bileyim oğlum, kırk yıllık dümbelek kan kardeşimi bana niye soruyorsun. Eh ehe...

Okan: Gül bakalım gül. Akşama bu eve muzaffer bir komutan edasıyla döndüğüm zaman ben güleceğim sana. ‘Seviyorum geliyür müsün, peki öyle olsun’

İsmet amca: Ne bağırıyorsunuz ülen keraneciler. Okan rakı içmeye geldim ben, nereye gidiyorsun evladım.

Tuncay: Hoş geldin İsmet amca, Okan bi gül cemalini görüp gelecek.

İsmet amca: Cemal kim evladım?

Tuncay: Ben sana anlatırım amcacım, gel oturalım biz. Hadi babacan tez gel sende.

Okan: Yaslı gidiyorum, şen geleceğim evelallah. Amcacım rahatınıza bakın.

(Akşam)

İsmet amca: ‘Yemenim turalıdır sevdiğim buralıdır, sevdiğim buralıdır...’

Tuncay: ‘Geçme kapım önünden, yüreğim yaralıdır, yüreğim yaralıdır...’ Of aman aman hoş dilli başında yazması kandili...’

İsmet amca: ‘Çürüttüm otuz iki mendili bulamadım o yarin dengini.’

Tuncay: Hadi eller!

Okan: Ühü ühü... Ben geldim babalar, muhabbetiniz bol olsun.

Tuncay: Vay hoş geldin Kamilcan. Vaziyetine bakılırsa pek iyi haberlerle gelmemişsin. E zaten senin tango kursundaki bir hatunla ne gibi bir izdüşümün olabilir ki anasını satayım.

Okan: Boş ver be abi. Elin kızı dediğin nedir? En yaman ayrılık acısı bir şişe şaraba fit olur bizde. Size bir şey olmasın anasını satayım. Ühü ühü...

İsmet amca: Allah allah... Yavrum tabansızlık yapmasanıza, niye ağlıyorsun bakayım sen. Kız meselesi mi? Nedir yani insan buna üzülünür mü gider isteriz Allah’ın emriyle alır geliriz. Nedir ulan?

Tuncay: Yürü be İsmet amca. Babacan şaka bir tarafa anlatsana şu mevzuu, ne oldu tango kursunun kapısında bekleyecektin manitayı.

İsmet amca: Ne tamgosu? Kız zenne mi?

Okan: Boş verin babalar. Hiç anlatmayayım daha iyi. Zaten balık baştan kokar benim ne işim var tango kursunun kapısında değil mi? hadi halk eğitim olsa bir nebze.

Tuncay: Oğlum yine de umutluyum falan diyordun ya, ben de o yüzden soruyorum.

Okan: Umudumun boynu tutuldu babacan. Ne var masada, rakı – balık kardeşliği mi?

Tuncay: Aynen.

Okan: Ben de Tekila aldıydım. Limon da bol aralar, hep birlikte girişiriz icabında.

İsmet amca: Gel evladım gel. Durduk yere ne üzüyorsunuz kendinizi her şeyin bir yeri zamanı vardır şu dünyada.

Tuncay: İsmet amca haklı.

İsmet amca: Okancım gel sana bizim köyden topal Bekir’in ortanca kızını alalım. Neneleri Çerkez’dir bak, huyu da güzeldir kendisi de. O kızı alırsan mutfağından patates, evinden huzur eksik olmaz.

Okan: Ne ilgisi var amcacım benim dünürlük müessesiyle falan işim olmaz, biz sana tam anlatamadık mevzuu... Ya boş verin be... Yalnız bu münferit olayı bir tarafa bırakırsak benim asıl kafamı bozan şey başka.

Tuncay: Nedir hafız?

Okan: Daha ne olsun... Ulan şu telefon defterinin haline bak. Rıfat, Muhittin, Osman, Şaban... Anasını satayım iyice boşlamışız bu işleri yahu. Dört tarafımız saplarla çevrilmiş resmen. Tuncay acil durum! ikinci gençlik bunalımı kapıda biraderim.

Tuncay: Valla haksız da sayılmazsın. On sene sonra barda tek başına oturup pistte dans eden kızları umutsuzca kesen kır saçlı bir adam olmak istemem ben.

İsmet amca: Ehe eh... Ülen ne adamsınız...

Okan: Bu davada beraber miyiz hafız?

Tuncay: Beraberiz sayın genel başkanım. Yaşasın yalnızlıktan kurtulma harekatı. Yaşasın haklı davamız.

Okan: Hemen bir hareket planı hazırlayalım. Yarından tezi yok ‘yalnız adam güçlü adamdır’ felsefesini terk ediyoruz.

(nihayetinde)

İsmet amca: Yavrum bu tekila ne biçim bi şeymiş be. Nevrim döndü ülen!

Şekerle içilmez ki o...

Tuz yok mu...

Ülen bu evde tuz bile yoksa siz ne demeye yaşıyorsunuz keraneciler!

Okan Ünver

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Okan, "Beni maymun ettin, sen de olasın" adlı bloğunu tavsiye ediyorum sana, teselli niyetine :) bir nebze rahatlarsın arkadaş...

vi/dan 
 22.01.2009 21:35
Cevap :
:)süpersin... oldu da ne oldu değil mi... aşkın piskopat hali. aşkımı inkar edersen darwin'den bulasın...  23.01.2009 16:06
 

Arabayı park edersin, vites boşta, el frenini çekmezsin... Öyle yazmışsın yine:-) Yani her an her şey olabilir sende... Suni teneffüs gibi rahatlatan, ateşli bir öpücük gibisin... Bloğun bütün güzel yüzleri fotoğraf olsun sana... Sevgiler gönülden... Mersinden...

yeşilsoğan 
 21.01.2009 15:50
Cevap :
:) eyvallah babacan. bitir şu inşaatları da yenisin başlamadan bi rakı içelim, balık tutalım, müzik yapalım... sevgiler...  22.01.2009 14:16
 

:)) Vay başıma vaylar başıma:))

son tual 
 21.01.2009 10:40
Cevap :
:) al benden de o kadar...  21.01.2009 12:15
 

Yazıyı okurken, ne işin var senin, tangoyla mangoyla, git türkü barın önüne, orada bekle:)) dedim. Sen daha iyisini yaptın. Halkeğitime çok güldüm. Neye güldüğümü söylüyorum ki, Emel için bir daha okumuşsun, benim için de okuma:))) Sevgiler.

SINIR 
 20.01.2009 19:32
Cevap :
hassasiyetiniz için teşekkür ederim öğretmenim:) türkü bar çoğu zaman en iyi fikir olmayabilir. (en iyisinin ne olduğunu biliyorum ama yazmayayım burada:) sevgiler...  20.01.2009 22:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 104
Toplam yorum
: 564
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 478
Kayıt tarihi
: 06.03.08
 
 

1978 doğumlu Antalyalı bir müzisyenim, devamını ben de bilmiyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster