Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '14

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
424
 

Yüksek tansiyon yıkar

Yüksek tansiyon yıkar
 

Tansiyon sizi yıkmadan bazı önlemleri almanız gerekir. Bunu yazımı okuyan dostlar önlem alsın diye yazıyorum. Zira tansiyon hiç bilmediğiniz bir anda sizi yıktığında, şansınız varsa hayatta kalabilirsiniz. Şansınız yoksa işiniz kötü veya sakat kalabilirsiniz.

Kırk yaşına kadar hareketli bir yaşam sürdüğümden midir nedir bende tansiyonla ilgili hiçbir belirti olmadı. Ava giderim, top oynarım, kilo almaz öylece yaşamıma devam ederdim. Ama tuzu çok severdim. Ayrana dahi tuz atar öyle içerdim. Etli ve yağlı yemeklerden hiç kaçınmazdım.

Kırk yaşımı geçince iş yorgunluğu vs nedeniyle aktif hayatım yavaşladı ve kilo almaya başladım. Tansiyon denilen şeyi zaten bilmiyorum ancak öğle zamanları aşırı şekilde baş ağrım oluyor ve yemekten sonra bir saat kadar uyuyunca kendime ancak geliyordum. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra da rahatlıyordum ve aynı tempoyla işe devam.

Günler böylece birbirini kovalarken ben 1.63 boyundaki adam oluverdim 78 kg. Pek bir şikatyetim yok ama öyle anlar oluyordu ki bende bir sinir patlaması. Hiç yere işyerimdekileri azarlıyor eşi dostu kırıyordum. Nereden bilebilirdim ki tansiyon yavaş yavaş geliyor !

Ha arada bir de gece ufak su dökmeye kalkınca yüreğimde tarifsiz bir daralma ve ağzımın içinde kuruma ve zehir gibi bir tat. Neredeyse bayılacak gibi olma durumu. Ama küçük su dökünce rahatlıyorum. Akıl sır ermeyen bir durum.

Bir bahar günü akrabalardan birinde misafiriz. Misafir evinde gündüz sıkıldığımdan çarşıya  gidip dolaşmak istedim. Yürümeyi sevdiğim için dört kilometrelik yeri yürümeye başladım ve bir satıcıdan çok sevdiğim biraz tuzlu kavrulmuş yer fıstığı aldım ve yiyerek çarşıda dolaştım. Bir çay bahçesinde çay içip akşam olunca da misafir evine geri döndüm. Evin erkeği kayınımdı ve fırıncı olduğundan saat 21.00 den sonra işten geliyordu. O sıralar daha sobalar yanıyordu ki ben sobanın sıcağından neredeyse patlayacağım. Kapıyı açtırıyorum ferahlıyorum, kapatınca aynı sıcak ve sıkıcı ortam.

Neyse yemek ortaya kondu, tuzlu mu tuzlu bir et yemeği. Yedik fakat benim gözüm hanımda kaş göz ediyorum ki "Aman kalkalım." anlamında.

Neyse gecikmeli de olsa kalktık arabaya bindik gidiyoruz ama ben patlamışım. "Ne demeye bu kadar uzun uzadıya oturuyorsun ! Ben sıkıntıdan sıcaktan patlayacağım sen kalkma bilmiyorsun !" diyorum ve arabayı deli gibi sürüyorum.

Eve vardık ertesi günü haftasonu. Dinlenmek üzere yatağa gittim, uyuyakalmışım. Gece yarısı küçük su dökmek için lavaboya çıktım. Tuvalete girdim sıkıntıdan patlayacağım. Bir elimi duvara yaslayıp ufak su döktüm, fakat içimdeki daralma devam ediyor. Sanki yüreğim patlayacak. Ağzımın içinde zehir gibi bir tat. Musluğu açıp tuvalete su suttum. Doğrulup yine bir elim duvarda yere ağzımdaki zehiri tükürürcesine tükürmek istedim. Aman allahım tükürüğüm sanki kıpkırmızı - veya bana öyle geliyor- Son gördüğüm o oldu. Sanki bir el benim vücudumdaki elektrik şalterini indirdi ve ben dizüstü sonra da başımı yere çarparak düşmüşüm. Ayılmazdan önce çeşit çeşit rüyalar içindeyim. Karışık rüyalar görürken birdenbire "Ben burada ne arıyorum? "diye kendikendime sorarak ürperdim ve aniden kalktım. Hemen lavaboya çıktım

Bir süre sonra ki eşimin söylediğine göre 25-30 saniye. Kendime geldiğimde dizimde ve alnımın sağ tarafında düşmeden dolayı müthiş bir acı. Elimi yüzümü  yıkarken yatağından fırlayan eşim:"Neydi o ses ?" diye yanıma koştu.

"Bilmiyorum, daha önce başıma böyle bir iş gelmedi ama galiba düştüm." dedim. Bereket versin bir kırığım yaralanmam yok. Ama tarifsiz duygular içindeyim. Hemen banyoya girip bir duş aldım biraz rahatladım. Hanım ısrar edince fakültenin acil bölümüne gidiverdik. Stajyer bir doktor gelip iyice bir fiziki muayene yaptı. Tansiyonumu ölçtü ki 18/ 12 çok yüksek.  "Sağa bağ, aşağı bak, elimi it, elimi sana doğru çek vs." fiziki muayeneden sonra: Yüksek tansiyon nedeniyle düşmüşsünüz. Yarın gelin detaylı muayenenizi olun." dedi ve ilk müdaheleden sonra bizi gönderdi.

Pazartesini bekleyip devlet hastanesi dahiliye bölümüne kayıt yaptırdım. Kapı önleri hasta dolu. Tesadüfen, kapısında sıra beklediğim doktorun ünlü bir dahiliye uzmanı olduğunu farkettim ve rahatladım.

Muayene sıram geldi. Doktor: "Rahatsızlığınız nedir ?" diye sordu. Ben de A'dan Z'ye anlatmak niyetindeyim. Daha "Şöyle düştüm, şöyle kalktım."  demeden doktor bey, kendisine göre sıradan bir olay haline gelen bu duruma, "Anladım beyefendi , tansiyon nedeniyle düşmüşsünüz , üç çeşit ilaç yazıyorum. Bu ilaçları artık ömür boyu kullanacaksınız ve yağlı tuzlu yemeyin." diyerek öteki hastayı çağırdı. Ne diyeceğimi şaşırdım. Öyle ya kapıda bekleyen benim gibi onlarca hasta...

Vücuduma gelen tansiyon ilaçlarını bulana kadar tansiyonum biraz yüksek gitti. Sonuçta aynı ilacı on yıl kadar kullandım. Son beş yıldır doktorum dozunu epeyce düşürdü. Artık tansiyonumun yüksek mi yoksa düşük mü olduğunu hemen anlıyorum.

Bir de aşırı tuzlu tüketmenin ve kilonun doğrudan tansiyonla ilgili olduğunu farketmiştim. Ayrıca tansiyon nedeniyle insanların başına neler geldiğini daha sık duyar olmuştum. Bir cenaze yerinde burnu sargılı benim yaşlarımda bir adama soruyorum: "Geçmiş olsun neyiniz var ?" O da cevap veriyor: " Tansiyon nedeniyle burnumdan bir kan boşandı, daha önce böyle bir şey yaşamamıştım." diyor.

Tecrübeli doktorların hasta gelir gelmez  herşeyden önce onun tansiyonunu ölçmelerini şimdi daha iyi anlıyor ve takdir ediyorum.

Sinsi sinsi ilerleyen tansiyon çoğu hastayı sabah saatlerinde yakalayıp ya ölümüne yol açıyor ya da felç bırakıyordu. Bir arkadaşımız da sabah elini yüzünü yıkarken düşmüş, aynı gün öğleden sonra uyanamamıştı.

Bereket versin ki ben kırk yaşlarında tansiyon nedeniyle yaşadığım bu düşme olayını ucuz atlatmıştım. Başıma gelen bu olay bana ders olduğundan tuzu hayatımdan çıkartmaya çalıştım. Egzersizlere başladım ve eski kiloma ulaştım. İlaçlarımı düzenli kullandım ve rahatladığımı hissettim. Kilo kaybettikçe tansiyonumun daha da ideal hale geldiğini hemen hissediyorum. O nedenle kilo almamaya gayret ediyorum.

15 yıl önce 78 kiloyla yola çıktığım tansiyonumla şimdi 64 kilo olarak ve sağlıklı beslenerek savaşa devam ediyorum. Şimdi 56 yaşındayım.

Elimden geldiğince yürüyüş yapmaya, bahçe işleriyle uğraşmaya gayret ediyorum. İlaçlarımı düzenli kullanamasam da tansiyonum yükselince hemen hissediyorum.

Ama şunu iyi biliyorum ki beni düşüren aşırı tuz tüketimi ve aşırı kilom idi.

Az yemekle insan ölmez. Her öğün iki dilim kepekli ekmek yeyin ne olur ? Bol bol sebze tüketin. Mümkünse akşam yemeklerinde etli yemek yemeyin. Yoğurt, karpuz, salatalık, domates gibi hafif şeylerle akşamı geçiştirin.

Beni seven dostlarımın başına böyle üzücü bir olay gelmemesi için tuzdan kaçınmalarını ve boylarına göre ideal kiloya ulaşıp sağlıklı beslenmelerini öneririm.

Tehlike kapınızı çalmadan lütfen önleminizi alınız.

  

Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok önemli ve yaşamsal bir tecrübe. Paylaştığınız için teşekkürler.

Erdal Ceyhan 
 07.07.2014 19:54
Cevap :
Özellikle ani kızgınlıklar ve obezite tansiyonun tetikleyicisi.yorumunuza teşekkürler  08.07.2014 15:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1661
Kayıt tarihi
: 02.07.12
 
 

68 kuşağındakileri iyi bilirim. Çalışmam ziraat üzerine. İnsanların ana dilleri ile konuşmalarını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster