Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '08

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1064
 

Yusuf Üçlemesi'nden "Yumurta"

Yusuf Üçlemesi'nden "Yumurta"
 

Üzerinde görüşüp konuşmanın zorluk getireceği bir film gibi gelmedi izledikten sonra. Üç haftadır aralıklarla aklıma düşüyor, çok sıradan yaşanmışlıkların öykülendirildiği bir sinema filmi, çok sesli sayılmamakla birlikte nasıl karelerce gürültü kopardı beynimde! Ödüllerini, yurt dışında ses getirmişliğini bile bile ve yapılmış röportajları okuyup gitmiştim ama kendimce yüksek beklentilerim yoktu. Yüz dakika boyunca yoğun gün ışığı, aydınlık ve canlı ya da ana renkler yerine karanlık, çoğunlukla soluk ve cansız, puslu, sisli, anılarda sepya etkisi bırakan görüntüler izledim, öykü tanıdık ve neredeyse bütün zamanların dramıydı. Yalnızca son kahvaltı sahnesindeki yapay ikramcılığa ve bir süreklilik yanlışına kafam takılı olarak çıktım; mutfak girişinden Nejat İşler çekilip Saadet Işıl Aksoy geçtiğinde masanın üzerindeki tepsi, servis tabağına dönüşmüştü.

Bal'ın yazarı ozan Yusuf, memleketten edilen bir telefonla annesini yitirdiğini öğrenir, en son bir şişe şarap karşılığı bir yemek kitabı satışı yapar ve sahaf dükkânını kapatır, İstanbul'dan kırmızı Skoda'sıyla Tire'ye gelir. Cenazeyle ilgilenir. Urgancının önünde bayılır. Çarşıda berbere uğrar. Hamama gider. Küçük çocukları sever. Annesi Zehra Hanım ile yaşamış olan uzak akraba kızı ÜSS'ye hazırlanan, akşamları örgü ören Ayla ile de iletişimi sıcaktır. Ayla'nın elektrikçi erkek arkadaşının kıskançlıklarına babacanca gülümser. Ayla'nın evde olması, onunla konuşması hoşuna gitmektedir. Ayla, annesinin adağını yerine getirmesi için Yusuf'a ısrar etmektedir. Yusuf bunu batıl bulmakta, ertelemekte ve bir an önce İstanbul'a dönmek istemektedir ama Ayla 'Bugün de kalın, yarın gidersiniz' der. İstanbul'a diye yola çıkacakken Ayla'yla Birgi'ye, Bozdağ'a giderler. Annesiyle birlikte gideceklerini düşündükleri yerleri birlikte gezerler, izleyiciyi de gezdirirler. Kurban adağı yerine getirilir. Tam Ayla'nın İstanbul'da bir dersane ya da fakülteye gitmek isteyip istemeyeceğini soracağı sanıldığı sırada kasabadan çıkacak olur ama bir türlü oradan ayrılamamaktadır, birahaneci arkadaşı da kalmasını ister, Yusuf'un eski sevgilisi eşinden ayrılmıştır üstelik... Yusuf gitmeye yeltendiği bir başka sefer de, bir çoban köpeğiyle burun buruna bir gece geçirir, ağlar. En sonunda Ayla'nın yalnız kaldığını sandığı eve geri döner. Yusuf bıyık altından, Ayla da sevincini gizlemekten sakınmayarak gülümserler. Aynı mutfakta yine çay içer, kahvaltı yaparlar.

Sondan başa giden bir üçlemenin bol ödüllü sonuncusunu en başta izledik. Diğerlerinin de Semih Kaplanoğlu ve ekibine aynı başarılı sonuçlara ulaştıracağı kesin. Filmleri tasarım aşamasındayken dünyaya tanıtıp doğan çocuğu salon salon ilgi garantili gezdirmek, günümüzün sinema filmciliği anlayışına bir olgunluk getirdi. Ancak yurt dışında daha çok tartışılıp, değer bulup üzerine en son bizim konuşuyor olmamız ayrıca değerlendirilmesi gereken "özgün" bir olgu...

karand bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 158
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 2393
Kayıt tarihi
: 18.11.07
 
 

İzmir'den merhaba! İzmir'de, Göcek'te, Marmaris'te, Milas'ta, Söke'de, Bodrum'da sonra yine İzmir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster