Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '06

 
Kategori
Yurtdışı Eğitim
Okunma Sayısı
850
 

Yurtdışı eğitimin misyonu

Yurtdışı eğitimi Türkiye'de değeri artmaya devam eden bir konu. Özellikle, Türk eğitim sisteminin yıllardır bocalamasından sonra özelliğini git gide kaybediyor olmasıyla birlikte, gençler gözlerini yurtdışına dikmeye çoktan başladılar bile. Bu konuda onlara kesinlikle hak veriyorum. Türk eğitim sistemi henüz rayına oturtulamadı. Her sene ard arda gelen değişiklikler öğrencileri bıktırdı. 3 saatlik üniversite sınavından tutun, eğitim yılının içerisinde olan birçok ilginç olaylara kadar bütün herşey öğrencileri okuldan soğutmaya devam ediyor.

İlkokul ve Ortaokul öğrenimimi Türkiye'de yaptım. Her ne kadar bu zamana kadar binbir şey değiştilmiş olsada, bu gelişmeleri dikkatle izlemeye çalısıyorum elimden geldiğince... 15 yaşında yurtdışı eğitimi aşkıyla Cambridge'e gittim. Duydunuz mu bilmiyorum ama zamanında orada Uluslararası Türk Lisesi vardı. Dünyanın her yerinden Türk gençlerine açık bir okuldu. Vizyon, misyon superdi. Atatürk ilkeleri çerçevesinde dünya vatandaşı yetistirmek!!!

İşte benim için, yurtdışı eğitimin başladiği yer olan Cambridge çok değerlidir. Niye? Çünkü ben orada kendi başıma, küçüçük yaşımda, hiç içinde olmadığım bir mekanda çok bocalamalar yaşadım. Bunlar hiçbir zaman büyük ve tehlikeli bocalamalar olmadı ama tamamen hayat derslerimi aldım.

Yurtdışı eğitimi sadece okuldan oluşmaz. Orada derslerden ziyade bir de hayat dersleri alırsınız. Annenizin-babanizin kucağından çıkar, gerçek hayata atılırsınız. Gerek düşersiniz, hata yaparsınız gerekse de ayağa çabucak kalkıp koşmaya başlarsınız. Hayatınızı planlamayı, bir kulp içine sokmayı öğrenme şansınızda cabası.

Hiç zor yanı yok mudur yurtdışı eğitiminin? Hem de nasıl vardır. Bence her yiğidin harcı kesinlikle değil. İngiltere'den Türkiye'ye dönen arkadaşlarım da oldu, bu örnekleri kendim çok yaşadım. Yurtdışında başarabilmek için bence kişinin kendine güvenmesi lazım. Öğrenim gördüğü ülkelerin insanlarından ve kültürlerinden birşeyler öğrenmeye çok açık olabilmeliler. Dünya vatandaşı olmanın günümüzde ne kadar önemli olduğunu kavrayıp kendilerini geliştirmeleri gerekli. Prototip gelişen toplumlara ya da toplumumuza taze kan getirebilmeliler. Türk, Yunan, Alman, Belçikalı, Amerikan demeden önce insanı insan olarak gören bir gençlik olmayı misyon haline getirmeli ki dünya sinerjik bir topluma kavuşma şansına biraz kavuşşun.

Bu konu çok uzun ama daha sonra bu konuya devam edeceğim.

Herkese bol güneşli günler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız dikkatle okudum. Özellikle "dünya insanı" ifadesi çok idealist ve doğru ifade. Dünya bu kadar küçülürken dünyaya karşı marjinal kalmamak için ulusları ve kültürleri tanımak gerekir. Ancak o zaman dünyaya seslenebilir ve kendimizi dinletebiliriz. Böylece yaşadığımız dünyaya katkımız ortalama insanın üzerinde ve daha etkin olur... Selam ve saygılar..

murat ertaş 
 09.12.2007 13:05
 

Once ilgi gosterip sorularimi yanitladiginiz icin size tesekkur ederim. Benim kastim siz olmadiniz, cunku bati degerlerini taniyan ve icinde yasiyan kisilerce onkabul sozkonusu olmaz, birlikte yasamin yani entegre olmanin zorluklarini gormussunuz. Ayrica sizinle yazismaktan zevk aldigimi bilmenizi isterim. SLM Metin

Metin YAZAREL 
 22.06.2006 17:03
Cevap :
Hayatta zaten insanın başına bir sürü zorluk geliyor.Ilımlı ve iyimser bir tutumun kimseye zarar değil fayda getiriceğinden eminim.Artık herkes bütünleşşede tam bir dünya olsak ama bu iş zor olur metin.  22.06.2006 18:11
 

Yazinizi ilgiyle okudum. Kucuk yasiniza ragmen yurtdisinda kendi ayaklarinizin uzerinde durmanin zorlugu yaninda, baska kulturden insanlari tanimanin guzelligini yasamissiniz. Benim size sorum Ataturkun ilkelerinde dunya vatandasi yetistirmek gibi acik bir tarife rastlamadim. Bu konudaki cehaletimi bagislamanizi ve beni bilgilendirmenizi rica ederim. Insanlarin etnik unsurlarina bakmadan, insan olduklari icin iliski kurmali fikrinizede katiliyorum. Yanliz...Bizim medeni olarak gordugumuz bati da, bende icinde yasiyor ve biliyorum, Evrensel kultur degerlerini (sizin tarifinizle dunya vatandasligi) gercek anlamda yasayan veya yasatmak isteyen cevreniz oldumu? Hic bir pesin hukum olmaksizin enaz sizin kadar hosgoruyle bakabiliyorlarmi? Beni aydinlatirsaniz svinirim

Metin YAZAREL 
 22.06.2006 3:49
Cevap :
Aslında sorularınızın cevaplarını biliyor gibisiniz ama ben kendimce tabii ki cevaplayacağım. Öncelikle "Atatürk ilkelerinde dunya vatandaşı" konusunda bir anlaşmazlık olmuş sanırım. Benim demek istediğim, Atatürk ilkeleri doğrultusunda dünyaya ait bir vizyonun oluşmasıdır. Diğer sorularınıza gelince, ben hiçbir zaman Batı her zaman doğru şeyi yapar demedim ve düsünmedim.Batı'nında kendi içinde yaşattığı haksız olaylar var. Irkçılık konusunda da kendi adıma biraz nasibimi aldım bazılarından ama ben oraya takılmamayı seçtim. Kurban olmamayı seçiyorum. Kendi adıma ben ne yapabilirim, nasıl bir farklılık oluşturabilirim diye sordum. Beni dişarıdaki insanlar bir yere kadar etkiler ve bağlar. Kendime koyduğum sorumluluk evrenselliği yaşamak.Batı'da bundan yoksub çok insan var, orada çok haklısınız çünkü dünyada bundan çok koysunlar var. Yazımı kendi değerlerimi baz alarak yazdim. Çok uzun bir cevap vermisim umarım sıkmadım sizi. Sorularınız varsa beklerim.  22.06.2006 11:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1956
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

1983 yılında Bulgaristan'da doğdu. 6 yaşında Türkiye'ye ailesi ile yerleşti. İlk ve orta öğreni..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster