Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Carolina Isolabella Özgün

http://blog.milliyet.com.tr/carolinaozgun

23 Kasım '06

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
494
 

Yol

Yol
 

Çok ince ve zevkli hareketlerdir bir sanatçının yaptığı, bir sevgilinin akıttığı, bir müziğin nağmeleri. Hareketler âhenkle yüzerler varoluşta. Bu yol senin, o yol onun, bu yol öbürünündür milyonlarca yol arasında. Biri birine benzemez aynı git gellerde de olsa. Sakıncalıdır diğer bir kişinin yaşadıkları bizim kendi realitemizde, hep bir tedirginlik ve korkuyla karşılanır. Oysa herkes sadece kendidir hayatında, sadece kendi.

Kimi maddeye değer verir, para tutkusu vardır, kimi aşk ister arar durur başka, başka kollarda, kimi iş hırsıyla yanar tutuşur, kimi kafayı spiritüellikle bozmuştur. Hep bir arayış bir açlık vardır içimizde. Neyi, niye aradığımızı bile bilmeden koşturur dururuz bu sebep netice zincirinde.

Bazen içimize kapanır karalar bağlarız, içkimizi yudumlarken melankolik oluruz, bazen müzik eşliğinde zıp zıp zıplarız, arar dururuz ne aradığımızı bilmeden. Bazen kaptırmışken hayata kendimizi, ne yaptığımızı bilmeden koşturup dururuz oradan oraya, günden güne, sonra bir an gelir şöyle bir dışına çıkıveririz hayatın içinden, bakar ve düşünürüz ne halt ettiğimizi. Vay canına deriz, ne çok zaman geçti, ben ne yaptım bu hayatta, ne işe yaradım. Sorgulamalar devam eder durur, sonra bakarız geçmişe yapamadıklarımızdan üzüntü duyar, ay, vah der dururuz. Devamlı bir özlem vardır içimizde, neyi özlediğimizi bile bilmeden.

İtilimler, ayrılıklar, birleşmeler, kavgalar, ağlamalar, sarılmalar, isyanlar, yakarışlar yaşar hale geliriz. Bir duygu denizinde boğulmamaya çalışırken farkındalıklar başlar. Dibe vurdukça çıkışlar başlar, kendimize döndükçe kalp alkışlamaya başlar beynimizi, nihayet düşünebilmeyi başarmıştır duygular. Sorgulamadadır zihin yaşananları, arayışın ne yönden geldiğini sezmeye adamıştır ruh kendini.

Sonra akış başlar, rüzgâra karşı koymadan ona teslim olarak şişmeye başlar yelkenler, deniz bir düşünce okyanusu olur, sörf yapar durur insan onda. Bir zaman sonra rüzgâr olmayı deneyimlersin, o zaman her yerde her dem var olursun, uçarsın, konarsın, yüzersin, akarsın, coşarsın, yatarsın, koşarsın, esersin.
Hayat devam ederken zaman kavramı yiter, bilirsin ki zaten hep vardın ve hep var olacaksın, kayıp yok, yitirilmiş olan yok, zaman yok, doğru yok, yanlış yok, yok bile yok, var olan her şey var, sadece var. Sen varın içinde bir avuç yokken, bir salınım olarak var olursun. Sonsuz dediğin sonlu kapalı sistemde bir son yapraksın, sınırı aşıp öteye geçtiğinde bir yolsun. Uzun ince bir yol, bitmez, sonu gelmez çetrefilli bir yol.

Güller vardır her yanında, çıplak ayakla yürürsün dikenli bahçelerde, dikenler canını acıtmaz sadece ulaştığın güzelliklerin ne kadar zor aşamalardan geçip güzelliklerini koruduklarını görürüsün. Koklarsın sesleri, dinlersin titreşimleri, dokunursun görünmez olana, görürsün öte boyutların renklerini, işte yüzer durursun keyifle.
Bunlar sen dünyada aslında iç kavgalarını sürdürürken hep yaşadıklarındır, sadece farkına varamadıklarındır çünkü iç sesini kısmışsındır, hatta kapatmışsındır. Sen senle konuşmaya başladığında, hatırlarsın her şeyin sadece senin içinde olduğunu çünkü sen her şeyin bir fotokopisisindir, sadece bir rüknü ve mikrosusundur.
O zaman senden başkası gibi görmezsin başka birini, herkeste ve her şeyde olduğunu bilirsin, sevgiyle kabullenirsin senden başkası zannettiklerini, yaşarsın barış ve kardeşlikle seyrini. Özgüvenine kavuşur, aldandığına üzülmezsin, oyunun kurucusu olduğunu hatırlarsın.

İşinde, evinde, yatağında, beraberliğinde, ayrılıklarında, kavuşumlarında huzuru hissedersin, kendini bolluğa bırakırsın, yer çekimini aşar hayatına sahip çıkarsın.Acı çektiğin beklentilerin bir kaynağa dönüşür, o kaynak ki içinde her şey dalga dalga erir gider.Sevilmek isteğin aşka dönüşür kimseden esirgeyemediğin.Başarı, başarısızlıklarını bile mutlulukla kabullenmeyi başardığında gelir.Zenginlik ruhun doyduğu için sana türlü yollardan ulaşır. Şifa bulur hastalıkların, kendine akar durur enerjin, varlığın iyi gelmeye başlar bulamamış olanlara. Kendin gibi her şeyi beslersin. Kızgınlıkların fazla süremez sevgin ağar bastığından.

Bu yollar çetrefilli yollardır içine girdin mi çıkamazsın, dönmek istersin dönemezsin, sadece ilerler ve ilerlersin. Işığın etrafını sarar, karanlıkları yakarak geçer, en sonun sonunda kendi yolunun yolcusu olursun. O yolda dur durak yoktur. Arada sen yolda mısın yoksa yol mu sende diye içinden düşünsen de, yürür durursun. Bazen yorulduğunu hissetsen de ileri bakınca bir şey seni çağırır durur, duyarsın sessizliğinin sesini, bir hevesle tekrar yürürsün ve yürürsün.

Bu yolun ta kendisi bir mutluluktur, bir sevinçtir, bir müzik ve resimdir. Sen bu tablonun içinde hareket eden bir ressamın fırçasından akan boyasındır, sabit olmayan, değişken, yaratılan ve tekrar yaratılan. Aslında ressam da sensin, boya da sensin, fırça da sensin.
Şair de sensin, şiir de sensin, besteci de sensin, beste de sensin. Yani bu yolun yolcusu sensin. Yolumuzda ışığımız hiç ama hiç eksilmesin, bir ışıyan ışıldak olalım. Yolumuzun yolcusu olalım, sadece yolumuzun yolcusu.

22 Ağustos 2005
Carolina Isolabella Özgün

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 375
Toplam mesaj
: 51
Ort. okunma sayısı
: 636
Kayıt tarihi
: 21.09.06
 
 

İstanbul'da yaşayan bir levantenim, yeni özler, sözler, gözler tanımayı, farklı bakış açılarını p..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster