Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '08

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
3529
 

Yozgat Öğretmen Okulu Antalya buluşması

Ölüm,
Bir kurşun olup,
Niyet etse de bize,
Küçük bir saat,
Kalkan olur kalbimize.

Ulu Önder Atatürk'ün yaşadığı bu büyük mucizenin arkasında, zamanın;bir Türkiye Cumhuriyetine gebe olduğunu kim bilebilirdi? Zaman geleceğin gizemini rahminde büyüten bir ana gibi.
Kimimiz altından
Irmaklar akan cennette,
Kimimiz yanmaktayız,
Mağma ile cehennemde,
Kimimiz gelmişizdir dünyaya,
Büyük görevlerle....


Atatürk'ün bu büyük mucizesini, bizler küçük yaşamlarımıza indirgeyerek düşündüğümüzde, kim bilir kaç saat kurtarmıştır yüreğimizi. Varoluştaki yerimiz önemli bir parçaysa, bütüne hizmet adına.


1937-38 li yıllar, Mısır'dan Antalya'ya kereste taşıyan gemiler gelmektedir. İskeleye yanaştıklarında pekçok delikanlı çocuklarda, gençliğin verdiği merakla, heyecanla gemilere kadar yüzerek gider, gemileri gezer, yüzerek geri dönerler.
İşte bu seferlerin birinde, yaşları henüz onüç ondört olan bir gurup delikanlı, yüzerek o gün gelen geminin yanına giderler, ne yazık ki gemiyi gezme izni alamayıp, geri dönmek zorunda kalırlar. Dönüşte çıkan şiddetli rüzgar, büyüyen dalgalar işleri zorlaştırır. Çocuklardan birisi boğulma tehlikesi geçirir. O yıllarda Antalya'lı zamanın doktoru olan, ilerleyen yıllarda da milletvekili olacak olan, Burhanettin Onat, çocuğu kurtarır.Kurtarmak için tuttuğu el ise, ilerleyen zamanda topluma hizmetler verecek, yüzlerce Atatürk'çü, aydınlık, hümanist, erdemli insanlar yetiştirecek , bu bilinçlerin tohumlarını ekecek bir eldir.İşte bu güzel insan; Nizamettin Akansel. Burhanettin-Nizamettin isimlerde ki uyum da dikkatimi çekti. Nizamettin, yaşamı adının verdiği anlamla nizama sokacaktı.
Bir Köy Enstitüsü mezunu, idealist, iyi bir öğretmen, yönetici, baba olacaktı öğrencilerine. Ve onu bu kadar geniş anlamda çevresi ile paylaşabilecek derinlikte de bir eşi olacaktı Aysel Akansel.
1967-68 li yıllar. Yozgat Öğretmen Okulu sınavlarını kazanmam sonucu, babam elimden tutarak ''eti senin, kemiği benim hocam'('sözlerini özellikle yazıyorum oyıllarda bir babanın teslimiyet ve güven duygusunda ki saf kirlenmemişliğini anlatmak için) diyerek Nizamettin Babamın yüreğine beni teslim edecekti. Ve bende bu doğru yer, doğru zaman, doğru insanlardan gereken feyzi alacaktım. Evrene teşekkür ediyorum, beni bu eş zamanlılıkta bir parça yaptığı için.
Okul Md. Nizamettin Bey ve eşi Aysel Hanım beraberliğinde, çok sıcak, sevgi dolu bir okadar da başarılı bir Okul Aile.Annemiz öğretmenimiz Bayan Akansel, babamız Bay Akansel, çok güzel ışıklı, Atatürk'çü bir öğretmen kadrosu...Bir kısmı Köy Enstitüsü çıkışlı. Kaybettiklerimizi sagıyla anıyoruz. Zahide Soydaş Hanım, Cezmi Bey, Rıza akın bey, Füsun Canan Hanım yolları ışık olsun...
Şu anda hayatta olanların yaşamları sağlıklı, mutlu, uzun AKANSEL gibi olsun.(Md.Beyin soyadı gibi)isimlerini unutabilirim korksuyla söylemekten çekindiğim, söylemeden de geçemeyeceğim (kendi yıllarıma girenleri) anmak istiyorum.Berrin Erol Hanım (Edebiyat), Naci Erol Bey (Resim), Zuhal Çalışkan Hanım (psikoloji), Abdullah Çalışkan
(Psikoloji)Ata Boz Bey (Müzik), Özlem boz Hanım (Kimya) Nuri Bey (Sosyoloji), Beşir Alp Bey (Meslek Dersleri) Gülsen Gültekin (Tarih) Hikmet Manaz, Handan Kara (Beden Eğt.) Birsen Hanım (Edebiyat), Nedime Hanım (Müzik) isimlerini unuttuklarım için bellek kusuru olup affınıza sığınıyorum. Aileden biri olan Kütüphane Memuru Fitnat Üçok'u da söylemeden geçemeyeceğim.
''Orda bir köy var uzakta ''değil, ''Orda bir köy var kalbimde''dedirterek içimize gerçek insan olmanın nüvelerini atan, bir kadro ve kocaman bir aile, ailemiz...Ailem diyorum çünkü büyüdüğüm aileye eşdeğer bir sevgiyle büyüdüm o yuvada.


Yemek saatlerinde, tek tek masaları dolaşarak, beğendiniz mi yavrularım?diye bize soran, istemediğimiz, beğenmediğimiz, her ne varsa, rahatlıkla istemediğimizi söyleyebilme özgüvenini bize veren, örnek insan, eğitici, öğretici, baba.
Öğretmenlerimiz bizi bazen dürüstlük, eleştirel olabilme, açık yürekli olabilmenin davranış sınavlarından geçirirler. Tarım dersinde sınıftayız diyerek bize tersinden konuşurlar, bizde saygıyı elden bırakmadan, ''sınıfta, betonda tarım olmaz hocam, diyerek mizah ve sevgiyle bahçeye çıkar dersi toprakta yapar, açık yürekli ve eleştirel olma sınavımızdan geçerdik. Abdullah Bey Öğretmenimiz ''kızıııım fotoroman okumak yerine, anayasayı okuyun çantanızda taşıyın''derdi.
Bir gün bir arkadaşımıza annesinden mektup geliyor. Zarfın kalınlığı Md.Beyin dikkatini çekiyor, açtığında; ikiye bölünmüş bir çağla kızına ''çağlalar çıktı çok sevdiğini hatırladım, yolluyorum ye yavrum''diyordu anne kızına.Bunu gören Nizamettin Bey, derhal yemekhaneye inerek, görevli aşcıya, çağla alınıp, öğle yemeği yanında meyve olarak verilmesini söylüyor.O gün çağlanın gerisindeki bu öyküden habersiz bizler seviçle çağlaları yiyoruz. Bu duygusal zekaya, bu içtenliğe hayran kalmamak mümkün değil.Bu baba duyarlılığından anlıyorum ki; biyolojik bağlar DNA lar sadece biyolojik, genetik aktarımlar. Sizinle hiç bir genetik bağı olmayan bir insan duyarlılığında ki baba, ana sevgisini, çağla hikayesi çok güzel anlatıyor.Bilim buna ilerde ne isim koyar bilmiyorum, ama ben''GÖNÜL RNA
ları'' diyorum.
Pek çok öğretmenlerin resmi geçitleri vardır belleğimizde hepimizin.Kimileri hatırlamakta zorlandığımız, kimileri unutamadığımız. Kimi asık suratlı, korku yöntemi kullanan, kimileri robot sevgisi olmayan, kimileri huysuz öğrencisi üzeride güç kullanan. Ama öğretmenlerim oldu benim, Yozgat Lisesi Orta kısmında okuduğum yıllar da Fizik Öğretmenim ismini anmadan geçemeyeceğim Zafer Keskin Bey. Öğrencisini çocuğu gibi kollayan, koruyan, bir baba, bir ağabey. Yaşamını şu anda Samsun'da sürdürmekte, sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyorum eşiyle kendisine.


Dururken öğretmenlik Tanrı mesleğidir denmemiş. Zira öğretmenlik; sürü dışı olabilmiş, yüreğinde pek çok mana değerleri biriktirebilmiş, maddeyi aşmış, bu maaşa çalışıır mı? diyenlerin değil, gönülle iş birliği yapmış yüreklerin işidir.Tutku işidir. O tebeşir tozu (şimdi oda anı oldu) değmeyigörsün ciğerlerinize, değdiyse işiniz bitmiştir, karatahtanın önünde siz birbaşka olursunuz. O gün acınız, kederiniz, derdiniz, olabilir, mutsuz olabilirsiniz, ama çocukların huzuruna çıkış bir başkadır, herşeyi unutmak zorundasınızdır. Aşk işidir, aşkın duruma gelme işidir. Aşkın durum ise, manayı öne almaktır. Kısaca gönül işidir. Zorlanmadan, teklif edilmeden gönlünüzce yaptığınız.
Konu dağıldı mı? Hayır öğretmenlik mesleğine bir kaç söz etmeyi istedim. Bu da benim gönül borcum..
Evet bu güzel aile yuvasından uçuşlar, mezuniyetler, ayrılıklar, yetmişli yıllar.
İzleyen yıllar memleketin zor yıllarına gebe. Akansellerin, diğer öğretmenlerin, bizlerin, farklı yerlerde, aynı amaç için koşu yıllarımız.
İkiliğin tuzaklarının, kardeşin kardeşe vurdurulduğu, bombaların atıldığı, canların can verdiği yıllar.


Tüm mücadelelerden hiç bir taviz vermeden, alınlarının akıyla çıkıp, Atamızın istediği duruşta ''Ruhu hür vicdanı hür''Akanseller bu gün, onurlu gururlu kalın hatıra defterleriyle Çanakkale'de yaşamaktalar.
Ama bağlar kopmadı.Sözümüz vefa idi.Okulumuz mezunları on yıldır Türkiye'yi il il gezerek, görüşmelerini her yıl bir ilde toplanarak sürdürmekteler.
Bu yıl buluşma ili Antalya idi. Ben Antalya'da yaşıyorum. Yozgat Öğretmen Okulu bu yıl buraya dört otobüsle geldi.Heyecanlı bir bekleyiş ve sevgi dolu bir kucaklaşma. Bir nülifer çiçeği örneği, çiçeğin ortasında AKANSELLER, çevresinde biz.el ele, kol kola, gönül gönüle coşkulu bir hafta. Kemer'de otelde kalarak bir hafta Antalya ve çevresi gezildi.Son gece birlikte yenen akşam yemeği, konuşmalar, dramalar, şiirlerle geçen unutulmaz bir gecenin ardında kalan seneye buluşabilmenin umuduydu. Seneye karar Bolu'ya verildi. Hikmet manaz öğretmenimiz orada yaşıyor. Bize seneye iki ödev verdi. Memleketin bizlere şugünlerde ihtiyacı var gider gitmez bir sivil toplum örgütüne üye olun. İkincisi , fazla kiloları verin. Seneye otobüsün önüne baskül koyacağım tartılmadan inmeyeceksiniz.


Gecede Okul Md. bir konuşma yaptı. Sizinle paylaşmak istedim. Konuşmanın metni;
''Sevgili yavrularım, öğretmen arkadaşlarım, ve burada ki tüm dostlar.
Haydi Nizam, bir daha gelemem demiştim. Ama vakit gelince gene yüreğin kabardı, duramadık, koştuk, sizlerle beraber olmak için. Bizler birbirimize gönülden bağlı büyük bir aileyiz.
Tekrar buluşmanın şu kısa zamanı içinde, eski sevgileri tazeledik, sevindik, mutlu olduk.
Ben ve eşim sizleri çok seviyoruz.
Aramızdan ayrılan arkadaşlarımızı unutmadık. Zahide Soydaş, Rıza Akın, Cezmi Bey, Yusufları ve bizden ayrılan diğer sevdiklerimiz, anılarımızda, kalplerimizde yaşıyorlar.
Bize bu geziyi hazırlayan Yaşar Ünsal'a hepimiz adına teşekkür ederim.
Gezimizin son gecesini neşe içinde geçirmenizi diler, Ozan Yunus Emre'nin şu deyişiyle sözlerimi bitiriyorum.
''Biz dünyadan gider olduk/ kalanlara selam olsun/ bizim için hayır dua/ edenlere selam olsun/ derviş Yunus söyler sözü/ yaşla dolmuştur iki gözü...../
Yurdumuzun pek çok yerini sizlerle Yunus gibi dolaşıp, sevgi ve dostluk şarkılarımızı söyledik, coştuk.
Sizlerle tekrar beraber olmayı çok isterim.
hepinize uzun ömür, sağlık, ve mutluluk diliyorum. Önünüzdeki yıllarda beraber olun, birbirinizi unutmayın, sevgi ve özleminiz ömrünüzce sürsün Allahaısmarladık..''
Değerli Öğretmenim siz birbirimizi unutmamamızın da önlemini aldınız. Biz Okul yuvamızdan uçarken, siz vefa adına, sonsuzlukta kaybolmamamız adına SEVGİ 'Yİ ışıkla kanatlarımıza yazdınız.

Geleceğe uçurulan kelebekler.
Çocukken şiirler yazdım,
Şarkılar söyledim,
Kalpli resimler çizdim,
Tarifini bulmak için.
Çocukluk işte,
Seni bulmak değil,
Yaşamak gerekmiş,
Anlatmak ne mümkün
Öğretmenim.
Seni anlatan şiirler yazsam,
Şarkılar söyleyip, resimler çizsem,
Sözlerde, notalarda, çizgilerde,
Sınırlanmış olursun.
Oysa ki sen,
Öylesine engin, öylesine derinsin ki,
Sen geçmişsin, geleceksin, şimdisin
Öğretmenim.....

24 Kasım 1998/Şerife Karaçayır Mutlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazıların, yorumların bende bağımlılık yaptı. Başkalarına yaptığın yorumları da okuyup zamandan çalıyorum, bu da ev halkını kızdırıyor!.. Bu yazını bekletip duruyordum. Okuyunca, ah Şerife biz bu sevda uğruna ne meslekleri es geçtik bir bilsen... Ama hiç pişman değilim. O yetiştirdiğim çiçekler şimdi hayatımı renklendiriyor. Keşke biz de böyle buluşmalar düzenleyebilsek. Kalemin hep şakısın, sevgi yoldaşın olsun.

Ayten Dirier 
 17.01.2009 23:25
Cevap :
Ayten'ciğim, ortak paydalar çok olunca,helede ağırlık duygudan yanaysa,işte bu tatlı bağımlılıklar çıkıyor ortaya.İnsan,insan olmanın mutluluğunu,anlıyor, kalabalıklarda yalnızım derken, yalnız olmadığının sevincine varıyor,eh bundan güzel ne olabilir?Sağol,varol güzel duyguların,dostluğunun güzelikleri için.Bende senin yazılarını aynı zevkle okuyorum,kalemi güzel arkadaşımın övgüsü mutlandırdı beni. Ailene sevgilerimi sunuyorum,beni okumana sana zaman verdikleri için. teşekkür ediyorum.Sevgi ve içtenliklerimle. (Öğretmenilk iyiki mesleki kaderimiz oldu)  18.01.2009 22:58
 

Şerife'ciğim; Hep derim ya, yazılarının, şiirlerinin tadına en iyi ben varıyorum diye...Keşke bu yazıyı okuyanlar, senin zaman zaman coşkulu, zaman zaman ise gözlerin dolu dolu bu buluşmayı anlattığını görebilseler, duyabilselerdi. Hele Nizamettin öğretmeninin / babanın veda konuşmasını okurkenki haline şahit olabilselerdi. Karşımda sen ağladın, benim gözlerim doldu, boğazım düğümlendi, tüylerim ürperdi sen o veda konuşmasını bana okuduğunda. Yaşamın hep böyle güzel buluşmalar / kavuşmalarla geçsin. İyi ki varsın arkadaşım!

Tülin Aksoy 
 15.05.2008 15:10
Cevap :
Sevgili Arkadaşım Tülin'ciğim; coşkularımın,duygulu anlarımın,yakın tanığıyayın öncesi çıkacak yazılarımın illk dinleyeni bu güzel duygularınla sen iyikide yakınımdasın,anlayanım,paylaşanımsın. Güzel dileklerin hepimiz için olsun,sonsuz SEVGİLER..... Şerife Karaçayır Mutlu  18.05.2008 15:06
 

sevgiyi isikla kanatlarimiza yazdiniz' demissiniz...bundan öte zamanda yolculuk olur mu?! hem de bu kanatlarla...elinize saglik...sevgiler...hoscakalin...

Brainstorm 
 12.05.2008 23:54
Cevap :
Sevgili Brainstrom; Sonsuzlukta uçarken,kanadında sevgi işareti olan birisine rastladım.Nekadar güzel.Mutlu ve gururluyum. Sonsuzluğun sevgisiyle Şerife Karaçayır Mutlu  13.05.2008 13:05
 

Büyük bir zevkle günlüğünüzü okudum. Duygulandım..İdalist olmak hem onur verici hem de mutluluk.Yazı diliniz sade ve güzel..Sayğılar ve sevğilerimi iletiyorum size..Varolun..

Ali Sönmez 
 12.05.2008 16:10
Cevap :
Saygıdeğer Ali Bey, ilginize,duygulanan güzel gönlünüze de teşekkür ederim.İdealist olmak hayata geliş amacım sanıyorum.Sonsuz sevgiler... ŞerifeKaraçayır Mutlu.  12.05.2008 16:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 1049
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 581
Kayıt tarihi
: 05.02.08
 
 

Evrenin dilini çözmeye çalışan; sevenlerin diyarından, yeryüzüne sevgi elçisi olarak gelen, dünya ay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster