Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ALİ GALİP AKYILDIRIM

http://blog.milliyet.com.tr/aligalip

05 Haziran '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
120
 

Yol bitmeden yaşamak gerek...

Yol bitmeden yaşamak gerek...
 

Parasıyla, "yaşıyor numarası yapan" işadamı, dünyanın hırsına yetişmek için koşarken... Bir de bakmış ki, yol bitmiş olacak.


Pazar günü ülkemiz gelecek dört yılını belirlemek için sandığa gidiyor.

Bu seçim gününde sizlere yaşamla ilgili bir yazı sunmak istedim.

Biliyorsunuz ki “çalışmak ödev dinlenmek bir haktır.” Mevlana Hazretlerinin dediği gibi “Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.”

Bundan dolayıdır ki hepimiz şu şekil ve ya bu şekil yaşamaya zaman ayırmalıyız.

Gelelim öykümüze,

“Hayatını işine adamış yaşlı bir işadamı, lüks otomobiliyle, zaman zaman bir tren yolunun altından geçerdi.
O yoldan geçen otomobillere kâhyalık eden adama da, gönlünden kopanı bahşiş niyetine uzatırdı.
Yoğun bir iş gününün akşamında, yine yoldan geçerken, bu kez kahyayı başka bir role soyunmuş buldu.
Kahya, yolun kenarındaki çimlerin üzerine sofrasını kurmuş, üç kişilik saz arkadaşıyla akşamı karşılıyordu.
Zengin işadamı, "Benim hayattan alamadıklarımı, bu adam alıyor" diye düşündü. Kıskandı. Şoförüne "Sen kenara park et" dedi, otomobilinden inip, adamı izlemeye koyuldu. 

Çimlerin üzerindeki yoksul adamın sırları dökülüyordu ortaya. Yolda bulduğu hayatın bile tadını çıkarıyordu kâhya.

Üç kişilik saz arkadaşıyla, hayatın ritmini tutturmuştu."Hayat hiç tanımadığınız insanlara bile tebessüm sunmaktır" diyordu sanki.
Zengin işadamı, o kâhyanın içindeki mavilikleri görebiliyordu. Kendisinde olmayan bütün renkleri gördüğü gibi. 

Birkaç dakikalık seyir zevkinden sonra, zengin işadamı, kendi hayatını koydu ortaya. "Benim hayatımda böyle kaç günüm oldu?" diye düşündü.
Hesap kitap üzerine kurulu bir hayatın içinde, böyle bir günü hiç yoktu.
O yoksul kahya, çimlerin üzerinde lokmaları götürürken, işadamının boğazına yumruk gibi oturdu gerçekler.
Hayat boyu, kendi içinde boğulan işadamı, gerçeklerinin dışına çıkmıştı da, seslenmek geçti içinden, sesi çıkmadı.
Oysa o çimlerin üzerindeki kâhya, ışıldayan gözleriyle bağıra bağıra yaşıyordu.

İki resim arasında 7 değil, 77 fark vardı.

Sanayi tipi ilişkilerin çürüttüğü işadamı, halkın içine karışmak gerçeğinin çok uzağındaydı.
İzlediği "yoksul ama mutlu" filmin sonunu beklemeden, otomobiline binip evinin yolunu tuttu.” 

Biliyorum ki...
Yolunun üzerine çıkan o resim, işadamının beyninin duvarlarında asılı kalacak.
Parasıyla, "yaşıyor numarası yapan" işadamı, dünyanın hırsına yetişmek için koşarken...
Bir de bakmış ki, yol bitmiş olacak.

Yaşam zaman ayırın…

Yeni bir yazıda buluşmak dileği ile...

 

Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 336
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

1959'da doğdu. Sınıf Öğretmenliği okudu.1979'da Öğretmenlik görevine başladı. Hayatın; okumak, ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster