Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
62
 

Yolun sonu..

Yolun sonu..
 

Yorumsuz!!!!


Ergenekon davalarını sulandırmak ve itibarsızlaştırmak üzere bir takım köşe yazarları kendilerince bir misyon üstlenmişler diyor cemaate yakın onlarca internet sitesinden birisi olan haber sitesi ve o sitenin  hedefindeki isimde “Ece Temelkuran”, haberin başlığı ise” Ece Temelkuran’ın derin geçmişi” meraklısına 32 kısım tekmili birden “Aktif haber” de. Haber sitesi “Yener Dönmez” isimli kişinin Ece Temelkuran ile ilgili yazdığı analiz yazısında Ece Temelkuran’la alakalı iddialarının doğru veya yanlışlığından ziyade dikkatimi çeken bazı cümleleridir.

İlk başta Ergenekon davalarının sulandırılması ve itibarsızlaştırılması konusuna bakmak gerek, gerçekten itibarsızlaştırma ve sulandırma var mı?

Yandaş köşelerde yazıcılık yapan arkadaşlar, hatırlarsanız Ümraniye davası olarak başlayan ve sanırım hala mahkemelerin resmi olarak bu isimle isimlendirdiği davalar, yandaş medya tarafından Ergenekon terör örgütü davaları diye anılır olmuştur. Aslında bu isimlendirme kasıtlı ve bilinçli olarak Türk’ün diriliş destanı olan Ergenekon’u itibarsızlaştırmak ve sulandırmaktır.

O günlerde peş peşe yapılan dalga operasyonlarla, yapılan gözaltılar,  tutuklamalar,  gerek bavul ve gerekse de çuvallarla savcılara taşınan,  içinde nelerin olduğu, hangilerinin doğru,  hangilerinin düzmece olduğu dahi saptanmadan iddianamelere dayanak olan deliller ve iddianameler, devam eden bir davanın gizli kalması gereken belgeleri çarşaf, çarşaf yandaş ve cemaat medyasında yer alırken, aynı medya tarafından nedense sanık savunmaları hiç yer almamıştır.

Hakkaniyetten, dinden ve diyanetten bahseden bu kesim yazıcıları nedense iddialara sağ kulaklarını açarken, sanki sol kulaklarına pamuk tıkayarak savunmaları es geçmişlerdir.

Şimdi davalar sürerken savunmalar yapılırken iddialar tek,  tek çürütülürken zaman, zaman basında yer alan bu savunmalara yer vererek yanlışları ortaya koyan yazar- çizer takımı ise aynı kişilerce feryadı figan ve koro halinde “Ergenekon davaları sulandırılıyor, itibarsızlaştırılıyor” diye suçlanmaktadır.

Yandaş medyada yer alan yazıcılar öyle böyle hukuk allamesi kişiler ki, hem savcı ve dahi hem de kesin hüküm veren yargıç makamında hissediyorlar kendilerini, mesela  Yener Dönmez isimli yazıcı Ece Temelkuran’la ilgili yazısında şöyle yazmış:

Ermeniler içerisinde 1915 Olayları’nın en makul konuşulabileceği ve ilerleme sağlanabilecek kişi olan Hrant Dink’i, Ergenekon öldürdü. Bunda zerre kadar şüphe yok. İşi çok profesyonelce yapmış olabilirler ve bu yüzden delil konusunda sıkıntı yaşanabilir.”

İlgili mahkemenin göremediği delilleri gören bu zat, çok kesin yargıya varabilmektedir. Ve bağımsız Türk yargısı da, kendi göremediği örgüt bağlantısını bu kişiye sormamaktadır. Niyet okuyarak ve gaipten haberler alarak bu yargıya varan yazıcı, Dink davasında karatılan delillerden söze ederken, delillerin kaybolabileceği ve delil konusunda sıkıntı yaşanabileceğini söylerken, suçladığı Ergenekon’dan ziyade birilerini koruma çabası hemen seziliyor.

Yine Ergenekon davalarının en bilinen örneklerinden olan “ Sehven”  telefon yüklemeleri bizzat davayı yürütenlerce gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, yandaş  ve cemaat medyası tarafından davanın dışarıdan sulandırıldığı ve itibarsızlaştırıldığı yazılıp çizilmektedir.

Meşhur “Balyoz” davasında  yapılan yanlışlıklar daha evvel kitap halinde ortaya çıkarılmışken ilgili mahkemeceler de dikkate alınmamış sanıyorum ama bu sefer  Hasdal’da tutuklu Hüseyin Topuz tarafından yapılan savunmada “ Cami bombalama planının sahteliği ispatlandı”                                         Bu savunmadan kısa bir örnek :

”  TÜBİTAK raporuyla 2003 döneminde oluşturulduğu iddia edilen CD’lerde yer alan ‘Çarşaf Eylem Planı’nda, Fatih Camii ve çevresindeki kameralardan bahsedilmektedir. Fatih İlçe Müftülüğü dahil, resmi makamlardan konuyu soruşturarak resmi cevaplarını mahkemeye sundum. Bu resmi belgelerde söz konusu kameraların 2005 yılında kurulduğu bildirilmiştir. Eylem planını 2003 yılında yazmışsam, iki yıl öncesinden Fatih Camii’ne kamera sistemi kurulacağını nereden bilebilirdim? 


- Yine sözde planda, ASELSAN ve TÜBİTAK tarafından üretilen emniyetli cep telefonu kullanımı tavsiye edilmektedir. İlgili kuruluşlardan aldığım resmi yazılara göre, emniyetli cep telefonu sistemi 2008 yılında üretilmiştir. Bunu beş yıl önceden bilerek yazmam mümkün müdür? 


- Sözde planda Fatih Camii etrafındaki sokak isimlerinden bahsedilmektedir. Bu sokak isimlerinin İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile 2006-2007 yıllarında verildiği, ilgili kurumun resmi yazılarıyla sabittir. Benim hangi sokağa hangi ismin verileceğini üç-dört yıl öncesinden bilerek yazmam mümkün müdür?”

Bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün dolaysı ile Ümraniye davasını kimsenin sulandırdığı veya itibarsızlaştırdığı yok, dava açılış ve ilerleyiş  biçimi  ile kendiliğinden bu duruma düştü. Özellikle yandaş ve cemaat medyasının bundaki katkısı küçümsenmeyecek kadar fazladır. Daha henüz dava hakimlerinin açıklamadığı ara kararlar yandaş bir TV kanalında 21 dakika önce ilan edilebiliyorsa varın siz artık gerisini hesap edin, ki bu kanal günün her saati de bu dava ile haberleri verirken, kesinleşmiş yargılarla sunması da bir hayli dikkat çekicidir.

Son söz olarak Türkiye’de özellikle darbe dönemlerini yaşamış kişilerin ve o dönemlerde darbeler neticesinde mağdur olmuş kişilerin ve gerçek demokrat kişilerin hiç birisi darbeyi savunmaz ve meşru kılmaz, ama ne tesadüf ki, darbelerden hiç mağdur olmayanlar ve darbelere methiyeler düzenler ise günümüzde darbe karşıtı olmuş, bundan mağdur olanlar da darbeci, bu ne yaman bir çelişkidir!

Belki biraz garip kaçacak ama, 1960 darbesinin kudretli albayı  merhum Alparslan Türkeş, Nazlı Ilıcak’ın bir kitabında “ En kötü demokratik bir düzen, en iyi darbe düzeninden daha iyidir.”  Diye röportaj vermişti.

07/02/2012/ Ankara

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 693
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

1976 yılına kadar Adana'da yaşadım. Lise tahsili sonunda Ankara'ya geldim ve halen Ankara'da yaşı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster