Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '13

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
243
 

Yorganın altında, Yastığın üzerindeyim ....

Yorganın altında, Yastığın üzerindeyim ....
 

panik yapmayın bulundum


Son yazdığımdan bugüne ne kadar çok zaman geçmiş... Yine mi unuttum kendimi bir yerlerde acaba...?

Unutmadım unutmadım ama hayat beni önce bir güzel oturduğum yerde ayağa kaldırdı, sonra sağımdan tutup soluma fırlattı... Yere kapaklandığımı hissettim çünkü dizlerim çok acıyordu. Zorla ayağa kalktım ve bir yumruk tam suratımın ortasında... Yıkılmadım ayaktayım diye seviniyorken bir anda deli bir rüzgar çıktı ve etrafımda hortum yarattı... Hortum sersemletiyordu beni ama olsun dedim en azından hayatın şiddetinden koruyor dememe kalmadan bilimkurgu filmlerinden fırlamış bir ekip gelip hortumu tam zamanında etkisiz hale getirdi... Yine yere kapaklanmış bir şekilde ama bu sefer başka bir atmosferde buldum kendimi.. Daha renkliydi etraf, tek hatırladığım bu. Usulca ayağa kalktım etrafıma baktım kimsecikler yoktu. Gün benim günüm, vakit bu vakit dedim ve kendimden emin adım attım... Bir...iki...üç.... o da ne 3. adımda dizlerim tutmaz oldu yatağa zor attım kendimi... Epey günlerim geçti yatakta amaçsız ve anlamsızca... Ve işte o an geldi çattı... Kapım çalındı, fırladım ayağa... Kapıyı açtım korkusuzca ve kalp hırsızı duruyordu karşımda... Bir umut dedim ve teslim oldum , izin verdim kalbimi çalmasına... Günler daha sarı olmuştu, daha renkli daha sıcak... Yine saymaya başladım 1,2,3... ve 4 ay sonra sadece çalınanın kalbim değil hayatım olduğunu farketmeye başladım... Klasik ben dengemi yitirdim kolayca.. Asabileştim, hırçınlaştım, etrafımdakileri uzaklaştırdım ve sonunda hırsızı kaçırttım... Güç bendeydi yine ya da ben öyle sanıyordum ya neyse... Ayaklarım yere sağlam basıyor gibiydi... Adımlarım güçlü, bastım mı ses gelecek, depremler olacak sanıyordum... 1 adım, 2 adım, 3 adım....ve hoooopppp ben yine yerlerdeyim... Elimden tutsa biri en azından kaldırıp yatağıma koysa diye günlerce başıboş gezdim sokaklarda... Ve sonunda yorgunluktan bitmiş halde kimseye gerek duymadan atıverdim kendimi yatağıma öylece... İşte o gün bugündür yatağımdayım yine.. Yorganın altında, yastığın üzerinde ama hiçbiryerde... Yanımda duran bir sehpa ve üzerinde bilgisayarımla telefonum duruyor beni hayata bağlı tutan... Yaşam destek ünitem onlar, o yüzden sürekli şarjdalar ne olur ne olmaz diye...Mazallah bitiverir pilleri, fişim çekilmiş gibi olurum... Ara sıra sehpanın üzerinde koca bir tas patlamış mısır ve kola şişesi beliriyor, ya da bir bardak kahve, sütlü ve şekersiz....Güneş gözümü almasın diye perdeler sıkı sıkı kapalı... Belki de dışarıya imrenmiyeyim diye beynimin bir oyunu... Günler, günler, günler... Hızlıca geçiyor ve ben hala yorganın altında, yastığın üzerindeyim...Vücudumda birşeyler iflas ediyor gibi. Önce dizlerimin ağrısı, sonra gözlerim... Ardından cildimde sorunlar çıkıyor, tırnaklarım eskisi gibi sağlam değil sürekli kırılıyor. Muayyen günler sanki hiç bitmiyor..Hiddetli ve şiddetli ayrıca upuzun sürüyor...Kalp atışlarım düzensiz, sanki göğüs kafesimi delip geçecekmiş gibi sert atıyor kalbim... Endişeleniyorum kendim için... İlk defa hayatımda kendimden, halimden korkuyorum ve Atatürk'ün yolundan ilerleyip kendimi Türk doktorlarına emanet ediyorum... Her biri kendi branşında uzman onlarca doktora gidiyorum.. Uzay mekiği görüntüleme makinelerinde saatlerim günlerim geçiyor, arama tarama ekibi sürekli kolumu delip kanımı emiyorlar... Kağıtlar, evraklar, belgeler, sonuçlar...."Sonuç : Herşey normal"...

"NORMAL"mi?

Neden diz ağrısından ölüyorum o zaman? Neden iyi göremiyorum? Yüzümdeki, sırtımdaki kırmızılar neden? Muayyen gününün uzaması sebebiyle kan kaybından ölen var mı? Biraz daha devam ederse kalbimi elimde görme ihtimalim ne?....

Hiçbir cevap ya da tıbbi bir rahatsızlık bulunamıyor bu dertlerime.... Ama tüm doktorların hemfikir olduğu tek bir söylemde buluşuyoruz. "STRESTENDİR"... Stres mi ne stresi aylardır yorganımın altında, yastığımın üzerinde pamuk helva kıvamındayım... Bu kıvamı bozmadan yeniden bir yoğurma işlemine başlamam gerekiyor sanırım...Bir bilenden yardım almadan da olmaz.. Psikolog senin, psikiyatrist benim dolaşıyorum.. Hepsinde akıl çok sağolsunlar... Hepsi bir arada olmuyor tabi sonunda bir tanede karar kılıyorum ve "al beni, yoğur beni, evir çevir adam et beni"... diyorum... Bir işe yaramıyor çünkü ben kapalı kutuyum... Anahtarı kendim saklamıştım bulamıyorum... Sürekli unutuyorum, belki de unutmak istiyorum... Ama biliyorum ki biraz daha güçlüyüm artık. Biraz daha sağlıklı düşünebiliyorum ve bana benden başkasının yardım etmesi mümkün değil, biliyorum... Artık kendimi toparlıyorum... Ne vakit alır bilemem ama ilk sonucunu gördüm bile...

SONUÇ mu n'oldu?

En azından şimdilik, yeniden oturabiliyorum ve yazabiliyorum....

YORGANIMIN ÜZERİNDE,YASTIĞIMIN ÖNÜNDEYİM.....

 

Sevgiyle kalın...

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yabancısı değilim bu halin; geçer , gelir ve gene geçer... :) kaleminize sağlık, ruhunuza sağlık.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 14.04.2013 13:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 415
Kayıt tarihi
: 18.04.11
 
 

31 yaşında önce kendini kaybetmiş, bulduğunda ise geç kalınmışlık hissi ile darmadağınık olmuş bir a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster