Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
140
 

Yolcuydum Dosta doğru

Yolcuydum Dosta doğru
 

alıntıdır


Pazar sabahı güneşle uyandım, erkenden, sabahın yedisinde. Çünkü yolcuydum bir dosta doğru, uzağa.

Uzak dediğin de Gebze, alt tarafı bir saat, ama minibüsle hiç çekilmiyor doğrusu. Niyetim trenle gitmekti, planladığım çıkış saatini geçirince mecbur kaldım minibüse, çünkü pazar sabahı tren seferleri seyrek olabilirdi, bakmamıştım tarifeye.

Minibüs nerdeeee, tren nerde tabi. Tıkır tıkır rayların üzerinde giderkenki keyfin tarifi mi olur? Otur rahat koltuğunda, daya pencereye başını, seyret yolunun üzerindeki güzellikleri. Evler, insanlar, hayvanlar, ağaçlar, kısacağı canlılık, kısacası hayat...

E-5 karayolunda git git bitmek bilmedi bir saat dün. O sopsoğuk uzanan yol, çevresindeki soğuk binalarla benim de sıcaklığımı aldı götürdü. Güneş vuruyordu yüzüme oysa... Bir yerden sonra uyumayı seçtim ben de. Şoförün arada bir başvurduğu ani frenleri dışında açmadım gözlerimi, görmek istemedim adına modern denen kule yapıları, pıtırak gibi biten alışveriş merkezlerini.

Gebze'de indiğim yerde misafiri olacağım evin babası karşıladı beni. Taksiye binip gittik eve, beni heyecanla bekleyen yaşlı teyzeme.

Apartman komşumdu teyzem benim. Bir kaç aydır oğlu saydığı yeğeninin yanında kalıyor, hasta. Kış da uzun sürünce gelemedi. Ben gittim o gelemeyince, sadece o mu özledi, ben de çok özlemiştim onu.

Canım, beni görünce gözleri nasıl ışıdı, nasıl yaşardı, nasıl sarıldık ve ayrılamadık birbirimizden...

Zayıflamış, bir deri bir kemik neredeyse, zaten kilolu olmamıştı hiç ama, böyle de görmemiştim onu. Saçlarını kesmiş, değişik olmuş. Pamuk gibi bembeyaz saçlar kısalınca biraz da genç göstermiş onu doğrusu. "Bakamıyordum, taramak bile zor geliyordu" dedi.

Taze ekmekli, ballı tereyağlı uzun, ama upuzun bir kahvaltı yaptık. Tanıdıklardan, eskilerden konuştuk durduk. "Artık gelemem herhalde" dedi, "Burada bitireceğiz galiba hikayeyi." Dayanamadım, engel olamadığım yaşlar aktı durdu gözlerimden. "Hele dur bakalım, ne bitirmesi, o hikayeye çok şey ekleyeceğiz daha." deyip avutmaya çalıştım. İnandı göründü, inanmadığını biliyordum.

Bir sürü fotoğrafını çektim, hem yalnız hem birlikte, hiç fotoğrafımız yoktu bizim, olsun istedim.

Güneşle uyandığım İstanbul'daki evime müthiş bir sağanak yağmurla döndüm. Gökyüzü de onu da dinlemişti anlaşılan... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yine okuyunca keyif aldığım, akıcı bir yazı; konu buruk acı, ama anlatımdaki başarı ve insani, vefalı ziyaret ''ballı, taze tere yağlı, sıcak ekmekli kahvaltı'' gibi olmuş.

Ünal Şeref 
 03.04.2012 21:11
Cevap :
Ah, o kahvaltı... Çocukluğumdaki köy kahvaltılarını hatırlattı bana. Teşekkür ediyorum çok değerli yorumunuz için. Selâmlar.  03.04.2012 23:14
 

TEYZEYİ GİDİP GÖRDÜKTEN VE ONUNLA BERABER GEÇİRDİĞİNİZ SAATLERDEN SONRA Kİ RUH HALİNİZİ ÖYLE İYİ ANLADIM Kİ.BİR ZAMAN SONRA İYİ Kİ GİTMİŞİM DEDİĞİNİZİ BİLE DUYAR GİBİYİM NURTEN HANIMCIM.SEVGİLER.

Şennur Köseli 
 03.04.2012 19:29
Cevap :
Kesinlikle. Keşke dememek, iyi ki demek için gittim. Sevgiyle Şennur hanımcım.  03.04.2012 23:12
 

Hiç kıyamıyorum onların mahsun hallerine:( Allah hepsine uzun ömürler versin dilerim. Ne iyi etmişsiniz gidip görmekle. Hep ertelemekten şikayet ederiz ya, siz ertelemeden gidebilmişsiniz ne mutlu.

Merve Ballı Acar 
 03.04.2012 10:11
Cevap :
Gerçekten, ertelemediğime çok memnunum. Allah sağlıklı ömür versin ona ve onun gibilere.   03.04.2012 23:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 314
Toplam yorum
: 619
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1112
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Üsküdar İstanbul doğumluyum ve halen burada yaşıyorum. Okumak, yazmak ve seyahat etmeyi çok seviyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster