Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1987
 

Yürümek istiyorum öğretmenim

Yürümek istiyorum öğretmenim
 

İki canlı olmanın birçok zorluklan vardır. Rahat oturamaz, kalkamaz ve de yürüyemezsiniz. Daha ötesi bütün vücudunuz alarma geçerek, çok alıngan ve bir o kadar da hassas olursunuz...

Hamileyken; daha önce zevkle yediğiniz bir yemeğe bakamazken, bir başka gıdaya karşı da aşırı düşkün olabilirsiniz. Hem hamilelik baktm, gıda, istirahat ve takip ister. Onunla da kalmaz kontrol ve zamanında alınması gereken vitaminlerle egzersizlere de ihtiyaç belirir.

Faruk'un annesinin tüm bunlardan hiç haberi yoktu. Hatta işsiz olan beyinin parasızlığından ötürü beslenmeleri bile tehlikedeydi. Hamileliği 6. ayına bastığında iyice tıkanmış, adeta yürüyemeyecek hale gelmişti. Daha önce yaşadığı 4 hamileliği böylesine ağır ve sorunîu olmamıştı. Bir yandan ev işleri, çocukların bakımı derken kadıncağız istirahat bile edemiyordu. En çok ta çamaşır yıkamakta zorlanıyor, elde saatiarce yıkadığı çamaşırı ipe asarken kendi aslıyormuş gibi acı çekiyordu.

Şikayetleri artınca biryerlerden buldukları muayene parası ile doktora gittiler. Doktor, daha önce neden gelmediniz diyerek ilaç yazdı ve istirahat önerdi. Ama doğru dürüst ne ilaç alabildiler ne de istirahat edebildi kadın. Çünkü böyle bir imkanı yoktu. Çalışıp, verilen ilaçlan da alamdıklarından kadın tekrar hastalandı. Ve bu sefer durumu daha da ciddiydi...

Elde avuçta olmayınca, Faruk'un babası 24 ay taksitle 2 adet Televizyon aldı. Aynı gün onları yarı fiyatına pazarda peşin sattı. Cebine koyduğu gibi parayı soluğu doktorda alan baba, Malatya SSK Hastanesine havele edilen hanımıyia düştü yollara..Aynı gün kadın sezaryanla ameliyat edildi. Çocuk henüz 6, 5 aylık olduğundan Araştırma hastanesine gönderildi. 75 gün yoğun bakımda kalan Faruk, ailesini perişan etti. Televizyon parası tükenmiş, annesi de henüz iyileşememişti.

Malatya'dan taburcu olduklarında" her 15 günde bir geleceksiniz" duyumuyla bir daha yıkıldılar. Borç harç ve yardım derken 6 ay bu çile ile yoğruldular. Artık yemek yemeyi ve uyumayı unutmuş gibiydiler. Tek gayeleri vardı, Faruk'u yaşatmak evdeki diğer çocukları da aç bırakmamak.

6, ayın sonunda bu ızdıraba dayanamayıp, Malatya'ya gitmekten vazgeçtiler. Kısacası fakirlik onları vurmuş ve tedavi her ne pahasına olursa olsun yarım bırakılmıştı...Çok kapı çalınmış, dert anlatılmış ama dinleyen olmamıştı.

Faruk doğduğunda 700 gr idi...Yaşamsal fonksiyonları Araştırma Hastanesi olmasaydı zaten yetersizdi. Bir yılın sonuna erişildiğinde Faruk'un kiiosu ancak normal bir bebek görünümü olan 3 kg'a gelebilmişti. Arada bir gittikleri doktorlar mutlaka tedaviye devam ve İlla da Ankara'ya Gidin diye telkinde bulunuyorlardı. Oysa baba ve anne ekmek bulmakta zorlanıyorlar, borçluların biri gidiyor diğeri geliyordu. Bu durumda 2, 5 yıl geçti. İnşaatlarda ve amelelikten alınan kıt kanaat para toplandı. Ankara'ya gidildiğinde acı gerçekle yüzleşildi...

Sami Ulus Çocuk Hastanesi, eksik ve düzensiz tedavi ile geç kalınmaktan ötürü spastik özürlü tanısını koyduğunda, anne ve baba bu deyimin ne olduğunu bile bilmiyorlardı. Ta ki çocuklarının 4, 5 yaşlarına gelindiğinde yürüyemediğini anlayabildiklerine kadar...

Malatya'ya tekrar dönülerek <ı>7. yıl fizik tedavi gören Faruk, yaşam belirtileri verse de anne ve babasındaki yaşam belirtilen tam tersi bir noktada idi. Artık açlıkla tehdit altında idiler. Allah'tan başka kimseleri yoktu. Baktılar olmuyor, fizik tedaviye Adıyaman'da devam ettiler.

Sonu ne mi oldu? Faruk büyüdü, 9 yaşına bastı. Anne ve babası aynı oranda küçülerek, 9 yaş yaşlandılar. Daha da fakirleşip, hayatla mücadeleye devam ettiler. Faruk, benim öğretmeni olduğum okulun öğrencisi. Sınıflarımız yan yana. Tekarleri her daim patlak, arkasından iteklemeyince gitmeyen bir tekerlekli sandalyede. Sınıfında en ön sırada ve çok duyarlı. Çok duygusal ve bir o kadar da akıllı bir öğrenci. Kendisiyle beraber 3 kız, <ı>2 oğlan ve 7 kişilik bir ailede yaşıyor. Faruk'un özel bir odası ve masası ile bilgisayarı falan yok. Onu bırak ağabeyi ile aynı yatağı paylaşıyor. İştahı yerinde ama yiyeceği yok. Baba halen işsiz ve sigortasız. Sözde demirci ustası, ama iş nerede?

Faruk azimli ve çalışkan. Törenlere katılmaktan, etkinliklerde yer almaktan zevk alıyor. Fakat yaşadığı olaylar ve minnacık yüreği geçirdiği serüvenlerin altında ezilmiş, derbeder olmuş. Duygusallığı had safhada. Kendisiyle ilgili yapacağım haber üzerine, ne istediğini sordum; "Öğretmenim yürümek istiyorum", deyince içim ağladı, yutkunamadım. Kendimi toparlayarak daha ne istersin Faruk dediğimde;" Babama iş, bana da futbol topu "diye devam etti.

Öğretmeni, Faruk'un uysal sınıftaki kurallara uyan ve arkadaşları tarafından çok sevilen bir öğrenci olduğunu söyledi.

Kendisini haber yapıp bloğuma taşıdığımı öğrenen Faruk, beni her gördüğünde siz değerli okuyuculardan ve blog yazarları ile Milliyet'in değerli okurlarından adeta bir sevinçli haber bekliyor gibi. O ümit ve istekle bakarken, ben de ona gülümsemekle yetinmek istemiyorum. Siz de istemiyorsanız, Faruk burada ve bizimle beraber. Saygılarımla.

Tuğba, Ahmet Balcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okurken keşke dedim.Keşke bütün ihtiyacı olan yüreklere dokunabilme şansımız olsa..Onların yüreklerindeki acıyı bir nebze dindirebilsek..İmkanlarım doğrultusunda Faruğa yardımcı olmak isterim..Saygılarımla Hocam..

ayse_gu 
 29.01.2008 16:58
Cevap :
Ayşe Hanım; hissettiklerinizdir bizi duyarlı kılan, yüreğinizdeki sıcaklık ve insan sevgisidir; insanı insan yapan. Elbet birileri çıkacaktır, Faruk'a kol kanat geren...Teşekkürler, prosedür gerekleri tamamlanınca sizlere döneriz. Sevgiyle kalın...  29.01.2008 18:52
 

Bloğunuza Necip Köni beyin önerisi ile ulaştım. Bu konuda sizi en iyi anlıyanlardan biriyim. Durumu o kadar kötü olmasada ona yakın bir ailenin çocuğu ile ilgileniyor onun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorum. Faruk içinde bir damla olmak isterim. Annesi ve babasının sıkıntılarını bir nebze olsun hafifletmek için. Banka hesabı oluşturma nasıl sağlanır bunun prosedürünü bilemiyeceğim ama ihtiyaç listesi ulaşırsa bana mesela ben ve katkıda bulunmak isteyen herkes yapabileceğini bildirir. Bu da atılmış somut bir adım olabilir diye düşünüyorum. Bunun haricinde somutlanan yardım proğramına benide dahil edebilirsiniz. saygılarımla.

Güher 
 25.01.2008 15:27
Cevap :
Duyarlılığınıza teşekkür ederim. İşin kanuni ve yapılması gerekenlerini arkadaşlarla araştırıyoruz. Olgunlaşırsa tabiki duyarlılığınıza yanıt alacaksınız. Memnun oldum, sevgiyle kalın...  25.01.2008 19:39
 

bir grup MB üyesi olarak ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİaracılığı ile burs vermekte olduğumuz. "007 haziranından itibaren, benim ve bir grup arkadaşlarımın MB çatısı altında yürütmakte olduğu bir proje bu. ÇYDD 'nin "Anadoluda bir kızım var öğretmen olacak " isimli kırsal alan projesi hesabına bütçemizin elverdiğince , sizin de belirttiğiniz gibi paralar yatırarak karşılıyoruz. Burs verilen öğrencileri, yine MB üyesi arkadaşımız olan sevgili İBRAHİM KAYA'nın ve öğretmen arkadaşlarıbelirlediler. Benim sayfamda Gönlülülk kategorisinde yazılmış aynı isimli iki yazıyı okursanız ayrıntıları öğrenebilirsiniz. Kanaatıma göre , bu çocuğumuzu da o projeye dahil edebiliriz. Bunun için ÇYDD ile irtibata geçmemiz gerekecektir birlikte. İlgili blogları okuduktan sonra tekrar görüşmek dileği ile . Sevgi ve aydınlıkla...

Neşe İleri 
 25.01.2008 0:11
Cevap :
Efendim çok memnun oldum. Aynı çeşmeden su içtiğimiz yetmezmiş gibi aynı düşünceleri de taşımamız garip değil. Duyarlılığınıza teşekkür ederim, ilgili bloglarınızı okuyarak gerekenlerin yapılmasında göstereceğiniz yardım ve içtenliğe ben ve Faruk ile ailesi şimdiden sizlere minnettarız. Sevgi ve sağlıkla kalın...  25.01.2008 19:49
 

Aslında dayanışma ruhu güçlü olan toplumumuzda organizasyon sıkıntısı var...Çocuğun durumu hakkında Sosyal Yardımlaşma Müdürlüğünün bilgisi var mı acaba ?Banka hesap no'su bildirirseniz çok isabetli olacaktır.Bundan sonraki yazılarımda Necip Köni Bey'in önerisini de dikkate alacağım.MB dostları ve kamuoyu bu durumda olan binlerce ''Karaya vurmuş DENİZ YILDIZINI '' kurtarmak adına duyarlı davranacağına inanıyorum.Duyarlı davranışınızı kutlar saygılarımı sunarım...

Mesut Selek 
 22.01.2008 21:21
Cevap :
Desteğiniz ve düşünceleriniz için teşekkürler, yeterli kamuoyu oluşunca banka hesap no bloglarda yardımlarınızla da yer alacaktır. Sevgiyle kalın...  22.01.2008 21:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 259
Toplam yorum
: 1267
Toplam mesaj
: 257
Ort. okunma sayısı
: 1254
Kayıt tarihi
: 22.11.07
 
 

Milli ve manevi değerleriyle Mustafa Kemal ülküsüne inanan, bayrak ve vatan kavramlarını her değe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster