Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '18

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
182
 

Yürüyoruz

Yürüyoruz
 

Yürüyorum…
Günün en kirlenmemiş saatinde...
Havayı ilk ben soluyorum sanki.
Ayaklarımın altında çıtırdayan sonbahar.
Ağaçların kirpiklerinde, geceden kalma nem var.
Kuşlar süzülüyor, tadını çıkarıyor.
Bu duru günün.
 
Yürüyorum…
Ara sıra gözlerimi kapatıyorum.
Sessizlik bile uykuda sanki.
Kendi nefesimden başka, bir şey gelmiyor kulağıma.
Göğsümün iniş kalkışlarından başka hareket yok sanki dünyada.
Tatlı bir esinti değiyor yanağıma.
İçim ürperiyor.
 
Yürüyorum…
Bir yaprak yavaşça iniyor ayak uçlarıma.
Sonra bir esinti.
Ve birkaç yaprak daha savruluyor.
Oyun oynamak istiyorlar sanki.
Rüzgâr da oyuna davetli.
Dönüyorlar takla atarak havada.
 
Yürüyorum…
Uykusunu açamamış binaların arasından.
Dar bir sokağa giriyorum.
Güneş yeni  pencerelere konmuş.
Bir kedi ile köpek fırlıyor önümden.
Kedinin iç gıcırdatan sesi,
Kaçırıyor  kuşların keyfini.
Kanat çırpmaların arasından sıyrılıyorum.
 
Yürüyorum…
Adımlarım telaşsız.
Kulağımda kuşluk vakti melodisi.
Islak sokaklardaki su birikintilerini
Şıpırdatarak geziniyorum sular üstünde.
Bu ses rahatsız ediyor birilerini.
Perde aralıklarından mahmur gözler,
Arıyor sızmış güneşin ardındaki sesi.
 
Yürüyorum…
Bir yol ayrımı çıkıyor karşıma.
Birinde kalabalıklaşmaya başlamış cadde.
Diğerin de yine sakin bir sokak arası.
Sakin sokağa doğru yol alıyorum.
Uykudan yeni kalkmış,
Ayaklarında şıpıdık terliklerle,
Pijamalarıyla sokakta koşuşan çocuklar...
Annelerinin eve gir çığlıkları…
Ana kucağında sütünü istemeyi,
Henüz ağlayışıyla ifade edebilen  bebekler.
Taze bir sabah kahvaltısını beklemekteler.
 
Yürüyorum…
Kapısı aralık bir müstakil evden içeri,
Giriyor gözlerim.
Yer sofrası kurulmuş koca tepsiye.
Tandırdan ekmek kokusu geliyor.
Baba elinde havlu ile yüzünün sabah ıslaklığını siliyor.
Evin küçük kızı küçük hanım edasında,
Sofrayı düzenliyor.
Evin küçük oğlu ise,
Sofradan bir parça ekmek kapıp,
Beni de itekleyerek atıyor kendini sokağa…
 
Yürüyorum…
Her yerde güne başlayan hayatlar görüyorum.
Hava bozuyor yavaşça.
Gün kirleniyor hızlıca.
Sokaklar seslerde boğuluyor.
İşte yine şehir günü başlıyor.
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kendinizi tanıtırken profesyonel olarak yazmakla uğraştığınızı belirtmişsiniz. Ve yazdıklarınız sürekli önerildiği için haliyle dikkatimi çekti. Hem biçimsel olarak hem konu bakımından hatta kullanılan benzetmeler,zaman, ana fikir hepsinde aynı. Yürüyen bir kadın, başlayan ya da biten bir gün, tene değen rüzgar, ıslaklık, sokaklar vs. vs İşim yazmak değil ama farkındalığı ve estetik anlayışı çok gelişkin biri olduğumu söyleyebilirim. Nacizane bir tavsiye benim ki! Umarım yanlış anlaşılmam. Sevgiler...

SAYHAN 
 03.08.2018 5:05
Cevap :
Öncelikle yorumunuz ve değerli eleştiriniz için teşekkür ederim. Profesyonel yazdığım alanlar farklı... Ben burada yüreğimden geçenleri yazıyorum. Her konu farklı olsun gibi bir strateji izlemiyorum. Demek ki bu aralar ruhum bunlara takılmış. Bu kelimeler dönüp dolaşıp aynı yere gelmiş:) Gün gelir başka sözcük ve konularla da sizin yüreğinize de dokunuruz. Tekrar ilginiz ve dikkatiniz için teşekkür ederim.  03.08.2018 12:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 204
Kayıt tarihi
: 30.11.17
 
 

Basit yaşar biraz yazar...  Yazmayı seviyorum işte... Olay bundan ibaret... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster