Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '07

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
8039
 

Yüreğim Seni Çok Sevdi- Canan Tan

Yüreğim Seni Çok Sevdi- Canan Tan
 

ÖLÇÜ

Sevdiğin müddetçe
ve sevebildiğin kadar,
Sevdiğine herşeyini verdiğin müddetçe
ve verebildiğin kadar gençsin... Nazım Hikmet

...
Yazarının adını daha önce duymamıştım, Nazım Hikmet'in Piraye için yazdığı şiirleri araştırdığım güne kadar. Piraye isimli kitabın yazarı Canan Tan. Çok satanlar listesine girmiş çoktan, genellikle çocuk kitapları ve mizah türünde kitaplar yazmış. Birçok dalda ödüller almış. Bu kitabı kütüphanede gördüm, yeni henüz kimse okumamış, ilk okuyan benim.

Kütüphaneden temiz ve az tozlu kitapları almaya özen gösteriyorum, almak zorunda kalırsam, okumadan önce ıslak mendille güzelce temizliyorum.

Roman, adından anlaşılacağı üzere bir aşk öyküsünü anlatıyor. Malum üçgenli bir aşk. İstanbul-Bursa ve Amerika arasında gidip gelen olaylar zinciri. Olaylar günümüzde geçiyor, postmodern bir aşk. Kahramanımız Aslı, ayakları yere sağlam basan, çağdaş ve kariyeri bebeğe tercih eden bir kız. Eski romanlarda ya da Türk filmlerinde olsa ortahalli bir genç kız. Zengin, yakışıklı ve okumuş bir oğlan bulsa hemen evlenirdi. Bizim Aslı'ya bunlar yetmiyor. Çocuğun ailesi çok zengin, ataerkil bir aile. Aslı'nınki ortahalli, ama eğitim düzeyi yüksek. Ergenlik sorunları hiç mi hiç yaşamıyor. Ailesi hep hoşgörüyle yaklaşıyor. Ama Murat'ın ailesinde durum öyle değil . İki görümce ve güngörmüş kayınvalide eğitimsiz, baba ilgisiz ve despot. Yani ailede sevgi yetersizliği mevcut. Evlendiğinde Murat'ın işi, evi hazır, Bursa'da yaşama zorunluluğu var. Aslı Bursa'yı taşra kabul ettiği için, orada yaşamak istemiyor. Murat, Aslı'ya sırılsıklam aşık.

Aslı herşeyi elinin tersi ile itip Amerika'ya kariyer yapmaya gidiyor. Çocuk bakıcılığı yaparak para kazanıyor. (Kendi çocuğu olsa bakmaz, bakıcı tutar.) Ailesinin yolladığı parayı tutumlu davranarak biriktiriyor. İşleri tıkır tıkır gidiyor, hiç sıkıntı çekmiyor gurbet elde. Nereye başvursa ilk önce o tercih ediliyor. Bir de Amerika kapı komşumuz sanki, ayda bir İstanbul seferleri. Amerika'da araba ihtiyacı doğuyor ve sıradışı kendini beğenmiş bir profesörden araba satın alıyor. Profesör de Aslı'ya aşık oluyor. Ailesi ile tanıştırıyor. Burada Murat ve Robin'in aileleri karşılaştırılıyor. Robin'in annesi elini bile öptürmüyor, arkadaş gibi, güler yüzlü. Oysa Murat'ınki önce elini uzatmıştı gözüne, gözüne.

Aslı yıldırım nikahla evleniyor, lüks içinde bir yaşam, ama yine mutlu değil. Profesör akademik çalışmaları ve okumayı Aslı'ya yeğ tutuyor. Aslı arkadaşları ile New York'ta yaşamaya başlıyor. Bu arada orada yaşayan Türk arkadaşları da bir evleniyor, bir boşanıyor.

Aslı da ani bir kararla ayrılıyor Robin'den. Bursa'ya geliyor seminer için. Murat'ın adını listede görünce veriyor kararını. Bu arada Murat da ailesinin istediği lise mezunu bir kızla evlenmiş, çocuğu bile olmuş, adını da Aslım koymuş. Seminere Murat  Bursa Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı olarak katılıyor. Yine birbirlerine karşı fikir yarıştırıyorlar.

Toplantı sonuda ise Murat, Aslı'yı yıllar önce sevdikleri ve anıları olan bir mekana götürmeyi öneriyor...Bu kadar.

Sonucu okuyunca görürsünüz!

Not: Bu tanıtım biraz farklı oldu. Bugünün gençlerinin okuyunca daha çok zevk alacağı bir konu, ama bana biraz light geldi. Yine de içinde geçen Nazım Şiirleri, özdeyişler ve genel kültür ve özellikle olayların geçtiği yerlerle ilgili coğrafik bilgiler için okumanızı öneririm.

Kitaptan Alıntılar:

-İki yüzü keskin bıçak...ya da hiç ummadığın anda dönüp sahibini tokatlayabilen, acımasız bir el gibidir hırs. (s.41)

-Beğenmek kolay, sevmek zordur, çünkü iz bırakacak birşeylerin yaşanmasını bekler sevmek. (s.104)

-Şehirler de insanlar gibi... İlk gördüğünde ya seversin ya da ne yapsan kanın ısınmaz bir türlü. 8s.143)

-Başkaları tarafından yazılmış senaryoda verilen rol uymadıysa, kendi rolünü kendin yaratacaksın. İkinci veya üçüncü şahıslara da senin oynadığın oyunu seyretmek düşecek yalnızca. Beğenseler de beğenmeseler de. (s. 162)

-"Kitap okumayan kimsenin, okuma bilmeyene karşı hiçbir üstünlüğü yoktur." Mark Twain (s.358)

-Eğitim herşeydir. Şeftali bir zamanlar acı bir bademdi; karnabahar, üniversite eğitimi almış lahanadan başka birşey değildir. M. Twain (s.358)

-Aşk evlilik için kullanılmaz. Gönlünü indir, gümüş yerine bakır tencerede pişir aşını ve aşık olmadığın kadınla ya da erkekle evlen, mutlu olursun. Latin Atasözü ( s.369)

Arka kapak Notu:

'Biliyorum, imkânsız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime...' demişti Murat.

'Çünkü, Yüreğim Seni Çok Sevdi! ..' Ardından da dizelere dökmüştü sevdasını.

'Yüreğim seni çok sevdi

o yürek talan

o yürek yangın yeri

o yürek seni istiyor

bir tek seni...'

Aslı ile Murat’ın İstanbul-Bursa-Amerika üçgeninde yaşadıkları destansı aşkın öyküsü.

Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği kadar gerçek...



YÜREĞİM SENİ ÇOK SEVDİ- CANAN TAN

Altın Kitaplar- 10. Basım.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazarın doğum günümde gelen tek kitabını okumuştum ve benim için gerçekten eziyet olmuştu. "En Son Yürekler Ölür" cidden çok zorlanmıştım bitirine kadar, sevememiştim. Bunu söylediğim herkes "Yüreğim Seni Çok Sevdi" kitabını okursam çok seveceğimi söyleyip durdu, ama ben yine de cesaret edemedim açıkcası :) Sevgiler, selamlar.

A.Nilgün Aktaş 
 28.02.2012 11:58
 

Başladığım işi bitirmek gibi bir huyum vardı, Mina Urgan'ı okuyana kadar; "Ham bir karpuzu kestiniz illa bitirmeniz gerekmiyor" cümlesi artık sevmediğim kitapları sonuna kadar okutmuyor bana. Kitabı aldım ama fazla kitap gibi geldi, yaşanan ayrıntılarda duygu yakalayamadım, bilgisayar cümleleri gibi ve sonuna kadar gidemedim merak uyandırmadı bende. Sabah 6 da kalkacağımı bile bile elimden bırakamadığım kitaplardan sonra.... Ancak bu kadar güzel özetlenebilirdi bir kitap, sevgiler arkadaşım

kevser şekercioğlu akın 
 29.11.2007 8:33
Cevap :
Teşekkürler canım, Mina Urgan haklı olsa da kendimi zorluyorum. Arada başka kitaplar okuduğum oluyor. Bu kitapta aşk var ama aşk gibi değil, evlilik var ama evlilik gibi değil...bizi aşan hayatlar...aynı şeyleri düşünmüşüz...sevgilerimle..  29.11.2007 10:10
 

Yazın okudum bu romanı ve okurken de sizi düşündüm inanın. "Acaba okumuş mudur?" dedim sizin için. Kendini çabuk okutan bir kitaptı, Bursa, Amerika vb. anlatımlar güzeldi ama, ama ama... O "ama" yı da siz yakalmışsınız işte satırlarınızda gördüm. Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 27.11.2007 11:17
Cevap :
Telepati olmuş Özlem, ben de düşünürüm öyle...kitap yeni başlayanlar için akıcı ve güzel de...bizlere sıradan geliyor işte...daha güzellerini okuduğumuz için, değil mi?Selamlar ve sevgiler...  27.11.2007 13:46
 

Pirayede de Nazım Hikmet olgusundan hareket ediyordu.Pirayeyi okumuş ve blog yazmıştım.Bu kitabını okumadım.Ama okurum sanırım. Selamlar.

oya 
 21.11.2007 21:08
Cevap :
Evet, iki günde çerez gibi okunacak bir kitap...görüşlerinizi merak ediyorum... teşekkürler ve selamlar Mine Hanım...  22.11.2007 11:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 2957
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 2001
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster