Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
711
 

Yüce bir öğretmen

Yüce bir öğretmen
 

fotoğraf mega.tr.info sitesinden alınmıştır.


Bu yazı bir büyük öğretmenin ve Onun yetiştirdiği tüm köy enstitülü öğretmenlerin anısına adanmıştır.

Giresunlu Ali Rıza Bey ve eşi Neyire Hanım, ilk çocukları dünyaya gözlerini açtığında, onun yıllar-yıllar sonra bakan olacağını bilmiyorlardı. Ve yaşadığı toprakların en çok ihtiyacı olan ‘‘cehaleti yenme’’ seferberliğinin başına yani Milli Eğitim Bakanlığının başına getirileceğini asla tahmin bile edemezlerdi. Oğulları, son derece başarılı geçen ilk mektebi bitirince, Vefa İdadisi’nde lise öğrenimine başlar. ‘‘İntikam Olsun’’ adı altındaki ilk yazısı ‘‘mektepli’’ dergisinin açtığı yarışmada birinci olduğunda, henüz on altı yaşındadır. Ve ardından daha lise son sınıf öğrencisiyken I. Dünya Harbi patlak verir ve askere alınır. Asteğmen ve teğmen olarak üç yıldan fazla süren askerlik vazifesini tamamlar ve ardından darülfünuna kaydolur. O dönemde lise çağındaki gençlerin askere alınmış olmasından ötürü, onlara darülfünuna kayıt olma hakları tanınmıştır. Bir süre hukuk eğitimi aldıktan sonra, bir hocasıyla eğitim yöntemleri konusunda tartışır ve okulu terk edip edebiyat bölümüne geçiş yapar. O artık Darülmuallimîn-i Aliye’nin öğrencisi durumundadır. Yani yüksek öğretmen okulu. Bu şekilde A.Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal Beyatlı ile tanışır ve çok mühim fikir alışverişlerinde bulunur. 1921 yılında başarıyla okulundan mezun olur ve ilk görev yerine, İzmir’e tayin edilir.

İzmir’de henüz yirmi beş yaşında bir öğretmen iken Mustafa Kemal Atatürk’le bir halk toplantısında tanışır. Türk Dili ve eğitim-öğretimi üzerine kısa bir sohbetleri olur. Bir süre sonra İstanbul’a taşınır kısa bir süre kırtasiyecilik yapar. Sonra mesleğine geri döner. Otuz üç yaşında genç bir milli eğitim müfettişi iken, Atatürk ile ikinci kez karşılaşır ve hayatının dönüm noktasını oluşturur bu karşılaşma. Türk dili üzerine yapılan sohbetler, fikir alışverişleri Atatürk’ün dikkatini çeker. Ve 1938 yılında henüz kırk bir yaşındayken maarif vekili (Milli Eğitim Bakanı) olur. İlk iş olarak, öğretmenler arasındaki iletişimi ve paylaşımı sağlamak amacı ile Tebliğler Dergisi ile İlköğretim Dergisini yayınlatır. Halen, her yılın 31 Ekim’inde düzenlenen Devlet Resim ve Heykel Sergisi'ni ilk açılışını yapar. Bu serginin büyük önem taşıması; şu an ülkemiz resmi dairelerinde bulunan on binlerce resim ve heykelin orjinallerinin bu sergiden çıkmasındandır.

En önemli atılımı ise Köy Enstitülerinin kurulması ile 17 Nisan 1940'ta yapar. Köy Enstitüleri yasası çıkarılarak, Köy Enstitüleri kurulmaya başlanır. Kapatıldığı güne kadar on yedi binden fazla öğretmen yetiştiren kurum, büyük tartışmalara konu olması sebebiyle kapatılır. Devlet konservatuarların açılması, mesleki ve teknik eğitimin yaygınlaştırılması, beden terbiyesi genel müdürlüğünün kurulması, eski eserler ve müzeler müdürlüğünün açılması, üniversiteler yasası, Türk Dilinin sadeleştirilmesi gibi çalışmalar hep Onun döneminde gerçekleşmiştir. Giresunlu

Ali Rıza Bey ve eşi Neyire Hanımın ilk çocukları olan Milli Eğitim Bakanı, bir gün makamında otururken içeriye, Ankara Üniversitesinde okuyan iki öğrenci girer. Diğerinden daha tıknaz olanı Bakanın elini öptükten sonra , ‘‘Babacığım, ben ve arkadaşım yurt dışında öğrenimimizi devam ettirmek için bir miktar para biriktirdik. Ancak bu ancak cep harçlığımızı kısa bir süre idare edecek yeterlilikte. Yurt dışı bursunu alabilmemiz için girdiğimiz sınavı da başarı ile tamamladık. Ama bazı işlemlerin yapılması için yardımına ihtiyacımız var. Bursu almamız için bize yardımcı olur musun?’’ Baba usulca oğlunun arkadaşına dışarı çıkmasını söyler. Sonra oğluna döner ve: ‘‘ Bak oğlum, ben bu ülkenin Milli Eğitim Bakanıyım. Şimdi sana burs verdirtirsem ne derler bana, ha? Oğluna torpil yaptı demezler mi? Bu durumda sana burs verilmeyecek ama arkadaşın için bir şeyler ayarlayabiliriz’’ der. Bakanın oğlu dışarı çıkar ve arkadaşının eline cebindeki bütün parayı tutuşturur. Bunun ne anlama geldiğini soran arkadaşına durumu anlatır ve: ‘‘ Ben burada kalıyorum, sen yurt dışına gidiyorsun. O yüzden bu para bana değil öğrenimin için sana lazım’’ der. İsterseniz şimdi de bu hikayedeki kahramanlarımızı tanıyalım: Yurt dışına Almanya’ya eğitime giden öğrencinin adı Gazi Yaşargil’dir. Babasından burs alamayan öğrenci ise şair Can Yücel’dir. Eh zaten baştan beri tahmin ettiğiniz ve öykümüzün ana kahramanı olan başöğretmen ise Hasan Ali Yücel’den başkası değildir. Bu ülkeye sekiz binden fazla, çok değerli öğretmen kazandıran Hasan Ali Yücel’in ve bütün ‘‘Hasan Ali Yüceller’’in öğretmenler günü kutlu olsun.
Kaynak: meb.gov.tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizlerle aynı düşünceleri paylaşıyorum. Öğretmenler gününüz kutlu olsun öğretmenim. Benim de bu konuda eleştirel bir yazım var. Okur musunuz? Ama yorumunuzu da bekliyorum. blog.milliyet.com.tr/Sozlesmeli_ogretmen/Blog/?BlogNo=275935

schoolmaster 
 25.11.2010 12:05
 

Umarım şimdiki yönetim kadrosunda olanlar,bu yaşam öyküsünden ders alırlar...

Mesut Selek 
 24.11.2010 20:53
Cevap :
Bir Köy Enstilülü Öğretmenin torunu olarak ,size katılıyorum. Umarım dileklerimiz gerçekleşir.  24.11.2010 22:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 654
Kayıt tarihi
: 17.07.10
 
 

Klasik Türk Musikisi, edebiyat, tiyatro, ülkeler, sosyoloji, psikoloji, tasavvuf gibi olgular ilgi a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster