Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
376
 

Yörüklerin düşü bu mu?

Yörüklerin düşü bu mu?
 

Bilimsel olarak bir dayanağım olmasa da, çevremi gözlemleyerek ulaştığım bir sonucu açıklamak istiyorum.

Mersin'de ikamet ediyorum ve küçük İstanbul denilebilecek kadar kosmopolit içeriğe sahip bir kent burası. Bu sayede Türkiye'nin değişik yerlerinden değişik insanları tanıma şansım oluyor. Burada dikkatimi çeken Mersin'in yerlilerine ait bir özellik ya da daha çok Mersin'in yörüklerine ait bir özellik.

Yörüklük kavramını genelde biliyoruzdur. Hayatlarını göçme eylemi üzerine kurmuş, yazın yaylalarda, kışın ovalarda yaşayan, zengin bir kültüre sahip insanlar olarak tanımlanabilir. İşte gözlemim tam da bu göçme eylemleri üzerine dayanıyor. Bu insanlar yazın ve kışın sürekli yer değiştiriyor. Gerçi, her göçüşte aynı yerde konaklamaya çalışıyorlar ama bu yerler onlara ait olmuyor yani, konakladıkları yerde misafir konumunda oluyorlar. Yaşar Kemal, yazdığı birçok romanda yörük yaşamını konu alıyor, konar göçer hayatlarda karşılaşılabilecek sorunları işliyor; kimi zaman konak yerlerinin zamanın güçlü ağaları tarafından işgal edilmesi ile gelen yersiz kalma durumlarını, kimi zaman doğa koşullarının değişkenliği ile karşılaşılabilecek sorunları anlatıyor.Neyse konuyu fazla dallandırıp budaklandırmadan gözlemime geri döneyim.

Çalıştığım yerde yörük arkadaşlarım çoğunlukta. Bunlarda öyle bir azim var ki, ellerine geçecek en ufak maddi kaynağı bile bir gayri menkule yani taşınmaz mülke dönüştürmek istiyorlar. Taşınmaz mülk kavramına dikkatinizi çekmek istiyorum. Özellikle taşınmaz olması onları cezbediyor sanki, artık taşınma lafını yatırımlarında bile kullanmak istemiyorlar. Önce başlarını sokacak bir ev edinme peşindeler ki bu hepimizde var, şöyle ortalama bir evim olsun, üzerimde çatım olsun deriz, buna diyeceğim yok. Ama durmuyorlar, ellerine biraz daha imkan geçince, "yav şurda bir arsa var, muazzam değerli olacak, orayı alsak mı? Şurda bir daire var, alıp kiraya mı versek, adam bir dükkan yapmış ama köşelik yani, alsak mı ne yapsak", gayrimenkul, gayrimenkul, gayrimenkul, başka bir düşünce yok. Bu gözlemimde hatalı mıyım bilmiyorum. Yazımda sizin yorumlarınıza da ihtiyaç duyuyorum, siz de böyle bir fikre kapılıyor musunuz? N'olacak bu yörüklerin hali, bir daha taşınmak zorunda kalırlar mı? Ya da satın alacak yer kalmayınca dertlerinden ne yaparlar?
Sevgiyle kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ben kirada oturoyum ve yörük'üm. yaşım kırka geliyor, eşim öğretmen ben doktorum ama kirada oturuyoruz; buna ne diyorsunuz? mersin'den çıkıp mersin'i şöyle bir gezmenizi öneririm. torosları falan. hoşçakalın.

Hakan Karaduman (Akdenizli) 
 06.10.2007 9:55
 

Güzel gözlem.Tebrikler. Ancak bazı şeyleri gözden kaçırıyormuşsun gibi geliyor bana. Öncelikle bu insanların hamurlarının nasıl yoğrulduğuna bak bir bakalım . Her ne kadarda hayvancılıkla geçiniyor gibi görünselerde toprağa bağlı insanlar. Düşünsene sürekli yer değiştiriyorlar. Daha yeşil daha verimli topraklar için sürekli konup göçüyorlar. Yani aslında her şeyleri toprak üzerine kurulu verimli topraklar meralar yoksa onlar da yok.Ayrıca toprağa sahip olma arayışının temelinde belkide bilinç altında yatan sürekli göçmekten bıkıp bir yere yerleşme beklentisi ve özlemi çekme olama mı ?

basak_33 
 06.10.2007 2:43
 

Ben de bir yörüküm.. rahmetli babaannemin lakabı "yörük fadimesi" idi.. o kadar yani:)) ama ben o kadar malk mülk canlsı değilim.. bir evim olsun.. küçücük olsun.. ama benim olsun" diyorum.. selamlar.

sema öztürk 
 03.10.2007 16:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1038
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

1980 yılında Mersin'de doğdum, bütün eğitim öğrenimimi Mersin'de tamamladım. Yetmedi, işimi de Mersi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster