Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '10

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
727
 

Yozlaşma nereye kadar?

Yozlaşma nereye kadar?
 

nereye kadar


Toplumun, süratli bir yozlaşma eğilimi gösterdiğini ve her geçen yıl yozlaşmanın daha geniş kitlelere yayıldığını, bunun artık kabul edilen bir kültür şekline dönüştüğünü izliyoruz. Güncel deyimiyle "kültür erozyonu"

 "Ben televole gibi programlara bakmıyorum, yalnız National Geographic seyrediyorum.” ya da “valla hiç yerli dizileri seyretmem, haberlere bakar geçerim.” sözleri artık komik oldu. 

Toplumumuzu yozlaştıran unsurlar yıllar önce başlayıp, önce medenileşme sonra batılılaşma adı altında, batı hayranlığına dönüşerek devam eden bir süreç değil midir?

Bu sürecin, önce kentsel ve ekonomik durumu yüksek çevrede kabul görüp, sonra özellikle kentsel kenar alanlarda süratle yayıldığını hep birlikte izliyoruz.

Artık kültürel ve ahlaki değerlerin, yerine yoz değerlerin benimsendiği ortada. Bu gün yozlaşmanın ne gözün ne gönlün kabul edemeyeceği bir düzeye ulaştığıni kimse yadsıkıyor.

Bazılarımızın kendince ailesini bu süreçden uzak tutmaya gayret etse de bir sonuç alamadığı ortadadır. 

Bizler;  yani bu duruma itirazı olanlar bile ister istemez nesiller arası kopukluğa sebep olmamak ve evlatlarımızla kopuk olmamak uğruna bazı değerlerimizi bir kenara dinlenmeye bırakmış durumdayız. 

Peki ne zamana kadar bekleyeceğiz?

“Elle gelen düğün bayram.” ya da “zaman sana uymazsa sen zamana uy.” Ata sözlerini mırıldanıyorsak bence yanlış yapıyoruz.. 

Dünyaya gözünü açar açmaz. Konuşmayı öğrenmeden önce, tv deki çizgi filmi seyretmeyi öğrenen, tv dekiler yetmeyince ise çizgi filim cd leri ile yemek yedirilen bebeklere, on beş yaşına geldiklerinde "çok televizyon seyrediyorsun." demek ne kadar anlamlı?

Ya da piyasaya çıkar çıkmaz atari, play station, vs. alarak ödüllendirilen (biraz da sosyal sınıf atlatılan) evlattan ileriki günlerde, "çok bilgisayar başında kalıyorsun." diye şikayet etmek haksızlık değil mi? 

"Çocuklar marka giymeyi seviyor." diyenlere. Lütfen, bir de aynaya baksak diyorum!

Kısacası "aleme eder talkını kendi yutar salkımı." durumundayız. İğneyi kendimize batırmanın tam zamanıdır.

Evet özdeyişlerle doldu. ama kimseyi kırmadan bardağı dökmeden başka nasıl anlatılırdı ki? 

Bülent Selen 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 965
Kayıt tarihi
: 09.07.10
 
 

Marmara Üniversitesinde  İşletme okudu. İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.  Dış Ticare..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster