Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
294
 

Yoruldum artık

Yoruldum artık
 

Yoruldum artık bu ülkede yaşamaktan daha doğrusu bu toplumda.

Hayır kendimi  daha üstün gördüğüm için değil.

Ya da daha eğitimli.

Ya da daha bilgili.

Ancak, genel anlamda olağan karşılanabilen pek çok şey, çok yoruyor beni.

Bu hoyrat insanlar. Kim bunlar?

Yollarda bağırarak yürüyen, en olağan konuları bile bağırarak konuşan. yerlere tüküren, trafikte  önce ve her zaman ben, benim hakkım diyen.

Kadınları döven, öldüren.

Silah taşıyan, sevinince ya da kızınca silaha sarılan.

En ahlaklı görünüp en ahlaksızın peşinden, kanuna, genel yargılara rağmen ısrarla giden.

Mafyalaşan, sebzeci hallerine, simitçiliğe, otoparkçılığa, hatta wc işletmeciliğine, bir yığın sektöre şantaj, tehdit ve cinayetlerle, karapara gücüyle hakim olan.

Yolda yürüyemeyen, ona buna kabadayılık yapmayı marifet sayan.

Sadece küçük bir heyecan uğruna " hadi gidelim" diyen tanımadığı kadın ya da erkeğe yuvasını, çocuğunu hiçe sayarak koşan.

Sırf bu niyeti yüzünden internet kullanımı açısından süper mesafe katedip çoğu Avrupa ülklesini geride bırakan.

Çoğu zaman yardım veya icraat yapmak isterken,çözüm yerine sorun üreten.

Kural sevmez kural tanımaz ve kendisi kural koymak isteyen.

Elektrik, vergi ve kaçırılabilecek ne varsa kaçıranların düzenlerini sürdürdüğü, diğer kesimin geciken adaletten bunaldığı.Sahipsiz ve haksızlığa uğramış hissettiği.

Ah bu toplum.

Bu toplumda,  sinema festivalleri yapılarak ödül verilmez. Baştan ödül verileceği belli kişilere ödül dağıtmak için festivaller düzenlenir. 40-50  kişilik sanatçı sinemacı şarkıcı grup kendi kendini beğenir, kendilerine ödüller verir, kendilerini ağırlar ve  onore eder.

Bu grup içindekiler, törencilik oyna, çoğu sırf ilerici ve sermayeyi umursamıyor görüntüsü vermek amacıyla, kot pantalon bir kazakla, üst baş dağınık ve bakımsız halde törencilik oyununa katılır  ve orada inciler döktürerek birşeylerin dışavurumunu sağlar ve grubun kalanı onları alkışlar.

Festival sonunda, aynı kişiler hatırlanır, aynı sözlerle övülür hatta onların adlarına ödüller de verilir. Asla aleyhte bir söz ya da görüş sarfedilemez. Aksi olursa ona istenilmediği çok güzel hissettirilir ve bir daha da festivalin f sinde bile yer alamaz. Çünkü bu grup çok  fazla demokrasi ve özgürlük!!!!! taraftarıdır.

Vergilerimizle ödüllendirilen bu festival filmlerini  halk hiç umursamaz ve yabancı çocuk filmleri kadar bile izlemez.

Başka gruplar da kendi görüşlerine başka toplantılar düzenler. Törencilik oynar. Karşılıklı  uzun, ağdalı övgüler, yağcılıklar. İlginç ödül törenleri, çocuklar şiirler okur, politikacılar ağlar. Zorlama yapmacık görüntüler.

Herkesin en çok inanan, en doğru dini bilgiye kendisi sahipmiş havasına girmek için çabaladığı sohbetler. "Şekiller " üzerine kafa yorulan öz den fazla bahsedilmeyen saatler.

Allahın hepimizi ne kadar sevdiği, bizim onu sevmemiz ve saymamızın ne çok önemli olduğu, evrenin, dünyanın ve insanın yaratılış hikmetleri, açısından değerlendirmelere, genç beyinlerin sorularına , merak ettikleri konulara yeterince yer vermeyen, programlar.  

Namaz ve diğer ibadetleri rutin ruhsuz fiziki  hareketlermiş gibi anlatan teknik ayrıntılara boğulan oturumlar, işin özüne  yönelik dişe dokunur konulara değinmeden şekiller üzerine kafa yormalar. Yaşar Nuri ÖZTÜRK ve diğer birkaç hoca hariç sığ bilgilere sahip kişilerle yapılan uzun zihin yorucu sohbetler.

Sonra, mezhepler, siyasi görüş farklılıkları. Cami- cemevi tartışmaları.

Biz iyiyiz doğruyuz siz kötüsünüz, yanlış yoldasınız.

Vay siz bize hakaret ettiniz vay bizim değerlerimizle alay ettiniz.

Siz  solcusunuz, komunistsiniz.

Siz sağcısınız, faşistsiniz.

Tabii sol grup da epey mitoz  gruplara bölünüp kendi içinde mini grupçuklar oluşturmuştur  ve onlar da tam homojen bir yapıya sahip değildir. 1 Mayıslarda onların envai çeşitleri yollara dökülür.

Sağ grup da, milliyetçi, şeriatçı, liberal, vs.vs.

Derken, ırk farklılıkları.

En  ayrışanı, Türk-Kürt, daha doğrusu esasında, devleti savunan ile  BDP li, bölücü zihniyetteki veya terörist yandaşı.

Daha bölge ya da şehir ayrımcılığına gelmedik.

Bölünmeler, bölünmeler.

Ben bu güzel ülkede,  bu karmaşık ve sorunlu, herşeyi aşırı ciddiye alan ve her fırsatta birbirini ya da devleti cezalandırmaya hep kendisi kazanmaya ya da içinde yeraldığı-doğduğu grubun kazanmasına  çalışan bu toplumda yaşamaktan çok yoruldum.

Allahım. bizim  insanlarımızın yaptığı gibi ne çok farklılık üretilebiliyor.

Ne çok husumet, ne çok şiddet oluşturuluyor.

Oysa tam tersi olsaydı. Keşke tersi olsaydı.

Sokaklarda günlük hayyatta canhıraş bağırmaların, kavgaların, bellerde silahların olmadığı. Japonların sakinliği, İngilizlerin sukuneti, hareketlerindeki ölçülülüğü "kötü" dememek için "güzel değil" diyecek kadar diplomatik ve şık davranışlarını, uzakdoğululardaki kanaatkarlık, sabır ve bilgeliği örnek alsaydık.

Birbirimize gülümseyerek baksaydık, çokça teşekkür etseydik, özür dileseydik, "lütfen önce siz buyrun", "rica ederim"  deseydik. Kazancımız beklentimizin üzerinde ise atalarımız gibi komşularımızın da kazanmasına aracı olsaydık. Ne olurdu?

Esasında belki sadece dindarlığının gerçek anlamına insaniliğe kafa yorsak, geçmişimize atalarımıza bir "geri bakışla" o güzel hasletlerden oluşan elbiseyi kuşansaydık işler bu raddeye gelmezdi.

Evet, "örnek alacak" çok toplum var ancak biz de belli zamanlarda dünyaya "örnek olmuş" bir ülkenin evlatları değil miyiz. Sadece genlerimize yeniden bir şans versek belki değişir herşey ve üç nokta ile belirlenmiş şu kelebek misali ömrümüzü daha sevgi ve huzurla güzelliklerle geçirebilirdik.

Değil mi ki önümüzde Mevlana, Yunus Emre gibi devasa  örnekler var.

Çok yoruldum bu zamanda bu toplumda olmaktan. Lakin karasevda gibi bu ülke sevgisi hepimiz biliyoruz. Bu ülke gözbebeğimiz. Bazen terketmek istesek te  asla kopamadığımız. vazgeçemediğimiz.

Çoktan düşündüğüm içimde birikenleri yazdım. Uzun ve belki, sıkıcı. Belki yüzlerce okur içinde 3-5 kişinin kalbine dokunur.Belki güzelliklere vesile olur.

Ha bu arada, evet bu toplum beni  sadece burada olduğum için çok yoruyor ancak bunlar gözlemlerimden ibaretti ve  çok şükür kesinlikle bunalımda filan da değilim. Belki de içimde yer eden olumlu duygular birer zırh misali beni koruyor. Allah'a şükür.

Tavsiyem, iyiliğe niyetlenin ve Allah'tan iyi bir insan olmayı dileyin, bir süre sonra herşey çok daha yoluna giriyor.

 İyigünler.

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizde"iyiliğe niyetlenin, Allah'tan iyi bir insan olmayı dileyin, bir süre sonra her şey çok daha yoluna" girer ve sizde bu üstünüzdeki yorgunluktan kurtulursunuz. Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 18.10.2011 16:58
Cevap :
slm.azımın sonunu okumadınız sanırım. topluma geniş açıdan bakınca hissettiklerim böyle ama şahsi olarak mutlu ve huzurluyum.Hep daha iyi daha iyi olmak için dua etmeye ve getirdiği huzuru görmeye başlayalı da epey oluyor. Kötü olduğum için değil daha çok tekamül için dua bu. Saygılarımla.  18.10.2011 21:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 216
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 386
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster