Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
534
 

Yüksek yargı mensuplarında gerginlik

Yüksek yargı mensuplarında gerginlik
 

Devleti oluşturan en temel kurumlardan biri olan yargı, uygulamaları, kararları ve açıklamaları ile tutarlı olmak ve vatandaşa güven vermek zorundadır.

Yargı, gücünü Anayasa ve yasalardan alır. Hiç bir yargı mensubu hiçbir kararı keyfi veremez.

Halk nazarında yüksek derecede saygınlığı olan kurum başındakilerin açıklamaları ve üslupları her zaman için güven verici olmalı.

Anayasa, bir devletin şeklini, yönetim biçimini, değerlerini, vatandaş hak ve hukukunu, devletin görev sınırlarını içine alan öz ve ana kurallar bütünüdür.

Yüksek yargı organlarının verdikleri kararlar bağlayıcıdır.

Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Yüksek Seçim Kurulu gibi yüksek yargı organlarının görev, yetki ve sorumlulukları bellidir.

Nüfusu iki binden aşağı düşen ve belediyelik vasıfları yürütme tarafından bir genelge ile sona erdirilen beldelerden, dava açanların, yüksek mahkeme kararına dayandırılarak 2009 Yerel Seçimlerine katılabilecekleri Yüksek Seçim Kurulunca açıklanması üzerine Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Anayasa Mahkemesi olarak Yüksek Seçim Kurulu’nun görüşlerine katılmadıklarını açıklamış, ayrıca Danıştay’ı da Anayasa ihlali içinde olmakla suçlamıştı. Bu açıklama üzerine;

Anayasa Mahkeme üyelerinden başkan vekili de dahil olmak üzere, sekiz üye, Osman Alifeyyaz Paksüt, Fulya Kantarcıoğlu, Mehmet Erten, Cafet Şat, A. Nemci Özler, Fettah Oto, Şevket Apalak ve Zehra Ayla Perktaş böyle bir açıklamadan önceden haberdar olmadıklarını ve bu açıklamanın Anayasa Mahkemesinin görüşünü yansıtmadığını belirtmişlerdir. Bu açıklamaya bağlı olarak da;

“Anayasa’nın 149. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, başkan ve on üye ile toplanır. Salt çoğunluk ile karar verilir. Bu bağlamda belirtilen usule uyularak yapılmayan açıklamalar mahkeme görüşü olarak kabul edilemez.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin kararlarının uygulanmasından, anayasal görev, yetki ve sorumluluk ilgili kurum ve kuruluşlara aittir.

Önceden haberdar olmadığımız, bu nedenle de oluşumuna hiçbir katkıda bulunmadığımız açıklamaya katılmıyoruz.”

Yüksek Seçim Kurulu ve Danıştay Başkanlar Kurulu 25 Aralık 2008 tarihinde akşam saatlerinde yaptıkları açıklamalarda Anayasa Başkanı’nın açıklamalarını ve üslubunu eleştirerek görev, yetki ve sorumluluklarını hatırlattılar.

Star televizyonu haber bültenine konuk olarak katılan ve olaylar üzerine yorumda bulunan, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Anayasa Başkanı’nın açıklamasını talihsiz bir açıklama olarak görmenin ötesinde istifa etmesi gerektiğini söyleyerek, dünyada ilk kez Türkiye’de hukuk eğitimi almamış bir kişinin Anayasa Mahkemesi’nin başında bulunduğunu tüm bu davranışların hukuk bilgisinin olmadığından kaynaklandığını ima etti.

Anayasa Mahkemesi tarihinde ilk kez 8 üyenin (çoğunluk) Başkan tarafından yapılan bir açıklamaya katılmadığını bildirmiş olması ve yapılan yorumlarda yargının siyasallaşmasının tehlikesine dikkat çekilmesi oldukça düşündürücü.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba...Bir anayasa profesörü hocamız şöyle demişti: En iyi yasalar, ehil olmayan hukuçuların ya da uygulayıcıların elinde en kötü en kötü yasa haline gelebilir.Bunun tersi de olabilir; en kötü bir yasa ehil ellerde uygulamada sorun yaratmaz. Üst yargı organları arasındaki tartışmayı bir de bu açıdan bakmak gerekir. Hukuk, hukukçuların elinde hayat bulur. Selamlar.

cdenizkent 
 26.12.2008 12:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 499
Toplam yorum
: 466
Toplam mesaj
: 149
Ort. okunma sayısı
: 1475
Kayıt tarihi
: 12.08.07
 
 

Öğretmen Okulunu ve İktisat Fakültesi Kamu yönetimi bölümünü bitirdim, eğitimciyim, İyi derecede ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster