Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '07

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
1039
 

Yunanistan ibareli mektup ve milliyetçilik

Yunanistan ibareli mektup ve milliyetçilik
 

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Abla Ağabey Kardeş Projesi kapsamında Selçuk ilçesinin Zeytinköy adlı köyünün beş derslikli ilköğretim okulunda ders veriyor, köy çocuklarının sosyal gelişimi ile bazı derslerdeki açıklarının kapatılmasına yardımcı oluyorduk. Yaz boyunca her Salı ve Perşembe Bostanlı’dan Selçuk’a gitmek yorucuydu ancak insanlara bir kelime bile öğretmenin zevkinin yerini hiçbir şey tutamazdı.

Bu tip gönüllü etkinlikler sanırım bendeki idealist duyguları uyandırmıştı. Küçüklüğümden bu yana içimde öğretmenlik aşkı yanmakta diğer yandan gelen milliyetçilik duyguları ile ülkenin dört bir yanında çalışıp yararlı olma arzusu ön plana çıkmaktaydı.

Üniversiteye giriş sınavından sonra gelen puanla tercih zamanı yaklaştığında ailenin ve çevrenin yaygın görüşü öğretmenlik mezunlarının zor iş bulacağı yönündeydi. Hedefimde olan coğrafya öğretmenliğinin Türkiye’de ancak dershanelerde haftanın yedi günü karın tokluğuna çalışmayı getireceği endişesiyle yazı ve eleştiri sevgisi ile beraber bir başka isteğim olan Gazeteciği seçtim. Gazeteciler Türkiye’de çok kolay mı iş buluyor? Sanmıyorum…

Ancak öğretmenliğe nazaran daha rahat bir çalışma alanı olduğu aşikâr.

Yine bir Perşembe günü köyden şehir merkezine dönerken bir arkadaşımdan telefon aldım. Yunanistan’dan bir arkadaşının geldiğini ve kendisinin birkaç gün içinde Almanya’ya gidecek olduğundan Yunan arkadaşıyla benim ilgilenip ilgilenemeyeceğimi sordu. Büyük bir sevecenlikle teklifi kabul ettim. Gerçi köy görevim devam ediyordu ancak misafir de benim gittiğim her yere gelirdi diye düşündüm.

O akşam Bostanlı iskelede Yunan Alex ile buluştuk. Daha sonra yorgun olduğumdan dolayı eve gittik. Evde annemin hazırladığı yemekler bizi bekliyordu. Alex utana sıkıla içeri girdi. Annem Türk misafirperverliğini en iyi şekilde göstermeye kararlıydı. Çeşit çeşit Türk yemeği sofrada dururken annem yemekleri tanıtmaya başladı. —Alex bu imambayıldı, bu Pancar turşusu, bu yaprak sarması bunların hepsi bu kültüre aittir. Annem bir yandan yemekleri sayarken bir yandan bana çeviri yapmam için telkinlerde bulunuyordu. Alex güzel bir kahkaha attıktan sonra annem haliyle şaşırdı. Ne olduğunu sordu. En az annem kadar ben de merak içindeydim. Bu kez Alex konuşmaya başladı. —Bu “imambayildi”, bu “pancari”, bu “yalanci dolmaki”… Kısa süreliği bakışmanın ardından kahkahanın sebebi anlaşılmıştı. Türk ve Yunanlılar aynı yemekleri aynı isimlerle tüketiyordu. Zaten hepimiz aynı topraklarda yaşamamış mıydık?

Geçen hafta sonunun ardından ilk Salı Alex’i de alarak Selçuk’ta ki köye doğru yola çıktık. 25 kişilik köy sınıfı Alex’in Yunan vatandaşı olduğuna inanmadı. Ancak Alex Yunanca ve İngilizce konuştuğunda inanabildiler. İkimiz yan yana geldiğimizde hangimiz Türk hangimiz Yunan diye sorsalar sanırım herkes beni Yunan olarak gösterir.

Köydeki derslerin ardından İzmir’e dönüldü. Projenin 2 hafta sonra bitmesinin ardından Alex birkaç günlüğüne geldiği bizim eve neredeyse yerleşmişti. İzmir’de gezmediğimiz yer kalmamıştı.

Birbirimize bu kadar alıştıktan sonra Alex’ten hiç beklemediğim bir teklif almıştım. Beni Yunanistan’a davet ediyordu. Bu kadar kısa sürede büyük bir tesadüfle tanıştığım biri yine ilginç bir biçimde beni Yunanistan’a götürecek yola önayaklık ediyordu. Kısa süre içinde vize için istenen belgeleri tamamlayıp; Yunanistan gezisinin il durağı olan Sakız Adası’na geçtik. Sakız’daki konaklamanın ardından Selanik, Larissa ve Atina adım adım gezildi. Yunanistan’daki iki haftanın ardından Alex’le arkadaşlığımız iyice gelişmiş sürekli birbirimizi arar sorar olmuştuk.

Mektup yollamayı çok seven biri olarak Yunanistan’a mektup yollamayı düşünmüştüm. Metni hazırlayıp zarfladıktan sonra zarfın üzerine adresi ekleyip en alta “Greece-Yunanistan” yazıp postaya verdim. Bu süreçte internetten olan sohbetimiz devam ediyor aradan iki hafta geçmiş olmasına rağmen mektup hala ulaşmamıştı. Normal şartlarda Avrupa varışlı mektupların bir haftada adreslerine ulaşmaları aklımı kurcalayan başka bir bilgi oldu. Yaklaşık bir ay sonra yolladığım zarfı posta kutumda buldum. Büyük bir şaşkınlıkla aldım ve üzerine baktım. Yazdığım adresin üzerinde koskoca bir çarpı işareti; yanında bir adet damga ve iade yazısı. Üstündeki adresin doğru olduğundan fazlasıyla emindim; çünkü adresi arkadaşım bizzat kendisi bir kağıda yazmıştı ben de aynısını zarfın üzerine geçirmiştim. Hemen Alex’i aradım ve zarfın üzerindeki Yunanca yazının anlamını sordum. Gelen cevap ise beni şok etmeye yetti. Yunanistan varışlı mektuplarda ülke kısmına Türkçe olarak Yunanistan yazarsak Yunanistan onu dağıtıma çıkmadan bize iade ediyormuş. Ya sadece İngilizce olarak “Greece” ya da Yunan dilindeki “Hellas” yani “Elada” yazmalıymışız. Türklerin milliyetçi olduğunu söyleyenlere inanırdım; ancak böyle bir şeye kesinlikle anlam verememiştim. Zorunlu olarak yeni bir zarf alarak üzerine “Elada-Greece” yazıp tekrar yolladım. Bizler yine Turkey (Hindi) olmaya devam edelim. Demek ki gerçek milliyetçiler böyle oluyorlarmış.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Etiyopya eski ismi olan Habeşistan olarak yazılan mektupları geri göndereceğini açıklayarak ülkesinin yeni ismini herkese duyurmuştu. Bazen radikal kararlar almak gerekir...

Whooper 
 02.01.2008 20:37
 

Milliyetçilik bazen ülkenizin adının doğru yazılışı olabilir. Bu şekilde kendinizi dünyaya tanıtmak olabilir. Her ideolojinin doğru ve yanlış tarafları vardır. Biz milliyetçiliğin sadece kaba tarafını kafatasçı zihniyetini alanları görmüşüz. Bunu beğenmeyip toptan milliyetçiliğe karşı çıkmışız. Oysa artık her şeyi bien gören bir toplum olarak, neleri yapıp neleri yapmayacağımızın bilincinde olmamız lazım. Yaşadığınz örnek bazı şeyleri ne kadar güzel anlatıyor. Teşekkürler, selamlar...

Ahmet YILMAZ 
 24.10.2007 12:19
Cevap :
Milliyetçilik ürkülecek şey değildir aslında... Bize gösterilen öğretilen kalıplardan biri milliyetçilik mi aman uzak dur....! Demiryollarını komünizm gelecek diye gelişmesine engel olmadılar mı? Artık kavramların anlamlarını sorgulamamız lazım bence de...  24.10.2007 23:21
 

Türkler üç gün sonra unutur! Bu cümle uluslararası arenada nasıl tanındığımızı çok net bir şekilde özetliyor. Olumlu yada olumsuz herhangi bir olaya tepkimiz maksimum üç bilemediniz dört gün oluyor ve sonra sanki hiç o olaylar yaşanmamış gibi hayata devam ediyoruz. Ne ders çıkartıyoruz ne de önlem alıyoruz. Sevgili Buğra'nın tespiti de buna güzel bir örnek, biz sadece kendimizi kandırıyoruz Milliyetçi kimliğimizle. Son zamanlarda yaşadığımız vahim olaylar (Şırnak ve Hakkari'de verdiğimiz şehitler ve Irak sorunu) umarım özbenliğimizi bulma da ve Milliyetçilik ruhumuzu canlandırma da tetikleyici olur. Sevgilerimle...

Efe ORUÇHAN 
 23.10.2007 23:54
Cevap :
Yorumladığınız konu hakkında daha önce Bulancak Gazetesi'nde yayınlanan bir makalemde bilimsel bir araştırmaya yer vermiştim. O araştırmaya göre Türk milleti yaşadığı ve gündemde çok önemli bir biçimde yer tutan bir olayı bile 23 gün sonra hafızasından siliyormuş. Bunu gördükten sonra biz ne desek boş zaten... Teşekkürler yorum için.  24.10.2007 23:20
 

Hiç unutamadığım ve yıllardır hatırladıkça öfkemin kabarmasına neden olan bir olay hatırladım yazını okuyunca. Lise 1 veya 2 öğrencisiydim. İngiltere ile bir maç yapmış ve bu maçta 8-0 yenilmiştik. Ama maçın sonucu değil maçtan sonra İngiliz gazetelerinde çıkan yazılardı bu duyguma sebep olan. "Dün yemekte hindi dolması vardı" diyordu en ünlü gazetelerden birinin başlığı. Aslında kimseye kızmaya hakkımız olamazdı. Çünkü yıllarca uluslararası toplantılarda önlerinde "Turkey(Hindi)" yazılmasından hiç rahatsızlık duymayan kendi yöneticilerimizdi buna meydan veren. O nedenle yıllar boyu yurtdışından edindiğim arkadaşlarıma mektup yazarken inatla "Türkiye" yazmayı o günlerde adet edindim kendime. Belki de birilerinin bunu görüp bir ders çıkarmasını ve bu ülkenin adını anarken daha saygın ifadeler kullanmasını umut ettim. Ne yazık ki bu ülkenin adına sahip çıkmayı ancak yeni yeni akıllarına getiren e-postalar alıyoruz şimdilerde. Biz kendimize saygı duymazsak başkası duyar mı?

REYHAN KOÇYİĞİT YİĞİT 
 22.10.2007 22:39
Cevap :
Doğru söze ne denir? Hocam gerçekten fazlasıyla doğru yazmışsınız... Turkey ibaresinden kendimiz vazgeçmedikçe; ulusal onur ve itibarımız yer altından kalkmayacaktır.  23.10.2007 20:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 738
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 2168
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster