Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '07

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
1733
 

Yunus’ un göz yaşları

Yunus’ un göz yaşları
 

Hayvanları sever misiniz ? Ya insanları ? Çiçekleri, ağaçları ? Doğayı ?

Bu sorular sıkça sorulmuştur bizlere.. Cevabımızda kesinlikle “evet” olmuştur her zaman. Hayır diyemeyiz zira, yiğitliğe çamur sürdürmeyi içimize, kendimize yediremeyiz. Çoğumuz da seviyormuş gibi gözüküp, sevmediğimizi belli ederiz. Hayvan besleriz evimizde ama sokaktaki hayvana itibar etmeyiz. Kendi evimizdeki kuşumuz, kedimiz, köpeğimiz farklı canlılarmış gibi, dışarıda yaşayan hayvanları beslemeyiz, sevmeyiz, dokunmaktan korkarız, beslemek aklımıza bile gelmez. Hatta bazılarımız için hayvan kelimesini duymak bile tiksindiricidir. Bazıları, kalabalık önünde, fotoğraflarda hayvanlara karşı ne kadar ilgili ve bilgili olduğunu kanıtlarcasına hayvan dostudur ama çöp kamyonları ile sokak köpeklerini toplatıp itlaf etmeyi de vazife icabı olarak adlandırır. Evlerinde köpek besleyenler, onlardan marjinal bir durumda faydalanmak isterler. Bu faydalanma yalnız güvenlik değil, onu insancıllaştırır adeta, kuaföre götürür, tüylerini farklı bir biçimsellikte kestirir, şekillendirir, dişi olanlarının tırnaklarına oje sürdürür, kafasına kurdele takar, ayakları kirlenmesin diye pabuç bile giydirir bazıları da terliklerini getirsin diye eğitir.

Bunlar hayvanları ne kadar sevdiğimiz ve değer verdiğimiz ile alakalı örnekler. Bu örnekler çoğaltılabilir.. Hatta bunlara iyimser örnekler bile diyebiliriz. Ne de olsa, öyle yada böyle yaşıyorlar ve besleniyorlar. Ama bir de manzaranın farklı bir boyutundan bakalım. Hayvan mezalimine ! Gazetelere düşmemiş, haber değeri bile olmaya hayvan cinayetlerine !… Hayvan katliamı, hayvan soykırımına !..

Geçenlerde bir parkta yürüyordum. Karşıda, biraz uzakta iki çocuğun oyun niyetine bir köpeğe taş attıklarını gördüm. Uyardım ve taş atmaktan vazgeçtiler. Bu çocuklar, ileriki yaşlarında, hayvan karşıtlığını, düşmanlığa dönüştürecekler ve bir başka resimde farklı bir görüntü ile karşımıza çıkacaklar. Ya kuşları vuracaklar, ya köpekleri çöp ezme kamyonlarında itlaf edecekler, kedileri şeytana kurban edecekler, kuşları avlayacaklar, yunusları, fokları ağlarını parçaladılar diye katledecekler.

Evet bu yazının çıkış konusunu teşkil eden de bu son satır aslında.. Birkaç haftadır buna benzer haberler okuyorum, maille alıyorum. Bugün internet haberlerinde, yandaki resmin haberin okuyunca canım çok sıkıldı, bir şeyler karalama ihtiyacı hissettim. Öfkemi birileriyle paylaşmalıydım, ben de burayı tercih ettim. Şimdi bu resme iyi bakın, burada faili meçhul bir cinayet var. Bu garip yunus kimliği belirsiz kişi yada kişilerce İstanbul sularında öldürülmüş, gözleri oyulmuş. Kim tarafından ? Ülkemin vatandaşları tarafından. İki gün önce de yine ülkemin bir yerinde maalesef ki, ülkemin vatandaşları (bunu yazarken utanıyorum) tarafından sopayla vurularak katledilmiş. Haberi izleyemedim. O görüntüleri görmek istemedim. Ne istediniz bu garip yunus’tan.. Dünyanın en sevimli, en cana yakın ve insan en dost olan bu deniz canlısından. Gerekçeleri hemen hazır beyzadelerin.. Ağlarımızı parçalıyorlar !. Balıklarımızı çalıyorlar !.. Efendim ? Kimin balıklarını çalıyorlar ? Efendi, asıl siz onların balıklarını çalıyorsunuz ? Denizlerde küçük balıklardan başka besin kaynağı olmayan bu canlılar, kendilerinin olanı almaya gelmişler ve almaya çalışıyorlar. Hem senin tuttuğun tonlarca balığın birkaç kilosunu yese, senin ne zararın olacak ki ? Bırak biraz da onlar nimetlensin. Birkaç tane de martılar araklasın tekne üstünde.. Kıyıya geldiğinde de birkaç tane de kediler araklasın !.. Ne olur ? Farzet ki, o gün deniz sana o kadar erdi, tanrı sana bu kadarını nasip etti.. Düşünmez ki zalim… Hep bana, hep bana !..

Geçen gün, Karşıyaka’da balıkçı barınaklarının oralarda geziniyordum sabahın erken saatlerinde.. Kıyı da dolaşırken, bir iki balıkçının tuttukları balıkları temizlediklerini gördüm, bir süre onları izledim. Bir taraftan balıkları temizliyorlar, temizlediklerini bir kenara koyuyorlar, atıkları denize atıyorlar, arada sırada da kendilerine yaklaşan kedileri “pist” diye kovalıyorlardı. Bir süre bu kareler devam etti. En sonunda, balıkçıların biri tahta balık kasalarından birini kedilere fırlatıverdi. Kediler kaçtı kaçmasına da, içlerinden biri sakatlandı mı bilmiyorum. Şimdi, bu zavallı balıkçıların derdi ne ? Kedilerin kendilerini rahatsız etmesi mi ? Balıklarını çalacak korkusu mu ? Kedi düşmanlığı mı ? Tuttuğu balıklardan birkaç tanesi de onların önüne atsalar yada temizlenmiş balıklardan arta kalanları verseler, bu manzara orada yaşanmayacaktı ? Onlarda bu yaşamın bir parçası…

Bu yunus ölümleri ülkemizde oldukça sık yaşanmakta.. Özellikle balık çiftliklerinin olduğu yerlerde yunus ölümlerine fazlasıyla rastlanıyor. Ama bir şeyler yapan yok. Birkaç hayvan sever ve dostundan başka sesini çıkartan yok.. Sivil toplum örgütleri nerede ? Devletin ilgili kurumları nerede ? Neden bir Allah’ın kulu bu balık çiftliklerine “neden yaptın arkadaş” yada “sen ne yapıyorsun” diye soramıyor ? Sen zaten kıyıları işgal etmişsin, yetmemiş denizleri de işgal ediyorsun. Buralarda balık yetiştiriyorsun.. Hem çevreyi kirletiyorsun, hem de denizleri.. Kendi yaşam alanı ve besin kaynakları kısıtlanmış yunuslar da karınlarını doyurmak için senin sahana (aslında kendi sahaları ama, gel de anlat) girip, birkaç balık araklamaya çalışınca da, çekip silahı vuruyorsun, yada sopayla vura vura öldürüyorsun… Bu insanlık mı ? Hayvanlık olmadığı kesin !..

Elleriniz kırılsın diye bir beddua edeceğim ama, hemen kırılmaz ki ? Allah da sizin gözlerinizi kör etsiz diyeceğim ama hemen de kör etmez ki ? O zaman size nasıl bir küfür yada beddua etmeliyim ? Onun arayışı içindeyim..

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsan ya da hayvan aslında fark etmiyor, kendimizden başkasını sevmiyoruz gerisi hikaye. Tanıdığımız insanlara karşı özenli, tanımadıklarımıza kaba davranıyoruz. Hayvanlar içinde durum aynısı. Baktığımız evcil hayvanlara ilgili davranırken, sokaktakilere karşı tamamen duyarsız bir toplumuz. Bu sabah gelen bir mailde Kanada'daki Fok katliamları ile ilgili fotoğraflar vardı. Fotoğraflara bakarken içim acıdı. Neydi bu vahşetin nedeni? Hangi mecburiyetti bu hayvanların katledilmesine neden? Doğada hayvanlar ya yemek ya da kendilerini korumak için öldürüyorlar. Oysa biz insanoğlu zevk ve para için sınır tanımıyoruz.

Tiryakis 
 19.03.2007 15:21
Cevap :
Bu tür vahşet sahnelerini gördüğümde insanlığımdan utanıyorum. Bunları anlamak ve anlayış göstermek imkansız. Sözde hayvan hakları diye birşey var ama takan kim ? Para ve zevk herşeyden önce gleiyor. Her ülkenin bu anlamda ciddi yaptırımlar uygulaması gerekiyor ? Başta Türkiye'nin ? Ama bunu sanırım biz göremeyeceğiz..  19.03.2007 17:31
 

Sevgili Tansel Bey, yazinizda ifade ettiginiz tüm görüs, düsünce ve duygularinizin- öfkenizin tamanina katiliyorum. Hayretler icinde kalarak üzüntüyle okurken, kafamda soru isaretlerinin yanisira nasil cözüm getirilebilir bu vahset iceren insanlik müsvetelerine diye düsündüm; tek kelimeyle; "egitim- bilgi noksanligi" dir inancim tazelendi ve sizinle paylasmak istedim. Hep söyllüyorum ve hep söyleyecegim; bireysel katkilarimizi kücümsemeyelim. Yani , keske karsilastiginiz olayda; sakin ve olgun bir tarzla, dogru yapmadiklarini ikna edici bir tarz ve tezle anlatsaydiniz. Insanoglu ikna olmandan inanip uygulayamiyor bir cok seyi. Bos durmaktansa, bosa calismak evladir...Sevgilerimle

mine objektif 
 19.03.2007 15:20
Cevap :
Mine hanım, Bazı şeyleri eğitimle bir yere kadar verebilirsiniz. Bazı şeyleri zorla veremezsiniz. Bakın size bir örnek: yazımda bahsettiğim balık çiftlikleri yakınında öldürülen yunuslar için açıklama yapan çiftlik sahibin eğitimi azımsanmayacak şekilde kabul edilebilir bir eğitim seviyesi. Ama can almak, para kazanmak herşeyin önünde geliyor. Bu insanları kamuoyu önünde rezil edeceksiniz, sonra da ciddi yaptırımlar ve ceza uygulayacaksınız ki birilerine örnek teşkil etsin. Yoksa kimse akıllanmaz bu memlekette.. Sevgiler...  19.03.2007 17:36
 

bizim komşulardan biri de eve köpek aldı. köpeğin havlamasından başkaları rahatsız olmasın diye ona uyuşturucu vermeye başladı. Bunu yapan da bir üniversitede öğretim görevlisi...

Serkan Dilek 
 19.03.2007 14:52
Cevap :
Hadi buyrun bakalım !... Gel de şimdi eğitimden bahset. Bu işin eğitimle alakası yok kardeşim. Bu sevgi işi. Benim köpeğimden rahatsız olunuyor diye ben iki kez ev değiştirim. Şirketime getirdiğimde yönetici kızdı diye adamın üstüne yürüdüm. Bu kadar hayvan düşmanlığı olmaz. Yada hayvan sevgisi bu örnekteki gibi olmaz. Göstermelik hayvan beslenmez. Yazıktır ya !...  19.03.2007 17:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2527
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster