Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '08

 
Kategori
İnsan Kaynakları
Okunma Sayısı
1157
 

Yöneticilik ve delegasyon

Yöneticilik ve delegasyon
 

Günümüzde birçok işletmede yöneticilik çok meşakkatli bir iş olarak görülmektedir. Çünkü birçok kişi yönetici olduğu takdirde iş yükünün artacağını düşünmektedir. Bununda en büyük nedeni yöneticilerin işlerini çalışanlar arasında dağıtmamasıdır. Bir başka deyişle delege etmemesidir.

Çalışanlara dağıtılmayan işler nedeniyle birçok yönetici asıl işleriyle uğraşmaktansa gündelik sorunlarla kendisi uğraşmaktadır. Bazı işyerlerinde en ufak toplantı kararı, yazışma yöneticinin onayı alınmadan yapılamaz. Bu kadar yoğunluktan dolayı birçok yöneticide koşuşturmaca içinde olup; öğle yemeğine geç gider, yıllık izinlerini uzun süre kullanamaz.

Delegasyonda ise en büyük sıkıntı ise hangi işlerin delege edileceğidir. Eğer söz konusu iş idari bir yetenek gerektiriyorsa bu işlerin delege edilmemesi daha faydalı olacaktır. Çalışanların yapabileceği bir işi (yani bilgi ve becerileri işin yapılmasına yetiyorsa) temelli olarak çalışanlara vermek daha faydalı olacaktır. Bunu yaparken de işin gerektirdiği tüm yetki ve sorumluluklarla verilmesi gerekmektedir.

Yöneticilerin işleri delege etmemesindeki nedenler:

Yöneticilerin,

Ø Çalışanlarının bilgi beceri ve yeteneklerine güvenmemesi,

Ø Her şeyi en iyi ben bilirim ve ben yaparım mantığı,

Ø Sürekli bir şeylerle meşgul olma isteği,

Ø Delege etmenin getirdiği riskler,

Ø Vazgeçilmez olma isteği vs.

İdeal bir yönetici, çalışanlarının sorumluluklarıyla ilgili işlerde kendi kararlarını kendilerinin almasını sağlamalıdır. Bunu yaparken de çalışanlarına kararlarını alabilecek düzeyde eğitim vermeleri, onlara koçluk etmeleri gerekmektedir.

Çalışanların sorumlu olduğu işlerle ilgili kararlarını kendilerinin vermesi, onların yeni fikirler üretmesinde katkı sağlayacaktır. Buda çalışanların daha değerli olduklarını hissettirecektir. Böylece çalışanların motivasyonu artıp, verimliliği yükselecektir.

Son olarak delegasyonla ilgili güzel bir hikâyeyle yazıma son vermek isterim.

“Büyük bir şirketin sahibi işler iyi gittiği halde, genel müdürünün aldığı maaşın yüksek olduğunu düşünmektedir. Şirket sahibi genel müdürünün aldığı yüksek maaşa karşılık, gün içinde neler yaptığını çok merak etmektedir. Şirkete genel müdürü takip etmesi için birini alır. Bu kişi işyerinde gün içinde genel müdürü takip etmekte, her yaptığını not edip şirket sahibine bildirmektedir. Takiplerinin sonucunda kişi şirket sahibine raporunu sunarak şöyle der:

— “Efendim, genel müdür sabah şirketi şöyle bir dolaşıp odasına çekiliyor. Odasına da devamlı girip çıkan yok, fazla bir işle de uğraşmadan devamlı pencereden dışarı bakıyor, çay-kahve içiyor” der. Sonuç olarak ta genel müdürün maaşının yüksek olduğunu ve işten çıkarılmasının uygun olacağını belirtir.

Bunun üzerine şirket sahibi genel müdürü işten çıkarıp, yerine genç ve daha düşük ücretli birisini alır. Genel müdürün çıktığı zamanda şirketin işleri iyi gitmekte olup, karlılığı çok yüksektir.

Yeni genel müdür geldiğinde ise şirketin mali durumunda bir duraksama baş gösterir. İşler beklenildiği gibi gitmemektedir. Şirket sahibi bunun nedenini öğrenmek için yine aynı kişiyi genel müdürü takip etmesi için şirkete gönderir. Kişi gerekli incelemeleri yaptıktan sonra, şirket sahibine raporunu sunar ve;

— “Efendim, yeni genel müdür çok çalışıyor. Sabah erken geliyor akşam geç çıkıyor, kapısının önü sürekli dolu, işten güçten başını kaldıramıyor” der. Şirket sahibi yeni müdürün alışma devresinde olduğunu, dolayısıyla bu kadar yoğunluğun normal olacağını düşünmektedir. Bu yüzden konuyu fazla üstelemez.

Aradan zaman geçtikten sonra şirket artık zarar etmeye başlar. Şirket sahibi işlerin neden bu hale geldiğini incelemek için tebdili kıyafet işyerine gider. İlkin genel müdürün odasına bakar. Genel müdür odadadır. Çalışmaktan müdürün saç baş dağılmış bir halde olup, kapıda da birçok insan genel müdürü beklemektedir. Şirket sahibi bu durumdan bir şey anlamaz. Yanından geçen ustabaşını durdurarak neler olduğunu sorar. Ustabaşı;

— “Efendim, genel müdür her şeye kendisi karar vermek istiyor. Onun onayı olmadan hiçbir şey yapamadıklarını anlatır. Eski genel müdürlerinin ise birçok konuda kararı kendilerine bıraktığını hatırlatarak o zamanlar daha rahat çalıştıklarını söyler”.

Bunun üzerine şirket sahibi eski genel müdürünü tekrar işe geri çağırır.”

Murat YASAR

http://www.muraty.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın murat yazınız çok güzel, teşekkür ederim. biz iş hayatını ikiye ayıralı çok olmadı. 20-30 yıl diyelim. beyaz yakalı, mavi yakalı. mavi yakalı olmak binlerce yılın geleneği ama beyaz yakalı olmaya alışmak çok zor. bunu ne o göreve gelenler tam uygulaya biliyor neden ast çalışanlar tam anlayabiliyordur. aslında meşhur dünya gruları yönetim sanatının zorluğundan bahsediyorlar ama hala matematiksel bir metotla en ideal yönetim tarzı bulunmuş değil. zaten sosyal bir ilişki olan iş yaşamında matematik kuralları tam geçerli olmayacaktır. Yöneticilere daha iyi yetişmek ve yönetim becerisin geliştirmek düşüyor. daha fazla çalışmak değil.

Muammer Murat 
 30.01.2008 10:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 34
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 7143
Kayıt tarihi
: 11.09.07
 
 

“1980 yılında İstanbul’da doğdum. İlkokul ve ortaokulu İstanbul’da okuduktan sonra 2 sene Edirne Fen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster