Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

sufi-su /Emel Yeşilkayalı

http://blog.milliyet.com.tr/sufi-su

06 Şubat '11

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
651
 

Yurtlarda 15 yaşında koruması kaldırılan çocuklara ne oluyor?

Yurtlarda 15 yaşında koruması kaldırılan çocuklara ne oluyor?
 

netten alıntı


Bugün Milliyet gazetesinde yukarıdaki başlıkla yayınlanan geniş kapsamlı yazıda pek çok şey sorgulanıyordu. Yazıdan edindiğim bilgilere göre, şu anda 30 yaşında olan C.A.: 

Annesinin evden kaçması, babasının yeniden evlenmesi nedeni ile 8 aylık kardeşi ile birlikte korunma altına alınarak çocuk yuvasına yerleştirilir. 

12 yaşına geldiğinde, yaşı nedeni ile, kardeşinden ayrılarak bir yetiştirme yurduna nakil olur. 

15 yaşındayken sosyal hizmet uzmanlarının hazırladığı rapor doğrultusunda verilen mahkeme kararına istinaden ailesi yanına teslim edilir. 

Sonrasında baba evine kabul edilmez, akrabalarının yanında yaşamını sürdürür ve vatani görevini yerine getirdikten sonra sürekli bir işe sahip olamaz. Anlaşıldığı kadarı ile halen Diyarbakır’da bir çay ocağında çalışmaktadır. 

Yazıda pek çok konu sorgulanmasına rağmen en fazla üzerinde durulan nokta: reşit olmadan korunma kararı kaldırıldığı için 3413 Sayılı Yasa’dan yararlanamayarak işe yerleştirilme şansını kaybeden gençler. Özellikle 2005 yılından önce çok sayıda gencin benzer şekilde yurtla ilişiğinin kesildiği belirtilerek, yeni bir yasal düzenlemeyle bu gençlere haklarının iade edilmesi ve işe yerleştirilmeleri isteniyor. 

Öncelikle burada yazacaklarımın kesinlikle C.A.nın durumuna yanıt olmayacağını özellikle belirtmek isterim. Her kişinin durumu kendine özeldir ve o dönemde C.A.nın ne yaşadığını, söylediklerinin ne kadarının doğru ya da yanlış olduğunu değerlendirebilmem mümkün değildir. Bu nedenle, yıllardır korunmaya muhtaç çocuklarla çalışan bir sosyal hizmet uzmanı olarak bu konunun genel değerlendirmesini yapmak istiyorum. 

“Korunmaya Muhtaç Çocuk”lar Gerçekten Kimsesiz Midir?  

“Korunmaya muhtaç çocuk” kavramı, iki ayrı yasa (2828 Sayılı SHÇEK Yasası ve 5395 Sayılı ÇKK Yasası) ile tanımlanmış durumdadır. Burada bu yasal tanımlara yer vermeye gerek görmüyorum ancak “korunmaya muhtaç çocuk”ların bilinenin aksine, çoğu zaman kimsesiz olmadığını belirtmek istiyorum. Kimsesiz olanlar zaten ciddi bir sağlık sorunu yoksa ya da yaşları çok büyük değilse hemen evlat edindirilirler. Bu nedenle Kurum yuva ve yurtlarında halen barınan çocukların hemen hepsinin ebeveynlerinin her ikisi ya da en azından birisi hayattadır. Ne yazık ki çoğu zaman çocuklarını devlet korumasına verdikten hemen sonra yeni evlilikler yaparlar, bu evliliklerinden çocuk sahibi olurlar ancak devlet korumasına verdikleri çocuklarını kuruluş bakımından almayı düşünmezler. Zaten bu çocukları en çok yaralayan da bu durumdur. Korunmaya muhtaç çocuklar, devlet kuruluşlarında çoğu çocukların sahip olmadığı beslenme, giyim ve tatil olanaklarına, öğrenim ve çeşitli sosyal-kültürel faaliyetlerin içinde bulunma fırsatlarına sahiptirler. Ancak bunların hiçbiri aile sıcaklığının yerini tutamaz. Bu nedenle de çoğu zaman sunulan bu olanaklar ve fırsatların çocuklar açısından pek de önemi olmaz ve değerlendirilemez. 

Korunmaya muhtaç çocuklara sağlanan en önemli olanaklardan birisi de 3413 Sayılı Yasa ile reşit olarak kurum yurtlarından ayrılan gençlerin kamu kurumlarında işe yerleştirilmesidir. “Haydi Gel Bizimle Ol” başlıklı yazımda bu konuyla ilgili detaylı bilgiyi bulabilirsiniz. http://blog.milliyet.com.tr/_Haydi_Gel_Bizimle_Ol_/Blog/?BlogNo=180105 

Eğer bu yazıyı okuyorsanız, belirttiğim başlık altındaki yazının daha da çok ilginizi çekmesi muhtemeldir. Bu nedenle okumanızı önemle tavsiye ediyor ve konunun detaylarına girmiyorum. 

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun Çocuk Hizmetleri Alanında Değişen Vizyonu 

Bugün artık tartışmasız bir şekilde, her çocuğun öncelikle kendi ailesi yanında bakım ve korunmasının sağlanmasının, bu mümkün olmadığı takdirde uygun bir aile ortamı içinde yaşamını sürdürmesi ve gelişmesinin bir hak olduğu kabul edilmektedir. Çocukların bakım ve korunmasındaki bu ilke Çocuk Hakları Sözleşmesi ile de güvence altına alınmıştır. 

Çocuk Koruma Kanunu ile de çocukların kurum bakımına alınması en son çare olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Ancak bazen tüm çabalara rağmen çocukların kurum bakımına alınması gerekebilir. Bu durumun çocuklar için çok sarsıcı bir deneyim olması kaçınılmaz olduğu için, kurum bakımının çocuk yararı göz önünde bulundurularak istisnai bir önlem olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu deneyimin olumsuz etkileri, karar aşamasında çocuk ve aile ne kadar bu planlama ve organizasyonun içinde yer alabilirse, kuruluş bakımı ne kadar kısa sürede sonuçlanırsa, kuruluş koşulları ne kadar çok aile ortamına yakın olursa, çocuğun ailesi ile iletişimi ne kadar düzenli sürdürülebilirse o oranda azaltılabilir. Çocuğun kuruluş baklımının olumsuzluklarından az etkilenmesi için sayılan bu koşullar, çocuğun aile yanına mümkün olduğunca kısa sürede döndürülmesi için düzenli aralıklarla değerlendirmeler yapılmasını da gerekli kılar. Halen SHÇEK’in yaptığı da budur. Bugün binlerce çocuk koruma altına alındıktan sonra yapılan değerlendirmelerle ailelerinin nakdi yardımla desteklenmesi sonucu aile yanına döndürülmüştür. İzleme ve değerlendirmeleri düzenli aralıklarla sürdürülmektedir. 

Öte yandan aile yanına döndürülmesi ve koruyucu aile yanına yerleştirilmesi mümkün olmayan çocukların yaşadıkları fiziksel ortamları mümkün olduğunca ev ortamına benzetmek için de çeşitli düzenlemeler yapılmaktadır. Bugün artık pek çok kuruluş, kışla tipi toplu bakım modelini terk etmiştir. Çocuklar kuruluş içinde genellikle 2 oda 1 salon (ortak yaşam alanı) ve mutfaktan oluşan ayrı evlerde yaşamlarını sürdürmektedirler. Son yıllarda daha da öne çıkan ve yaygınlaştırılmaya çalışılan başka bir model de “çocuk evleri”dir. Bu evlerde en fazla 6 çocuk, mümkün olduğunca sürekliliği sağlanmaya çalışılan bakıcı anneleri ile birlikte kalmaktadır. Bu evler sizlerin yaşadığı mahallelerde, sizlerin yaşadığı apartmanların bir dairesindedir. İstenen, çocukların evlerine arkadaşlarını davet edebildiği gibi, komşularına bayramlaşmaya, yemeğe gidebilmeleri, pazardan alış veriş yapabilmeyi, sofra hazırlayabilmeyi, bütçelerini dengeleyebilmeyi, toplum içinde bağımsız yaşama becerilerini yaşayarak öğrenebilmeleridir. Kısaca bu modelle korunmaya muhtaç çocukların toplumla iç içe komşuluk, arkadaşlık ilişkilerini, ev, aile sorumluluğunu, toplum içinde bağımsız yaşama becerilerini öğrenirlerken; bu çocukların yetiştirilmesi sorumluluğunun da toplumla paylaşılması hedeflenmiştir. Sadece İzmir’de çeşitli semt ve ilçelerinde toplam 30 çocuk evi bulunmaktadır. 

Ancak kuruluş bakımının iyileştirilmesine yönelik tüm bu düzenleme ve çabalara rağmen biliyoruz ki en iyi kuruluş bakımı dahi aile ortamının, aile sıcaklığının yerini tutamaz. Kuruluş bakımındaki çocukların ait olma duygusunu, birey olabilmeyi, toplumsallaşmayı, ne kadar yakından ilgilenilirse ilgilenilsin yakın ilişkiyi, bağlanma duygusunu öğrenebilmeleri ve yaşayabilmeleri çok güçtür. İşte bu nedenle çocukları öncelikle kendi ailelerine döndürmek için sürekli değerlendirmeler sürmekte ve bu mümkün olamadığında koruyucu aile yanına yerleştirilebilmelerini sağlamak için koruyucu aile hizmeti yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. 

Sonuç olarak SHÇEK, çocuk yararını göz önünde bulundurarak korunma altındaki çocukların aileleri yanına döndürülmeleri için çalışmalarını sürdürmek zorundadır. Ancak bu geri dönüşlerde aileye nakdi yardım desteğinde bulunmanın yanında, çocuk ve ergenle nasıl iletişim kurulacağı konusunda rehberlik edilmesi, ebeveyn sorumluluklarının yerine getirilmesi konusunda yeterliliklerinin arttırılması, hem ailelere hem de çocuklara iş ve meslek edinmelerinde destek olunması gerekmektedir. 

Bugün artık kabul edilen diğer bir konu da, korunmaya muhtaç çocuklar sorununun yalnızca Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun çalışma ve çabalarıyla çözülmesinin mümkün olmadığı, pek çok kurumun işbirliğini gerektirdiğidir. Bu nedenle yasalarda da belirtilen tüm kurumların ve toplumun bu çocuklara ve sorunlarına sahip çıkması çocuklarımızın topluma kazandırılmasını kolaylaştıracaktır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazında bazı ailelerin çocuklarını yuvaya bıraktıktan sonra ikinci evliliklerini yaptıklarını ve yeniden çocuk sahibi oldukları halde, bıraktıkları çocuklarıyla ilgilenmediğini okuyunca bu duyarsızlık, sorumsuzluk ve aymazlık karşısında sinir oldum. İkinci çocuklar da dahil olmak üzere onları bi madde gibi mi görüyorlar? Tabii herkesi bu şekilde yargılamam yanlış olur. İstisnalar harici söylüyorum. Bu şeklilde davranan ana babaya devlet ne kadar yaptırım uygularsa uygulasın, bu tip duyguları insanlar içinde taşımalı. Üzücü ama gerçek konular. Bütün dünyada da aynı şey geçerli. Bazı insanlar çocuk sevgisi olmadan çocuk sahibi oluyorlar, ne yazık ki. Bilgilendirdiğin için teşekkür ederim. Sevgilerimle :)

Nev 
 07.02.2011 21:45
Cevap :
İligin ve desteğin için teşekkür ederim Nilüfer'cim. Aslında çok boyutlu bir konu. Farklı açılardan bakmak gerekiyor. Ancak şuna kesinlikle inanıyorum: anne-babalık duygusu, yeterliliği ve becerilerine sahip olma konusundaki eksiklikler diğer olumsuz etmenlerden etkilenmeyi çok çok arttırıyor. Sevgilerimle canım arkadaşım...  08.02.2011 13:43
 

Beni en çok etkileyen varlıklar... Özellikle kimsesiz, yardıma gereksinim duyan, hırpalanan, üzülen, acı çeken küçük insanlar. Eğer mümkün olsaydı dünyadaki tüm yardıma muhtaç çocukları güzel ve büyük bir evde toplar, sağlıklı bir şekilde büyümelerini sağlardım. Uzman olduğunuz ve çok önemli olan bu konuda yazmaya devam etmenizi ve bizi yönlendirmenizi rica ederim. Saygılarımla.

Güz Özlemi 
 07.02.2011 11:40
Cevap :
Duyarlılık ve ilginize çok teşekkür ederim. Çocuklar ve korunmaya muhtaç ya da risk altında olan çocuklara yardımcı olmak isteyenler için yazmaya devam etmeyi ben de çok istiyorum. Ancak kişilerin ilgileri, merak ettikleri konular daha çok hangi yöndedir, ne yazarsam daha çok yardımcı olabilirim kestirmekte güçlük çekiyorum. Bu hafta içersinde yardımcı olabileceğim düşüncesi ile bana iletilen bir konuya önümüzdeki günlerde sayfamda yer vermeyi düşünüyorum. Çok teşekkürler, sevgiler...  07.02.2011 14:00
 

Blog'unuzu okurken bile içim acıdı. Keşke şöyle 15-20 odalı bir evim olsaydı da 15 çocuğu evlat edinebilseydim, onlara sıcak bir yuva şefkati sağlayabilseydim. Hayata nasıl tutunacak bu çocuklar? Neye sevinecek neye heyecanlanacaklar? Birisi onları evlat edinsin diye umutla bekleyecekler. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 06.02.2011 21:37
Cevap :
Korunmaya muhtaç çocukların duygularını güzel yansıtmışsınız. Gerçekten de neye üzülmeleri neye sevinmeleri gerektiğini, toplumsal değerleri, bağlayıcılığını, toplum içinde bağımsız yaşama becerilerini bilmeden hissedemeden reşit olup hayatın göbeğinde buluyorlar kendilerini. Kurumun yaptığı yeni düzenlemelerle eskiye göre daha iyi yetişecekleri, toplumsallaşacakları ümit edilmektedir. Ama hiçbir fiziksel düzenleme hiçbir anne şefkati gösteren "görevli anne" sıcaklığı aile sıcaklığının yerini tutamaz. Bu nedenle bu çocukların önemli bir yanı ne yazık ki hep eksik kalacaktır. İlginiz için çok teşekkür ediyorum. Sevgilerimle...  07.02.2011 11:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 299
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 1496
Kayıt tarihi
: 28.03.09
 
 

Merhaba, ben sufi-su. Sosyal hizmet uzmanıyım. Yıllarca korunmaya muhtaç çocuk çocuklar, koruyucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster