Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Süheyla Çalışkan

http://blog.milliyet.com.tr/haci

21 Ekim '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
363
 

Yorumlara yanıt

Birinci dünya savaşının ardından imzalanan Mondros ve Sevr antlaşmaları neticesinde ülke topraklarının parçalanmaya başlanması ile birlikte Vahdeddin, Mebusan Meclisini toplamış ve Misak-ı Milli’yi kabul etmiştir, Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu’ya gönderilmesindeki rolü de çok açıktır. Necip Fazıl’ın Falih Rıfkı’nın eserlerinde de Vahdeddin’in milli mücadeleye yaklaşımını okuyabilirsiniz.

Çok büyük yanlışları olmadı mı, ülkenin parçalanmasına kapı aralayacak imzayı atan oydu, bunu inkar etmek mümkün mü. Ama bu imzaların atılmasında ondan önce gelen Padişahların, idari görevlilerin, hatalı iç ve dış politikaların, gerilemeye sürükleyen gözü kapalılığın hiç mi rolü yoktu ve bunların temelinde batılı ülkelerin hiç mi parmağı olmadı. Abdülhamid’in getirmeye çalıştığı yeniliklerin önünü kapayan da yine onlardı.

Vahdeddin naif bir adamdı, bir ülkeyi idare edecek kararlılığa ve güce belki sahip değildi ama Milli Mücadele’nin başlamasında verdiği desteği ve o süreci görmezden gelmenin de doğru olmayacağını düşünüyorum.

O’nun mason ve/veya yahudi olduğuna dair çıkartılan bu söylentilerin hangi gerçekliğe dayandığını görmek göstermek gerek.

Medya’dan takip ediyoruz, ülkenin başındaki insanlar, orduyu yönetenler, basındaki güçlü kalemler hakkında çıkartılan mason/ yahudi/ derin devlet suçlamaları ile karşılaşıyorlar. Bunların hangisi gerçek hangisi yalan ben artık göremiyorum. Bazıları ülkeyi “ılımlı ıslam” yönetiyor diyor, bazıları Amerika, bazıları en yakın dostumuz Amerika diyor, bazıları umut doğuda. Bütün bu karmaşa içinde neye inanacağınızı şaşırdığınız anlar olmuyor mu? Askerler ölürken ve TV’den canlı yayınlanırken aklınız karışmıyor mu?

Tarafsız olmaya çalıştım bugüne kadar, tarafsızlığımı farklı tarafların insanlarını okuyarak ve dinleyerek sağladım. Osmanlı’yı kötülemek tarihimizi inkar etmek demek, bir dünya deviydi, sözü dinlenirdi, Vahdeddin parçalanış dönemine denk geldi, onun yerine bir başkası olsada farklı olmasına zaten izin vermeyeceklerdi ki.

O’nu övmek niyetiyle yazılmadı o yazı, sadece batı’nın yıllardır empoze etmeye çalıştığı yöneticilerimizin desteklediği; geçmişini inkar et, marka giyin marka ye, politikadan sana ne, huzur sessizliktedir, modeline göre yaşadığımız şu günlerde biraz olsun insanlara farklı gözlerle bakmayı, farklı taraflardan anlamaya çalışmayı, yargısız yargılamamayı, bazı yargılara güvenmemeyi anlatmak adına küçük bir girizgahtı.

Tartışmalara, kızgınlıklara sebep olmak değil amacım, görüşlerimizi paylaşalım, kaynaklara dayandıralım, biraz da duygu katalım, güzel yazalım. Tartışmak zorla kendi fikrini kabul ettirmek değildir, dinlemektir farklı bir açıyı, kendini düzgün ifade etmektir, değişime değişikliğe açık olmaktır bazen.

Yıllardır bu tartışmaların sonu gelmedi gelmeyecekte, Galatasaray mı büyük Fenerbahçe mi, yoksa Beşiktaş hepsini ezer geçermi tartışmalarında olduğu gibi. Yıllar yıllar önce yazdığım bir şiir geldi aklıma çok uygun diye şu ana, hadi okuyun yeni blogumda.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli HACI_K, Bizde bir anlayış vardır; "Cumhuriyeti seviyorsan, Osmanlı ve padişahlara düşman olmalısın." Veya Atatürk Gündeme geldiğinde, Sultan Vahdettin oradan ayrılmalıdır. Ortada iki gerçek vardır; Şu anda yaşadığımız ülke, Osmanlının, yani atalarımızın mirasıdır. Ve ülke işgal edildiğinde, Dönemin en yetenekli komutanı, Mustafa Kemal Paşa direniş hareketinin başına getirilmiş ve elbirliği ile ülke işgalden kurtarılmıştır. Bu ülke işgal altında iken dönemin tüm insanları çok zor şartlar içerisindedir. Hepsine minnet ve şükran borçluyuz. Eğer, mesele kişiselleştirilecekse, bu en ince ayrıntı dahil, tüm belge devlette mevcuttur. Sn. Demirel, Rahmetli Ecevit'in "Vahdettin hain değildi." ifadesine cevaben verdiği şu söz ünlüdür; "Türk Milleti bazı şeyler için hazır değildir." Tüm bunlar ortada iken duygusal nedenlerle veya dönemin tarihini (farklı kaynaklardan) çok iyi okumadan, heyecanla yorum yazma dönemini artık geride kalmalıdır. Sevgi ve tarih farklıdır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 26.10.2008 21:46
Cevap :
Sayın Canmehmet, yorumunuz için öncelikle teşekkürler,bloğunuzda yar alan konu ile ilgili farklı kaynaklardan yaptığınız alıntıları okudum.Benzer bir çizgide yer aldığımızı düşünmekten kendimi alamadım.Özellikle tarafsızca yaptığınız yorumları takdir etmemek mümkün değil.Vahdettin hakkındaki gerçeklerin halen saklı tutulmasını ve Sn.Demirel’in “Türk milleti bazı şeyler için hazır değildir”sözlerini tasvip etmem mümkün değil.Bizler zaten o’nun vatan haini olduğu dayatmaları ile geçirdik okul yıllarını.Resmi kaynaklardan böyle öğrenmişken, bu gerçeklerin kaynaklarını açıklamakta görülen sakıncanın sebebi nedir?Biz millet olarak hazırız da başımızdakiler değil gerçekleri anlatmaya.Blog habercime ekledim sizi,farklı renk ve çiçekler için.Slm  27.10.2008 10:21
 

Merhaba...Söylediğiniz gibi Vahdettin, ülkenin en hassas döneminde padişahlık yaptı. Belli ki daha başlangıçta ülkeyi İngilizlerin kucağına atmadı. O da ülkenin işgalden kurtarılmasından yana idi. Vahdettin'in yanlışlarının hesabını verecek tek kişi sadrazamlığını yapan İngiliz fanatiği Damat ferit Paşa'dır. Damat Ferit Paşa'nın birkaç kez sadrazam olması da İngiliz baskısının sonucudur. Vahdettin'in yanlışı, Anadolu hareketini sonuna kadar desteklememesidir. Selamlar.

cdenizkent 
 21.10.2008 13:16
Cevap :
teşekkür ederim ferit'i unutmamalı tabii, hala o baskıların devam ettiğini görebilmekte önemli  21.10.2008 14:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 542
Kayıt tarihi
: 15.10.08
 
 

Yeni başlangıçlar üzerine sınadı beni Yaradan, altından kalkacak gücü de beceriyi de verdi şükür,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster