Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '16

 
Kategori
Üniversitelinin Sesi
Okunma Sayısı
404
 

Yükselen tehlike: Kürdofobi

İnsan ontolojik olarak bir kısım psiko-sosyal korkuları ve kaygılarıyla beraber yaşar. Korku somuttur, kaygılar ise muhayyeldir. Dolayısıyla bazı korkularımız aslında kaygıdan kaynaklanır ve çoğu zaman eksik bilgi ve ön yargıyla güçlendirilir, farklı güç odaklarınca tarafından tahrik edilir.

Fobi, kişinin muhayyel ya da gerçek şeyleri kendi varlığına karşı bir tehdit olarak algılamasıdır. Bunların sınırı yoktur. Yükseklik korkusu, asansör korkusu, böcek korkusu gibi yüzlerce fobinin olduğu bilinmektedir. Bazen bu fobiler toplumsal boyutlarda da kendisini gösterir. Kürdofobi kavramı da Türk toplumunda arttığı gözlenen bir korku türü olarak gözlenmektedir. Kısaca, “Kürtlerin” sayısının hızla arttığı, büyükşehirlerde her yeri ele geçirdikleri, mafyayı kontrol ettikleri, Türkiye'yi bölmek istedikleri gibi gündelik hayatta sıklıkla karşılaşabileceğimiz onlarca benzer cümle bu korkunun bir yansımasıdır.

İnsan ve toplum bilimciler toplumsal gerçekliğin bir parça yapısal, bir parça da "inşa" olduğunu belirtmektedir. Fobilerin de kısmen bazı odaklarca bilinçli olarak üretildiği ve bunlar üzerinden politikalar geliştirildiği kabul edilir. Edward Said'in ifadesiyle batı dışı toplumlar bazı korkular üzerinden "evcilleştirilir-terbiye edilir." Said ile aynı düşünceyi paylaşan, Sayyid, Juergensmeyer, Esposito, Fuller dahil çok sayıda uzman İslamofobi'nin Soğuk Savaş sonrası dönemde batıda "entellektüel fabrikalarda" üretildiğini iddia etmektedirler. Lean buna, "İslamofobi Endüstrisi" demektedir. Ben de Türkiye'de artan Kürt karşıtlığını bu çerçevede okumayı öneriyorum.

Türkiye'de devletin kurucu etnik unsuru olarak Türklerle beraber en geniş grubu Kürtler oluşturmaktaydı. Cumhuriyet'in ilanıyla hızlanan ulus-devlet çalışmaları çerçevesinde Kürtlerin Türklerle kaynaşması için! bazı güçlü Kürt aileler batıdaki illere göç ettirilmiş/sürgün edilmiştir. Bunun dışında bölgedeki geri kalmışlık ve terör-şiddet sebebiyle Kürtler ve bölgedeki diğer halklar sürekli yönlerini batıya çevirmiştir. Günümüzde bir parça ironik şekilde, Adana, Mersin, İzmir, Bursa, İstanbul en büyük Kürt şehirleri olarak zikredilmektedir. Dünyada muhtemelen Kürtlerin en kalabalık olduğu şehir de İstanbul'dur. Bu durum bazı Türkler açısından rahatsız edici olmaya başlamıştır. Kasım-Aralık 2015 tarihlerinde Kürt kamuoyunun nabzını yoklamak için hazırladığım raporda en dikkat çekici noktalardan birisi Kürtlerin, Türkler tarafından dışlanma korkusuydu. Başka bir ifadeyle, Kürtler ülkede artan şiddet olayları ve Suriye'deki gelişmeler bağlamında ülkede Türk-Kürt çatışmasının artacağından korkmaktadır. Özellikle yaz aylarında batıdaki Kürt vatandaşlara yönelik yapılan sözlü-fiili saldırılar bu endişeyi güçlendirmektedir. Bu korkunun gündelik yaşamda farklı söylemler üzerinden üretildiği ve hususiyle sosyal medya aracılığıyla yayıldığı gözlenmektedir. Bu yazıda Kürt korkusunun (Kürdofobi) üretilmesini şu şekilde açıklayabiliriz;

1- Batı illerinde Kürtlerin nüfus olarak artması. (Avrupa'da da yabancı karşıtı aşırı sağcılar benzer bir refleksle Türklerin ve Müslümanların hızla çoğalarak Avrupa'yı ele geçireceğini iddia etmektedirler!)

2. Kürtlerin sosyo-ekonomik hayatta güçlenmesi ve artık daha görünür olmaya başlamaları (Bursa'da en güçlü ve yaygın marketlerin veya Akdeniz-Ege'deki turistik tesislerin sahiplerinin  Kürt olması gibi). Haziran ve Kasım 2015 seçimlerinde HDP’nin birçok yerde MHP'den daha fazla oy alması bu endişeyi güçlendirmiştir.

3. Kürtlerin hırsızlık, kapkaç, tefecilik gibi marjinal işlerle anılması.

4. Kürtlerin hegomonik güç olan Türkler tarafından dışlanması veya ötekileştirilmesi.

5. Çözüm sürecinde Kürtlere fazla hak tanındığı söylemi ve Habur hadisesi. Yine Kobani'ye yardıma giden peşmergelerin Türkiye'den şaşaalı geçişi, Kürtlerin bağımsız "Kürdistan" söylemini sıklıkla kullanması, PKK'nin sembol ve argümanlarının yaygın kullanımı.

6. Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin rağmına Kürtlerin uluslararası bir kısım siyasi kazanımlar elde etmesi. Türkiye'nin bu coğrafyada Kürtlerin (PYD) kendilerine alan açmasını önleyememesi.

7. Haziran sonrası süreçte bölgeden çok sayıda şehit gelmesi.

Türkiye'de sürekli "İslam kardeşliği" üzerinden yapılan birlik çağrılarının iki toplumu birarada tutmak için artık yeterli olmamaya başladığını söylemek gerekir. Özellikle Suriye'deki gelişmelerin ülke içindeki birlik-bütünlüğü kuvvetli şekilde etkilediği unutulmamalıdır. Bu bağlamda teröre karşı konjektürel politikalar yerine uzun vadeli, ayağı yere basan ve bütünlüklü politikaların geliştirilmesi, kardeşliğin hak ve eşitlik temelleri üzerine kurulması gerektiği ortadadır. Bunu geciktirmek Türkiye'ye pahalıya mal olmaktadır. Ancak daha korkutucu olan bu zamana kadar Kürt halkıyla devlet arasındaki çekişmenin şimdilerde halklar arasında yaşanmaya başlamasıdır. Unutmamak gerekir ki, Kürdofobinin yükselişi toplumu bir arada tutan farklı argümanları da etkisiz hale getirmektedir. Din, tarih ve kültür ekseninde oluşmuş olan “bir arada yaşama” ülküsünden duygusal kopuş yaşanmaktadır. Yukarıda özetlediğim hususlar çatışmayı artırmaktadır. Altı yıllık çalışmalarım ve deneyimlerinden şunu çıkarıyorum; Kürtlerin kalplerinde bir Kürt devleti, akıllarında ise Türklerle beraber yaşama arzusu vardır. Toplumda yükselecek Kürt-Türk düşmanlığı bu denklemi bozabilir.

Sonuç olarak, topluma yön veren siyasetçi, aydın, sanatçı, akademisyen, medya mensubu, asker gibi güç merkezlerinin  toplumu kutuplaştıracak, ötekileştirecek nefret söyleminin önüne geçilmelidir. Geçmişte yapılan hatalar toplumun her kesiminde büyük acıların yaşanmasına sebep olmuştur. 100 yıl önce bu topraklar üstünde oluşan toplumsal uzlaşıyla kurulan Cumhuriyetin, yeniden ele alınmış ve daha kapsayıcı bir uzlaşıya ihtiyacı olduğu kesindir. Bunu savaşarak yapamayacağımız da ortadadır.

Son söz, ülkeyi bölecek düşmanları uzakta aramayalım...

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

..yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan Türk ve Osmanlı halkı dünyadaki tarihsel akışa ilgi duymadılar.Hatta kendi topraklarında bile halklarını yok saydılar.Türkiyede taşra insanı bunun başkaldırısını Cumhuriyetle aldı,günümüze kadar da son noktayı koymaya devam ediyor,süregelen göçler ve yağmalanan devlet arazileriyle birlikte.Ama taşra insanı değer yargılarını ve anlatım şeklini değiştirmedi.sorun burada.her yer kirli,saygısız,kötü niyetli,kent kültüründen bihaber insanlarla doldu...bu insanlara kendi topraklarında ekonomi,hukuk ve sosyal anlamda hizmetler götürülebilirdi.iyi çalışmalar...

tekin alan 
 18.06.2017 0:40
 

Şimdi bir de Suriyeli ile Türk vatandaşları arasındaki yeni oluşan negatif hissiyatlar söz konusu tabii ki. Eee kolay değil. Bence toplumların da fıtratı var ve bunlar farklıysa büyük sorunlar çıkması normal. Sadece din ülkeleri bir arada tutmaya yetse ne Avrupa nın kendi içindeki, ne ABD nin kuruluşundaki ne de Ortadoğu'daki savaşlar olur, Çin ve Saudi Arabistan ile ABD, Rusya ile İran vs. de böyle gayet uyumlu yaşayıp gitmezlerdi. İyi günler. Saygılar.

beyazışık 
 14.07.2016 12:50
 

Fransız İhtilalinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ulus-modern devlet anlayışı tek tip bir vatandaş ve tek tip bir kültür düşüncesini barındırır. Kemalizm ve Devletin resmi ideolojisinin günümüze kadar getirebildiği bu yaklaşımın "Her türlü Milliyetçilik ayaklarımın altındadır" söylemleriyle değişmeye başladığını düşünürken birden 90'lardaki uygulamaların bile ötesine geçen bir durumla karşılaştık. Toplumsal barışı sağlama adına nefret söylemlerinden kaçınmak, tahrik etmemek birlikte bir aradda yaşayabilme adına ortak değerlerde tekrar bulaşabilmek gerekiyor.

Abdullah Kuloğlu 
 22.06.2016 15:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 457
Kayıt tarihi
: 01.02.16
 
 

Aslen Trabzonlu, İki çocuk babası din sosyoloji alanında Dr.   Yakın dönem Kürt toplu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster