Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '07

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
753
 

Yolculuk

Yolculuk
 

Ben bir su damlasıyım... Şu koskoca dünyanın yansıması, minicik gövdemde saklıdır; bilirsiniz. Sevdalım bulutla vedalaşarak yağmur olur, yeryüzüne süzülürüm usulca. Yeri gelir kavgacı olurum. O zaman karşıma ne çıksa önüme katar götürürüm acımasızca. Bazen de dinginimdir inadına. Bir gül yaprağına bile incitmeden dokunurum. Onun mis gibi kokusu siner her yanıma. Kan kırmızı kesilirim birden. Gövdesine doğru yavaşça kayar, beni toprağa ulaştırmasını sabırla beklerim. Yapraklarını okşar, usulca fısıldarım kulağına “Üzülme; yine geleceğim!”… Toprakla bir olurum, hayat veririm; kırmızıya kırmızı, yeşile yeşil…

Akşamüstü henüz yanmaya başlamış sokak lambalarının ışığında , kaba parke taşların arasında sürer yolculuğum. Islanmamak için koşarak evlerine gitmeye çalışan insanları izlerim hayretle. Kimi zaman bir çocuk, annesinin elinden kurtulup var gücüyle üzerimde zıplamaya başlar. Çocuk zıpladıkça , ben de kendimi oradan oraya fırlatırım komiklik olsun diye. Kahkahalarımız birbirine karışır. Onun neşesiyle ben de neşelenip muzip bir şekilde göz kırparım. Taa ki minik arkadaşım, işaret parmağıyla beni göstererek şaşkın bir yüz ifadesiyle annesine bir şeyler anlatmaya çalışırken, kolundan çekiştirilerek uzaklaşana kadar sürer bu oyun. Gözden kayboluncaya kadar onları izleyip, yoluma devam ederim. Bir mazgaldan kendimi aşağı bırakıp, minik bir dereye karışır ve giderim…

Gümüş pırıltılarımla, evrendeki en büyük güç, güneşi yansıtırım varlığımda. Yosunlar dalgalanır koynumda. Yumuşacık bir ninniyim ben aslında … Göğsümde uyur balıklar. Onlara büyümeleri için kuytular hazırlarım, haberleri olmadan. Yumurtalarını sakladıklarını sanırlar; ama bilmezler ki onlar yokken dağılanları ben toplarım bir araya. Kimi zaman gitmekten yorulurum. Bir mola verdiğimde, bilge ağaçlardan eskiye dair öyküler dinlerim merakla. Sadece ben mi? Bütün kuşlar, böcekler, tırtıllar ve sincaplar, herkes oradadır. Hatta rüzgar dostum bile…

Genelde iyi anlaşmalarına karşın bazen rüzgarla , yaşlı ve yorgun ağacın çok büyük kavgalarına tanık olurum istemeden. Rüzgar bu, sağı solu belli olmaz. Bazen öfkelenir; bir de bakmışsınız kasıp kavurur dört bir yanı; gözü hiç bir şey görmez. Bilge ağaç, belli etmemeye çalışsa da, kırık dallarını gizlese de, gözlerinden akan iki damla yaşı görürüm, görmez gibi yaparım. Bir böyle zamanlarda suskun ve kırgın olur, bir de tüm yapraklarını döküp çırılçıplak kaldığı kışları. Ama gün gelip yeşile büründü mü de, azametinden ve kibirinden yanına yanaşılmaz doğrusu! Rüzgar da iyidir aslında. Yeri gelip öfkesini dizginleyemezken, bazen de bir ana şefkatinde usulca yanağını okşayarak minik bir “Günaydın” öpücüğü kondurur hiç beklemediğin bir anda. Bazen de bir çocuğun saçlarının arasında dolaşırken görürüm onu. Sonra da geldiği gibi gözden kaybolur sessizce…

Soluk yeşil bir göle kavuşurum sonra. Biraz soluklanmak ve diğer dostlarla hasret gidermek için bir kuytu buluruz kendimize. Gece olup da, yıldızların parlak ışıkları yansımaya başladığında üzerimizde, onları yakalamaya çalışırız her birimiz. Hepimiz gök oluruz, yıldız oluruz, gece oluruz. Öyküler anlatırız yolculuklarımıza ve hayata dair. Kahkahalarımızı duyan baykuşlar meraklı gözlerle izlerler bizi. Bir ara kendi içime çekilirim sohbetler sürerken. Sadece uzaktan gelen mırıltılardır artık duyduğum. Gökyüzünde ondan bir iz ararım umutsuzca. Sevdalım bulutumu ve ona ne zaman kavuşacağımı düşünürüm heyecanla. Ağustos böceklerinin ninnisiyle huzurlu bir uykuya dalmaya hazırlanırken, rüzgar yavaşça kulağıma fısıldar: ”Yakında!” ...











Önerilere devam tabii ki:

Sevgili Yeşilsoğan’ın 12/05/2007 tarihli yazısı: “Yandığım”

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=40072

Sevgili Üç nokta’nın 05/01/2007 tarihli yazısı: “Mutluluk Maviş Bir Çocuk”

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=20040

Engin Allı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Küçücük ayrıntı gibi görünür bir çocuğun ayağının altında zıplayan damlalar ve sadece dikkatli bakanlar görürler bu sıcaklığı... Sevdalı Bulut'una kavuşman için dualar edeceğim arkadaşım. Sevgilerimle.

kevser şekercioğlu akın 
 28.09.2007 18:26
Cevap :
Yazarken ben de çok dinlenmiştim Kevserciğim... Bilge ağacın öykülerini dinlemek çok iyi geldi bana. Ama aslına bakarsan çocuğun ayağının altında zıplayan damlayı kimse farketmemişti bugüne kadar;) Sevdalı Bulutuma kavuşmayı ben de çok istiyorum. Çok sağol... İyi haftasonları...  28.09.2007 18:57
 

Bu muhteşem yazını. Pazar günü Engin söyledi de okudum valla. Bir masal tadındaydı. Ama bir masaldan çok daha fazla şey anlatmaktaydı. Tek kelimeyle harikaydı Yeşim. Yüreğine sağlık. Bu mola öncesi okuduğum son yazıydı tekrar görüşene kadar hoşçakal:) Sevgilerimle

Haşim Arıkan 
 21.09.2007 10:15
Cevap :
Öncelikle çok teşekkür ederim bu övgü dolu sözleriniz için. İşte ,eski yazıları birbirine önermenin faydası bu. Çünkü bir çok yazı arada kaynayıp gidiyor. Engin Bey de sağolsun okumuş ve önermiş:) Beğenmenize çok ama çok sevindim. Ben de çok severek yazmıştım. Mola demişsiniz? Hayırdır tatile falan mı çıkıyorsunuz? Umarım keyif molasıdır. Yazılarınızdan çok mahrum bırakmayın bizi ama, arayı çok açmayın olur mu:) Sevgiler...  21.09.2007 12:14
 

Aynen böyle yaşanmalı işte hayat. Öfke geldiğinde dizginlenmemeli, damlalar biriktiğinde göz pınarlarına çağıldamalı, coşku geldiğinde yüreğe 32 dişimizle gülebilmeli, saçlarımızın her bir telinde ışıldamalı ışık mutluluk geldiğinde yüreğe. Kimse sormamalı, anlamalı, saçların parladığında bir güneş gibi çok mutlu olduğunu. Heyttttt beeeeeee. Yürek ister işte böylesi yaşayabilmek, bilek ister, güç ister. O güçte sen de var görebildiğim kadarıyla. Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 28.08.2007 3:36
Cevap :
Yaşamı , bize sunduklarıyla kabul etmek ve duyguların hakkını vermek gerek , kesinlikle katılıyorum. Tabii ki derin algılarla dolu yaşandığında öfkeyi de sevinci de dibine kadar yaşıyorsun haliyle. Ama bence buna değer:) Değerli yorumun için çok teşekkürler Aynur... Sevgilerimle...  28.08.2007 11:33
 

Su gibi akmış kelimelerin sevdalın bulutun yüreğinden, su damlası kadar berrak cümlelerin yolculuğunda duru bir göl olmuş, engin bir deniz... Çok keyifliydi! Teşekkür ve sevgilerimle...

habişş 
 27.08.2007 15:07
Cevap :
Su damlası ve sevdalısı bulutun aşkı yüzlerce yıldır süregelmektedir. Sonsuz aşk dedikleri bu olsa gerek; ne dersin? Beğenmene çok sevindim habişşciğim. Binlerce minik damlacık yolluyorum, ferahlatması için yüreğini. Sevgilerimle...  27.08.2007 15:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1637
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster