Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
27
 

Yön

Doğadaki her şeye anlam yükleyebildiğini algılarının sonucu konuşmaya başladığında fark etmişti. Şimdi bir sorun vardı harflere bir anlam veremiyordu. Zaman geçtikçe çevresindeki insanların harflere anlam yüklediklerini fark etmeye başladı.Bunun içine ansızın bir heyecan yüklediğini bilmiyordu. Biraz daha büyüdüğünde bazı çocukların okula gitmeye başladığını anlaması güç olmadı. Konuşma işinde olduğu gibi önce çevresinden algılamaya başlamayı tercih etti. Artık yaratıcı olmanın ilk adımını atmak üzereydi. Uzun uğraşlardan sonra sevginin verdiği ilhamla anlamsız harflere o da anlam yükleyerek doğduğu günden beri kullandığı ağzını ikinci bir yaratılışa hazırlayıp okumaya başladı. Bu başlangıcın onu ikinci bir konuşma macerasına sürükleyeceğini bilincindeki kelimelerin çoğalmasıyla anlayacaktı.

Anlam vermenin yanında herkesin anlam yaratmak için de uğraştığını anlamasa da duygusal olarak çizgi çizmekle başlayan bir maceranın kopyacı bir anlayışla önce doğanın benzerini yaratmak sonrada bu benzerleri kelimelere dönüştürmek bu sefer işe ağzını değil de parmaklarını konuşturmak isteyen insanları taklit etmekle başladı. Şimdi yazı başlangıç olarak aynı şeyleri tekrar tekrar ifade ederek parmaklarını kağıtla konuşturan sonra da insanların okuyabileceği kısa metinlere ulaştıran bir araç olmuştu.

Çemberinin kenarından sarkan birkaç saç teli saçlarının beyaz olduğuna işaret ediyordu. Anneleri kapıda bacada dolaşıp iş peşinde koşturup dururken ailenin küçük çocukları ona emanet edilmişti. İlerlemiş yaşından dolayı yapacak bir işi olmadığında ona emanet edilen çocukların en küçüğünü dizine oturtur diğerlerini de çevresinde toplayıp dünyada yapacak fazlaca bir şeyi kalmadığından iyilik yolunu tutmuş bir insan olarak onlara iyi insan olmayı öğütleyip dururdu. İyiliklerin karşılığı olarak insanların gideceği yerin mutlaka cennet olduğunda ısrar eder karşısındaki minik yüreklere bu sevgiyi aşılamak istercesine bildiği kelimeleri tekrar ederek meramını anlatmaya çalışırdı. Söylediği her kelime suya atılan taş misali dibe batar bilinç altında yerini alırdı. Miniklerin bu kelimelerin bir gün sahile yaklaşıp kumsalın kıyısında birikebileceğinden haberi yoktu. Cennet anlayışı bilinç altına düştükçe su yükseliyor bilinç, katılığını yitirip suya kavuşan toprak misali ürün vermeye hazırlanıyordu.

Köydeki yeni mahalleye taşındıktan sonra gittiği okuldaki öğretmeninin soyadının kar olduğunu öğrendiğinde  ilk yağacak kara odaklandığının hiç farkında değildi. Öğretmeninin adının Sevinç olması kar yağdığında bildiği bütün insanların sevinmesi bilinç altındaki cennet fikrinin de sevinci çağrıştırması ister istemez kar ve cennet arasında bir benzerlik olması gerektiğini düşündürtüyordu.

Ortaokula başladığında din dersi öğretmeninin hikayeler anlatması sürekli kurgulayan bir beyin yaratmaya başlamıştı.Bu durum onun diğer dersleri dikkatle dinlemesini zorlaştırıyor bölük pörçük anlamalarla ilerleyip duruyordu. Bütün dersleri dinlemek için gösterdiği çabayı bazılarında zirveye çıkarsa da hiçbir şekilde başlangıç aşamasındaki bütünlüğü yakalayamıyordu. Sonunda ay kelimesi hikayeci öğretmenin öğütlemeleriyle bir gerçeklik olarak çıktı karşısına. Bu hem bir gerçeklik hem de bir insan isminin ilk hecesiydi. Bu hece anlatılan konunun bilimselliği barındırması aynı zamanda da  kendisini bilimsellikte dünya dışına taşıması bilincinde atılan tohumların yeşermesini sağlayacağa benziyordu.

Kimya ile biyolojinin arasına psikolojiyi sıkıştırması gerektiğini öğrenmesi ancak bir yıl sonra oldu. Bu tam da sıkıştırmayı sağlayamadığından bir üçgen oluşmuştu. Peşi sıra üçgenin bir merkezi olduğu ve bu merkezin dünyanın dönmesinde olduğu gibi fizik kuralları üzerine inşa edildiği anlayışı  bilincinde oluşmaya başladı.İlk olarak kimya üzerinde düşünmeye başlayıp arkasından fizikte karar kıldı.Merkezdeki bilimin fizik oluşu her şeyin onun üzerine inşa edilmesi bu bilimle uğraştığında bütünlüğü yakalayabileceğini kavrattırmıştı ona.Bütünlüğün ne olduğunu anlaması uzun yolculuğun sonunda onu felsefeye kavuşturmaktan başka bir şey olamazdı. 

İdeal kurguyu yakalamak üzere felsefe kervanına katılmanın uzun yolculuğun gereği tüm ağırlıklardan kurtulmayı gerektirdiğine inanıyordu..Bu yolculuğa başlayacağı zaman geri dönüş kervanın başarıya ulaşmasını sağlayacağından öncelikle hedefim yolculuğu başarıyla tamamlamak ve dönüş noktasına ulaşmak olacak diye düşündü.Çünkü bu kurgumun işlemesi için yapacağım yeni başlangıcı mümkün kılacak dedi.

Psikolojideki köşe taşlarını felsefe yolculuğunda buldu.Bunlar felsefe kervanının yolculuğa başladığı yere  ulaştığında kurgu için kullanacağı inşa malzemeleriydi.

Bütünlük anlayışıyla kurgu işlemeye başladığında tüm sözcük dağarcığı felsefe için çalışacak böylece edebiyat bütün ihtişamıyla ortaya çıkacaktı.Öncelikli olan beden değil de ruh olduğundan şifa veren şey kelimelerdir.Böylece kurgu önce ruhu sonrada bedeni şifaya kavuşturacak.Dünyanın ruhuna uygun davranan insan olarak dünyanın bedenini de kurguyla yaratırken edebiyatla renklendirip dünyayı doğal bir bedene kavuşturacaktı.Ruh Tanrı’dan beden insandan olmak üzere dünya gerçekten yaratılmış olacaktı.  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 22
Kayıt tarihi
: 03.07.19
 
 

1972 Samsun Merkez doğumluyum.1988 yılında Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünü kazandım...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster