Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '11

 
Kategori
Yurtiçi Tatil
Okunma Sayısı
804
 

Yolcudur Abbas. Bağlasan durmaz!

Yolcudur Abbas. Bağlasan durmaz!
 

Munzur'a gidiyoruz


30 Haziran ile 18 Temmuz arasi yaptığımız geziden sonra İstanbul’a dönmek iyi gelecek diye düşünmüştüm ben. Ne de olsa aşina yüzler görüp bildik yokuşları inip çıkacaktık. Oğlum da heyecanlıydı İstanbul’a döneceği için. Ayrıldığımız serin Haziran gününün aksine İstanbul kavruluyordu. Dehşet bir nem vardı ve Diyarbakır’ın beni öldürecek sandığım 52 derece sıcağının gölgedeki serinliğini özlemiştim bir an. İstanbul dışında yazlıkta tatil yapan çocukluk arkadaşımın evine davetliydik. Arkadaşımla yollarımız önce o evlendiğinde daha sonra da ben evlenip yurt dışına gittiğimden uzun yıllar önce ayrılmıştı ama kopmamıştık hiç. Arada bir kaç yıl görüşmediğimiz oldu ancak biz hep birbirimizi bulduk. Uzun yıllar uzak olunca başka kültürlerle içiçe olunca insan merak ediyor. Nelerden vazgeçmişim, burada kalmış olsaydım nasıl bir hayatım olabilirdi, çevrem, ilişkilerim nasıl olacaktı, buradaki dünya bana uyum sağlayabilecekmiydi? Bu soruların yanıtlarını biraz olsun bulabilmek için çocukluk arkadaşlarımın da yaşamlarını görmek gerekirdi. Hem yazlıkta geçen bir kaç gün oğlum için de iyi olabilir diyerek yola çıktık. 

Çok eğlendi oğlum en azından arkadaşımın aile bağı, benim iki büyük oğlumla yaşıt olan oğullarının ilgisi ve tabii bir de bu yazlık yerde hemen hemen herkesin İngilizce konuşuyor olması onu etkiledi. Yaşam ‘Oh, dünya varmış’ dedirtebilir bir çok kişiye bu yerde. Bütün gün insanlar hiç bir şey yapmıyorlar. Tabii bu yazlıkta bile olsalar ev işlerinden geri kalmayan ev hanımları için geçerli değil. Ama her gün denize ya da havuza giriliyor, güneşleniliyor akşamları dondurma yürüyüşleri yapılıyor. Her şey mevcut bu sitede. Market, manav, kasap, kuaför, restoran, deniz kenarında güneşlenenlere servis yapan bir kafeterya. Aslında insanların anti sosyal olmaları için ideal, her şey avuçlarının içinde olunca site dışı ile pek ilişkileri kalmıyor insanların. Her gün aynı insanlarla günaydınlaşıp vedalaşıyorlar. Sabahları sitenin yemyeşil ağaclı düzenli ve temiz olan dar sokak araları markete hızlı hızlı yürüyenlerle dolu. Belli bir saatten sonra istedikleri gazeteyi bulamayabilirler. Amerikan evleri dedikleri bu evlerde ben yıllar önce yaşamıştım. Amerika’da bir ordu üssünün subay lojmanları aynı tarz evlerdi. Hemen hemen her evin bahçesinde pahalı köpekler var. Arkadaşımın eşi bana yaz bitip herkes evlerine döndüğünde köpekleri sitenin sokaklarında başı boş bıraktıklarını anlattığında üzüldüm. Hem köpeklere hem de yaz aylarında hayvan sevgisini yaşayıp diğer mevsimlerde onları sevgisiz bırakan mutsuz insanlar için. Haksızlık etmeyelim belki diğer mevsimlerde site güvenliğini arayıp soruyorlardır ‘ Bizim kopek oralarda mı, söyle biz Mayıs sonu geliyoruz’ falan diye. Ne bileyim ben? Öyle işte. 

Bir kaç gün aynı şeyleri yaptıktan sonra ben artık kıpırdamaya başladım. Paşa kahvaltıları ile başlayan günler sonra havuz, sonra deniz, güneşlenmek (bu güneşlenmeler sırasında akşam ne pişireceklerini konuşan kadınlar) akşam yemeği, yürüyüşler hatta bir gece sitede olan diskoya bile gittik. Ama hiç benim tarzım değil. Oğlumda çok sıkıldı, ilk kez bir diskoya gitti ve hayal kırıklığına uğradı. Keşke ilk kendi yaşıtları ile gitseydi ama bir yandan da iyi oldu bence tekrarlamaz bu disko olayını. 

Arkadaşımın tam karşısında oturan aile Amerika’da yaşıyor ve iki kızları benim oğlumla yaşıt. Sabahları buluşup tüm gün birlikte gezdiler. Hayatından mutlu göründüğü için sevindim ama gitme zamanı. Arkadaşım isterse orada kalabileceğini söylediği halde oğlum benimle gitmek istiyor bizde bir sabah erkenden İstanbul’a giden aile bireylerinden biri ile yola çıktık. Aklımda Cem Karaca’nın şarkısı ‘İşçisin sen işçi kal’ 

İstanbul’a iner inmez hemen Gümüşsuyu'ndaki Varan’dan otobüz biletlerimizi alıp gidip çantalarımızı hazırladık. İstikamet Burhaniye. Hollanda’dan gelen bir arkadaşımız ve iki çocuğu ve onun da ailesi orada ev kiralamışlar ve tatil yapıyorlar. Benim amacım oğlumu onlarla orada bir kaç gün bırakıp oradan başka yerlere gitmek. Pazartesi gecesi bindiğimiz Burhaniye otobüsü bizi yerimize sabah 8 gibi ulaştırdı. Çok güzel bir yer Burhaniye. Yemyeşil, zeytin ağaçları her yerde. Arkadaşlarımızın kaldığı ev kucuk uc katlı bir ev ve çok şirin. Amerikan stili değil, lüks değil ama sımsıcacık. O kadar alışmış ki oğlum yeni yerler görüp yeni insanlarla bir arada olmaya, artık o İstanbul dışındaki lüks site uzaklarda kaldı. Benim de istediğim bu, çevresine yabancı olmaması ve hemen alışmasını, insanları benimsemesini ve paylaşmasını istiyorum. Bunları yaşamlarını farklı kültürlerden olan insanlarla yapabilmesi ve yabancılık çekmemesi önemli. Ona onu orada bırakıp gitme planımı anlattığımda gülümsedi ve benimle geleceğini söyledi. Ne kadar ısrar ettiysem de faydasız. Biz biletlerimizi aldık akşama kadar arkadaşlarımızla hasret giderdik ve o gece tekrar bizi aldıkları otobüs garına bıraktılar. Bu otobüste uyuyacağımız ikinci gecemiz. Aslında orada daha fazla kalmayı isterdim ama umarım başka bir zamana, o küçük evlerden birini bende gözüme kestirdim. Başka bir yaz artık. Bizi yolcu eden Dersimli arkadaşlarımla İstanbul’da görüsmek üzere sözleşiyoruz. 

İstikamet Ankara. Ankara’da Runerm var. Runerm çok sevdiğim bir arkadaşım. Sayesinde Dersim Kültür ve Dayanışma Derneğinin ayırttığı Dersim’ e gidecek olan iki otobüsten birinde iki koltuğun sahibi de biziz. Evet yıllardır hayal ettiğim Munzur Festivaline gidiyoruz. Oğlum da kalmayıp benimle geldiği için çok sevinçliyim. Ben ona aslında çok şeyler öğretmişim çok kısa bir zamanda, bunu anlıyorum ve kendimle de gurur duyuyorum. Bu arada bizim Ankara’ya vardığımız saatlerde Hülya da Ordu’dan otobüse binip Dersim’e doğru yola çıkmış olacak. 

Deniz, havuz, güneşlenmek falan güzeldi evet ama yetti gari. 

Şimdi de dilimde ilkokuldan kalan bir şarkı var ‘Billur ırmakları var, buzdan kaynakları var, ne hoş toprakları var, Gezsen Anadoluyu! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben ki, hayatımın 33 yılını mesleğim gereği; doğu Karadeniz ile batı Akdeniz dışında, dağ-bayır demeden Anadoluyu dolaşmakla geçirmişim, seni okurken kendimi sanki hiç evden çıkmamış gibi hisseder oldum. Senin güzergahını zihnimde canlandırırken başım dönmeye başladı valla! Bakalım; gönlü yaslı, başı dertli Dersim'den neler anlatacaksın bize... Sevgi ve sağlıcakla arkadaşım.

hazandagüzeldir 
 05.02.2011 13:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1243
Kayıt tarihi
: 04.10.10
 
 

Bin yildir Turkiye'den uzak yasamis olmanin vermis oldugu olumlu ve olumsuz deneyimleri, cevremdeki ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster