Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
247
 

Yüreği zencefil ama ballı

Yüreği zencefil ama ballı
 

Uzun zamandır yazmadığımı fark ettim.

Bu farkındalığın, kendime yaptığım bir numara olduğunu gelen sınav haftasını temsilen yan tarafımda öğrenilmeyi bekleyen bilgilerden rahatlıkla anlayabiliyorum aslında.

Siz de yaşamıyor musunuz bazen?Yapmak zorunda olup da yapmayı şiddetle reddettiğiniz şeyler için kaçışları işe yarar meşgalelerde bulduğunuzda içiniz daha bir rahat daha bir 'amaan nolacak' olmuyor mu?

Tam olarak 'amaan nolacak' kısmını yaşadığım tatlı huzursuzluk dakikalarındayım anlayacağınız.

Huzursuzluk ama tatlı bir dilimi bu, çünkü çalışmaya çalıştığım günlerin bana kazandırdığı şey çok daha uzun vadeli çok daha 'kendimi buldum' dedirten cinstendi.

Belki de başarının, onların zirvesine oynamak olduğuna inanmadığım için bana öyle geliyor.

Spor yapmak gibi işte.

Ben, dün de bugün de yarışları kazanmak için değil zinde kalabilmek için koştum.

Birilerini geride bırakmak değil de birileri yanımdayken 'kazandım' diyebilmekti amacım.

'Diyebiliyor musun?' derseniz cevabım 'bu sefer yaklaştım galiba' olurdu.

Ait olmadığım bir yerde ait olduğuma inandığım insanların yanında oluşuma gülümserken konuştuklarımıza güldüğümü sandılar.

Bozmadım.

Çok yağmurlu bir günde kafamı sokabileceğim bir saçak altı bulmuş gibi,tam yolumu kaybetmişken tanıdık bir yer görmüş gibi,'sıcacık bir kahve olsaydı' dediğim anlarda kapıdan elinde kahveyle beliren kişinin verdiği mutluluğu yaşar gibiydim.

Ortaya bir şeyler söyledik,konuştukça tanıştık,tanıdıkça paylaştık...

'Biraz oturur, kalkarız' dediğim o yerde uzuun uzun oturduk.

Son bir lokma kalana kadar yedik.

Son bir lokma...

Önemlidir o 'son bir lokma'lar.

Ortadaki tabakta son bir lokması kalmış masalardan samimiyet, sıcak çikolata kıvamında akar, kokusuyla etrafına toplar.

'Tabaktakilerin hepsi bitecek!' cümlesindeki soğukluğun yanında kalmış o 'son lokma' samimiyeti,içtenliği,güveni,ben merkezinin dışına taşabilmiş hayatları tüm kalakalmışlığıyla temsil eder.

Ne zaman o emir kipli cümleyi duysam 'Bırakın arkamdan kovalasın.Kaçarken hayatta daha çok yol alıyorum,hayatımda çiçek açmış ağaçlardan düşen duyguları daha kolay yakalayabiliyorum' diyesim gelir benim.

İşin güzel yanı bunu hep diyesi gelmiş insanlarla birlikteydim ve bu sefer gelen diyesimizi tutmadık.

'Bundan güzel yazı konusu olur' derken güldüm.

'Ağzımdan aldın' derken o da gülüyordu.

Bu, iki 'b' ye ithafen yazılmış,konusu güzel bir zencefil yürekli kız yazısıdır.

Siz siz olun hayatın hiçbir anında önünüze sunulmuş tabaklardan son lokmayı alan o kişi olmayın.

Hem bakarsınız günün birinde bıraktıklarınızı toplayarak sizi bulmuş bir Gretel'le karşılaşırsınız.

Kim bilir...

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 214
Kayıt tarihi
: 31.12.14
 
 

Her gece ikişer dakika arayla beş alarm kurup her sabah onları üç kez ertelerim. Uyanır u..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster