Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '10

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
491
 

Yönetmekten Bihaber Yöneticiler...

Yönetmekten Bihaber Yöneticiler...
 

Günümüzde devlet ya da özel sektörde çalışıp ..…. bölümünün şefiyim, amiriyim, müdürüyüm, Genel Müdürüyüm, yeni moda tabirle CEO’suyum, demek hem pek çoğumuzun hem de karşımızdaki kişinin gözlerinin parlamasına yüksek sesle ya da içinden “Vay be” demesine neden olur.

Yöneticilik, ne kadar büyülü bir kelime.

Yönetmek, çalıştığı kurumu daha yararlı ve kazançlı hale getirmek (TDK karşılığında) demek.

Asıl önemli olan yönetici sıfatındaki kişinin çalıştığı kurumda, firmada kendinden üst düzeydeki kişiler kadar emrinde çalışan kişilere de nasıl davrandığıdır. Nedense, ülkemizde yönetici olmak emrindeki herkese açık ya da dolaylı şekilde zulmetmekle eş anlamda tutulur. İstisnalar var mıdır. Kesinlikle.

En munis dediğimiz kişiler bile yönetici sıfatına büründüğünde kişilik değişimine uğrar.

Yönetici olmayı, kaba tabirle hayvanlaşmayla, diktatör gibi olmakla ya da çevremizdekilere zulmetmekle karıştırırız.

Tabii ki yönetici kendine bağlı kişilere iş verir, verdiği işin belli bir süre sonunda bitmesini ve daha pek çok şeyi isteyebilir.

Ama hiçbir yönetici çalışanlarından özel işlerini yapmasını isteyemez, başkalarının yanında azarlayamaz, küçük düşüremez.

Yöneticilik, çalışanlara özel iş yaptırtmak değildir. Ayrıca kendi özel işini (en basitini) başkasına yaptıran kişi beceriksizdir. Hem beceriksizlik, hem yöneticilik bir arada olmaz.

Gerçek yönetici sınırlarını bilir ve bunu aşmaz, aşmamaya çalışır. Diğer türdekiler; neredeyse gelde …..sil diyenler. Belki bulundukları kuruma az ya da çok yararları vardır. Ama sonuçta yönetmeyi bilmeyen zavallı, beceriksiz, hasbel kader o sıfatı almış kişilerdir.

Kaldı ki bunun mezun oldukları okullarla, çevrelerinin genişliği,konusunda uzman olmaları ile hiçbir ilgisi yoktur. İnsanlıkla ilgilidir.

Yönetici kılığındaki yönetemeyenlere yazıklar olsun.

Gerek kurum, firma gerek ülke bazında hiç fark etmez. En küçük işini çalışanlarına yaptıranların geçtim yöneticiliklerinden, insanlıklarından her zaman için şüphe duydum ve duyarım

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazınızda önemli bir konuya değinmişsiniz, tebrik ederim. Bence; ülkemizde insanların yönetici olduğunda uğradıkları değişimin sebebi tek kelimeyle kültürleri. Tabii ki kişilik sorunları da yöneticiyi yönetici kalitesinden çıkartır. Ancak bu; sayının bu seviyelere gelmesinin asıl sebebi değil. Asıl sorun, bizim kültürümüzün yeni yaşam düzenimizle olan uyumsuzluğu. Mesela, köyümüze kaymakam gelince koç kesmek zorundayız. Bir zevat, bir büyük adam bir şehre gittiğinde kırmızı halılar felan...Vali gelene kadar bebeler soğukta donmalılar. Makam arabaları caddelerden olabildiğince çok sayıda eskortlarla ve gürültülerle akmalılar. Hanlar, hakanlar, sultanlar el sallasınlar camdan, bir koylü kıldan ince boynu yatık, elleri kavuşmuş bakıyor alttan alttan..."Oğlum büyüsün büyük adam olsun" der anneler. Büyük adamlara saygı. "Oğlum sen de büyü sen de (hükümdar) ol!" der babalar. Çocuk da ilerde özel bir şrkette yöntici bile olsa, içinde, derinlerinde bir yerlrde hala o kutsal üstünlk inancı yş

Kayhan YILDIZ 
 09.11.2010 9:36
Cevap :
Yorumunuza katılmamak elde değil. Önemli olan kırmızı halılar, alkışlar vb değil yöneticilik empati ister, anlayış ve daha pek çok şeyi içinde barındırır. Ama her şeyden önce adam olmayı gerektirir. Ne yazık ki bizim yöneticilerimiz, insanlarımız henüz bunu kavrayabilmiş değil. Bir yöneticinin gittiği yerde kaç kişinin kendisine dalkavukluk, yalakalık yapacağı ya da kaç korumayla dolaşacağı değil. Sokaklarda tek başına (güvenlik güçleri, korumalar olmadan) yürüyüp yürüyemeyeceği ya da çevresindeki dalkavukları bir köşeye itip her şeye rağmen doğruyu söyleyenleri dinleyip dinlemeyeceği önemli.Yöneticilik ince ve çok hassas bir iş olmasına rağmen pek çok kişi insanları korkudan titretmeyi, hayvan gibi muamele etmeyi, yüzüne gülüp arkadan sövülmesini marifet saymakta. Buna da yöneticilik denilmekte…  23.11.2010 17:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 476
Toplam mesaj
: 111
Ort. okunma sayısı
: 1331
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster