Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
974
 

Yurtta sulh cihanda savaş

Yurtta sulh cihanda savaş
 

Atalarım


Değerli Okuyucular

“Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesi, yıllardan beri aklımda olan ama hiçbir zaman gerçekleşeceğine inanmadığım iyi niyetli bir vecizedir. Neden söylendiği hakkında birçok fikir bulunmaktadır. Fakat Atatürk bu felsefeyi ilan ederken Dünya vatandaşı ilkesini düşünerek etik bir düşünce haline getirmiştir. Aslında Atamız bunun gerçekleşmesinin zor bir düşünce olduğunu çok iyi bilmektedir. Emperyalist güçlerin yılanlıklarını en iyi o anlamış, söylediği vecize ile ülkemizin bir ideali olduğunu anlatmaya çalışmıştır.

Ancak şu anki durumda bu felsefeyi gerçekleştirecek şartlar bulunmamaktadır. Ülkemizin hiçbir zaman büyümesini istemeyen bölgesel-ulusal güçler ve onları destekleyen maşalar, Anadolu coğrafyasını ellerinin içine almak için geçmişte çalışmış gelecek için de planlar yapıp Türkiye Cumhuriyetine engel olmak istemektedirler.

Atatürk’ün sadece bu söylevini düşünüp bu doğrultuda siyaset yapan hükümet ve devlet adamları ülkenin pasifleşmesine yardım etmekten başka bir şey yapamazlar. Atatürk’ün düşüncelerini iyi takip etmemiz gerekir. Mustafa Kemal’in öngörüleri çok sağlam ve dikkati alınması gereken önemli taktiklerdir. Atatürk bir konuşmasında: “Şüphesiz hukukumuza, şeref ve haysiyetimize saygı gösterildikçe mukabil saygıda asla kusur etmeyeceğiz... Fakat ne çare ki, ZAYIF OLANLARIN HUKUKUNA SAYGININ NOKSAN OLDUĞUNU VEYA HİÇ SAYGI GÖSTERİLMEDİĞİNİ çok acı tecrübelerle ÖĞRENDİK... Onun için her türlü ihtimallerin gerektirdiği HAZIRLIKLARI YAPMAKTA asla GECİKMİYECEĞİZ!” demiştir. Görüldüğü üzere şu anki ortam bu gibi hazırlıklara müsaittir. Zamanın, para ve sömürü olduğu bu günlerde tedbirlerimizi almalı, önceliklerimizi de belirlemeliyiz.

Ülkemizde şu anki durumda yurtta da cihanda da sulh yoktur. Tarihte görüldüğü üzere içten yıkımlar ülkeleri bir daha toparlanamaz kayıplara itmektedir. Dış güçlerin özellikle de belli dünya tarikatlarının, ülkeleri ellerine almaya, sapkın felsefelerini de dünyaya yaymaya çalıştıkları önemli bir gerçektir. O yüzden bizler Türkiye Halkı olarak bu gibi çabalara dur dememiz gerekir. Özellikle doğu sorunu ve türban gibi gündemler, ülkemizin kutuplaşmasına yardımcı olan üzücü meselelerdir. Bu meselelere daha geniş bir açıdan bakmamız gerekmektedir. Kürt halkının sözde savunucusu olduğunu iddia eden pkk, Avrupa ve büyük iş adamlarının uyuşturucu trafiğini kontrol eden bir örgüt haline gelmiştir. Ancak lojistik açıdan destek almak için Kürt savunuculuğuna bürünmüş olan örgütün içine uyuşturucu ve para girmiş olup birçok devletin maşası haline gelmiştir. Ülkemize uzanan bu hain eller nedeniyle Anadolu ve Ortadoğu’da karmaşık ve çıkarların ön plana çıktığı bir durum hakim olmaktadır.

Şu anki durum sulh’un geçerli olmadığı bir dönemdir. Ülkeler birbirlerinin kuyusunu kazmakta belli edilmese de din savaşları dünyayı kasıp kavurmaktadır. İsrail çoluk çocuk demeden katliamlarına devam ederken, Filistin sınırlarına girip operasyonlar yaparken kimse ağzını açmamaktadır. Ancak Türkiye’nin haklı operasyonuna karşı kısa sürsün demeçleri verilmekte İslam ülkelerine karşı olan tutum gittikçe sertleşmektedir. Ancak bunun sorumlusu da bizleriz. Bizler kendi içimizde birliği sağlayamadığımız sürece bu gibi saldırılar her daim devam edecek gerileme devri bütün hızıyla sürecektir.

Bunun nedenini eğitimsizlikten ibaret olduğunu düşünmekteyim. Önemli çalışmalar sonucu hazırlanan Kitap okuma haritasına bakıldığında Ortadoğu ve Anadolu en az okumayı işaret eden simsiyah görülmektedir. Ancak Avrupa ve Amerika rengârenktir. Avrupa’nın karanlık Ortaçağ zamanlarında ise bu tam tersiydi. Ne oldu efendiler bizlere onu düşünelim. Ilımlı İslam gibi saçma sapan bir dayatmayla bu işler çözülmez bu işler okuyarak, bilgilenip bilinçlenerek çözülür.

Okuyalım ama sadece Atatürk’ün 1881 yılında doğduğunu değil ya da yalnızca Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethettiğini değil onların felsefelerini geçmişimizde birçok alimimizin düşüncelerini yaşadıklarını, anlattıklarını okuyalım. Sadece Yurtta Sulh Cihanda Sulh demeyelim onu irdeleyelim önüne arkasına bakalım. İşte o zaman özümüze dönebiliriz. Yıkılan, yok olan, unutulmaya yüz tutmuş değerlerimize sahip çıkalım. Bu değerlerde zamanın içinde yani TARİH’de yatıyor.

Saygılar

(M.A.) Arkeolog

Tuna Akçay

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Endişeleriniz hakkında çok haklısınız, yerinde endişeler. Sevgi ve saygılarımla.

Ayrıntıda gezinmek 
 18.03.2008 21:28
 

Sayın Tuna Akçay, yazınızda biraz 3. dünyacılık sevdası , biraz otoriter devlet özlemi, biraz da fazlası ile korku ve panik hali gözlemledim. İnsanoğlunun yerleşik toplum yaşamına geçtiğinden beridir yaşanan ve büyük olasılıkla yaşam varoldukça devam edecek olan rekabet, baskı ve etkileşim ortamını bahane ederek toplumu her vakit diken üstünde tutmak hali, ancak toplumu bu korkular ile otoriter devlet yapılarına razı etmeye yarar. Bizim ülkemiz ve devletimizde, başka devletlerin yaşadıklarına benzer sorunlara, tehditlere ve risklere sahiptir. Bu durumu bir panik haline getirmek ve kendini küçük görerek ya da göstererek toplumu yönlendirme çabası fazlası ile 3. dünyacılık psikolojisidir. Bu psikolojinin en iyi ifadesi de "kendi içinde birlik sağlayamayan halk"dır. Oysa halklar içinde birlik olamazlar, çünkü halklar farklılıklara sahip bireylerden oluşur ve her birey bir akıl demektir. Bu tip "birlik olma" çağrıları, daha çok demokrasilerin kısılması talebine eşlik eder ki, saygılarımla

Bibliyofil 
 13.03.2008 14:35
Cevap :
Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Toplumları gözlemleyen biri olarak sizin bazı tehlikelerin farkında olmanızı beklerdim. Kim isterki 3. dünya ülkesi olmayı. Ben asıl ona karşıyım daha aktif bir siyaset güdülmesi ve bu tehlikelerin halkın farketmesini bekliyorum. Panik havası dediğiniz olanları örtmekten başka birşey olamaz. Ülkelerin emperyalist ve yayılımcı politikası ile biraz olsun tedirgin olmamız gerekmiyor mu? En nihayetinde medyadan sıkça söylenen herkesin artık kanıksamadığı Büyük Ortadoğu Projesi bir panik havası mı? Türkiye'ye bu projede hangi roller verildi ve bizim yerimiz neresi? Bunun gibi birçok tehlike sadece savaş kan ile mücadeleler değil kültürel yozlaşma da birliğimizi bozan bir unsurdur. Halklar birlik olamaz demişsiniz. Ben tarihi takdir ederseniz biraz daha çok inceleme fırsatım olmuştur. Geçmişimizde birlik denen kavramın en zirvesi var. O kitaplardaki ego tabirleri bazı zamanlarda işlemiyor. Birlik vardır benim bahsettiğim şu anki durumdur. Ben sizin   13.03.2008 21:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 26
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 2657
Kayıt tarihi
: 06.08.07
 
 

(M.A.) Arkeolog Tuna Akçay     ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster