Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '08

 
Kategori
Yemek - Mutfak
Okunma Sayısı
16633
 

Yumurtalı karnabahar

Yumurtalı karnabahar
 

Yumurtalı Karnabahar ( resim, tarifbahçesi web sitesinden alınmıştır)


BİR YÖRE/BİR ÜLKE MUTFAĞI 3. [ AYDIN ]
Dünkü yazımda söz etmiştim Ananem Aydınlıydı.
Babası ve küçük ağabeyi Merkez Kahvehanesi’ni işletiyordu. Büyük ağabeyi Sami Bey ise çok küçük yaşlarda Aydın’ı terk ederek İstanbul’a yerleşti. İstanbul’da Moda Deniz Kulübünü işletirken, Hayri Dedem ile tanıştı ve ortak oldu. Bir süre sonra Sami Dayı ve Dedem hiç bilmedikleri Ankara’ya yerleşerek ticarete devam ettiler. Aralarındaki arkadaşlık öylesine iyi gelişti ki, Dedem ile kız kardeşinin evlenmesini istedi Sami Dayı.

1930’ların başında evin tek kızı olan Ananem, ilk kez Aydın dışına çıkar ve Ankara’ya gelir. Dedem ile tanışır ve hemen evlenirler. Keçiören Gazino’da bir bağ evini satın alırlar ve burada yaşamaya başlarlar. Yaşam her yeni başlangıçta olduğu gibi çok güzel geçmektedir.

İlk iki çocukları Sengül ve Özcan bu varlık ile büyürler. Üstelik 21 Temmuz 1946 seçimlerinde Dedemin desteklediği siyasi kadrolardan 66’sı Meclis’e girer ve “demirkıratçılık” önemli bir toplumsal pozisyona dönüşür. Aile tarafından pek dillendirilmese de, bu dönem Dedem ve Edirne’deki küçük erkek kardeşinin parti içinde çok fazla “politize” oldukları da bellidir. Ve Dedem kısa süre sonra taşımacılık ve yol inşaatı işlerine başlar. Üstelik 14 Mayıs 1950 seçimleri ile iktidara gelen Demokrat Parti ile iş yoğunluğu giderek de artar. Ancak bu “bahar uzun sürmez”.

1951 yılında son başlamıştır. Dedeme ait onlarca araç şantiyede çalışırken “yakılır”. Dedem bir iki aracı kurtararak Ankara’ya kaçar. O gece, 4 yaşındaki Annemi kucağına alır ve onu severken, oturduğu divanda ölür.

Ananem, Sabahat Hanım çok gençtir ve yaşananlar kavranabilecek türden de değildir. Ağabeyine danışır ve onun önerisi ile Keçiören’deki bağevi ile kalan araçlar satılır, 1950'li yılların gözdesi Yenimahalle’de bir arsa alınıp ev yaptırılır. 3 çocuk ve “tahammülü” çok zor geçen yıllar.

Sabahat Hanım çok sessiz bir insandı. Çınar Sokak sakinleri ve tüm aile üyeleri, onun bu mücadelesine ve olumsuzluklar karşısındaki “tahammülüne” çok büyük saygı gösterirlerdi. Kolay değildi 1950’lerde, oldukça varlıklı bir Aydın esnafı kızının, hayatın zorlukları ile tanışması. Çocukları da, annelerinin bu çabasına destek olur. Teyzem liseden ayrılıp terzilik yapmaya başlar. Dayım sanat okulundan sonra hemen sanayide iş bulur. Annem ise yaşını 3 yaş büyüttürerek demiryollarında memurluk yapmaya başlar. Evin 2 katı da kiraya verilir.

Neyzen Tevfik’in dediği gibi;

Izdırabın sonu yok sanma bu alem de geçer.
Ömr-i fani gibidir; gün de geçer, dem de geçer,
Ram karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer,
Devr-i şadi de ...

Ananemin, inanılmaz takıntıları vardı. Mesela; bakkaldan alınan ekmeyi önce “yıkar” sonra kuzinede kurutur ve öyle masaya getirirdi. Mesela; bardağına el sürseniz, ölse o bardaktan su içmezdi.

Onunla çok hoş diyaloglarımız oldu. Ve sözü ne olursa olsun, sonunu mutlaka Aydın’a ve “Menderesçiliğine” getirirdi. Çok güzel yemek yapardı. Onun yumurtalı karnabaharı dillere destandı. Çok fazla “ot” yemeği bilirdi ve yapardı. Bahçedeki ısırganları, limon ve tuzla öldürür sonra ben seviyorum diye onlardan salata yapardı. Bana huzur veren olumlu ve sessiz kişiliği olan Ananemin, 1975’de beli büküldü ve baston kullanmaya başladı. Tedavi için Teyzemlerin yanına Almanya’ya gitti ve orada geçirdiği bir felç sonrasında, yatalak olarak Türkiye'ye geri döndü. O “mücadeleci” insan hayatında ilk defa “muhtaç” olmuştu. Buna da daha fazla dayanamayarak 1978 yılında, bu kez Annemin kucaklarında yaşama gözlerini yumdu.

Nur içinde yatsın…

Evet… Bugün size “yumurtalı karnabahar” tarifi vereceğim. Et veya kızartma/ızgara balık yaptıysanız, bu tarif onların yanına çok şık gider. Üstelik “karnabahar kokusuna dayanamam” diyenleriniz bile şaşıracak çıkan sonuca. Bana inanın

MALZEMELER (4 kişilik)

1 adet orta boy karnabahar

4 adet yumurta

1 su bardağı galeta unu (normal un da olabilir)

1 su bardağı süt

1/2 bağ maydanoz (süslemek için)

1 su bardağı zeytinyağı

tuz, karabiber.

YAPILIŞI:

1. Derin ve geniş bir tencereye su koyun ve kaynatın.

2. Kaynayan suya 1/2 bardak sütü ve tuzu ekleyin bir taşım kaynattıktan sonra karnabaharlar içine atın (karnabahar çiğken parçalayarak da atabilirsiniz ama benim önerim tüm atıp sonra parçalamanızdır) ve 15 dakika kadar haşlayın. (meraklısı için not: uzun süre kaynayan karnabahar “hamurlaşır” kısa süre ise diri kalmasından öte çok fazla gaz yapar)

3. Haşlama sürerken çukur bir kapa; un, yumurta bir tutam tuz ile kalan sütü koyarak iyice karıştırın ve tavaya zeytinyağını koyarak ısıtın. (daha önce de yazdığım gibi zeytinyağına kızarırken bir diş sarımsak atıp soteleyebilirsiniz)

4. Haşlanmış karnabaharı bir kevgire alarak 1 dakika kadar dinlendirin. Eğer daha önce parçalamadıysanız çiçek demetlerinden ayırın. (meraklısı için not: sıcak bir besini elleriniz ile parçalarken şüphesiz parmaklarınız yanacak. Bunu önlemek için yanınızda bir çukur tas dolusu su bulundurun ve her parçalamadan önce parmaklarınızı bu suya sokup çıkartın. Ya da “uy…. diyerek parmaklarınızı birer birer emeceksiniz”)

5. Karnabahar parçalarını yaptığınız bulamaca sokup iyice emdirin, kızarmış yağa atın ve 1 dakika kadar çevirerek kızartın.

6. Bir kağıt havlu üzerine koyup yağını çektirin.

7. Servis tabağına düzenli olarak dizerek ya da et/balık yanına koyarak sıcak olarak servis yapın.

afiyet olsun.

(*) Kimi tariflerde limon da öneriliyor. Aslında limon sütün işlevini görmüyor sadece karnabahar haşlanırken oksitlenmesini –kararmasını- engelliyor. Bu tarifteki süt karnabaharın aromasını yumuşatıyor ve pek çok kişinin sevmediği kokusunu ortadan kaldırıyor. Bir de kaşar peynir rendesi konmasını da öneren tarifler var. Ama bence o zaman ortaya “fırınlanmamış bir ogreten” çıkıyor. Tabi siz bilirsiniz… Çünkü kaşar peynir gerçekten karnabahara iyi bir lezzet katıyor.

SÜSLEMEK İÇİN:

Servis tabağına karnabaharlar dizerken sıra sıra üzerlerine, çok ince kıydığınız maydanozları serpiştirerek hoş bir renk harmonisi elde edebilirsiniz.

MERAKLISI İÇİN:

1. (<ı>Vikipedi, özgür ansiklopediden alınmıştır)

Karnabahar (Brassica oleracea), Brassicaceae (turpgillerden), çiçekleri etli ve tanecikli bir görünüşte olan, yaprakları lahana yaprağına benzeyen, sebze olarak kullanılan bir bitki.

Turpgillerden; vatanı Doğu Akdeniz bölgesi olan 2 yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşil, çiçekleri beyaz veya sarımtıraktır. Kış sebzelerindendir. Lahanaya benzer. Aslında, lahananın çiçek saplarının kısalıp etlenmesiyle lahanadan türemiştir. Yenen kısmı, henüz açmamış yoğun çiçek durumudur. Yurdumuzda; güzlük turfanda karnabahar, kışlık karnabahar ve mart karnabahar olmak üzere üç çeşidi vardır. Fosfor ve vitamin bakımından çok zengindir.

Kullanıldığı yerler: Zihin yorgunluğunu giderir. Cinsel gücü arttırır. Sinirleri kuvvetlendirir. İdrar söktürür. Dalak hastalıklarına iyi gelir. Şeker hastalarına faydalıdır. Kalp hastalıklarında şikayetlerin azalmasında yardımcı olur

2. 100 gr çiğ karnabahar 22 kcal enerji, 5 gr. Karbonhidrat, 2 gr protein içerir. Yağ içermez. (Tabi bizim tarifte bu değerler “minnacık” kalır…)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerek yazınız gerekse tarifiniz pek hoş olmuş... Keyifle okudum, ben de yaparım karnıbahar kızartmasını ama böyle değildi... Deneyeceğim... Ben haşlayıp, yumurtaya bulayıp üzerine sarmısaklı yoğurt dökerim... Sevgiler...

Sema Sener 
 19.09.2008 12:18
Cevap :
ilginize ve övgünüze teşekkür ederim. dostluk ve saygılarımla  19.09.2008 12:49
 

ben de istanbul'da yaşayan bir aydınlı olarak hem karnıbaharın kokusu burnuma geldihem de aydınımın elinize sağlık

Hülya ALKAN 
 13.09.2008 11:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 6035
Kayıt tarihi
: 22.11.07
 
 

1964 İstanbul doğumlu, Ankara'da yaşayan İTÜ mezunu bir mimarım. 1991-1998 yılları arasında Mimarl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster