Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2098
 

Yusuf ve Hüseyin kıyaslaması

Yusuf ve Hüseyin kıyaslaması
 

Hüseyin Üzmez


Kardeşleri çok kıskandıkları Yusuf'u bir kuyuya attılar. Yusuf, su almak için kırbasını kuyuya salan bir köle tüccarı tarafından kurtarıldı ve Mısır'a götürülüp satıldı. 

Yusuf, Hüseyin Üzmez gibi çirkin ve yaşlı bir ihtiyar değildi. Yakışıklı, görüntüsüyle kadınlarda hayranlık ötesi bir duygu uyandıran, görenlerin bakmaya doyamadığı güzel bir delikanlı idi.  

O zamanın Mısır Maliye Veziri'nin hanımı, bu özelliğinden dolayı onu, yüklü bir ücret ödeyerek satın almıştı. Olayı Kur'andan aktarıyorum: 

"Evinde bulunduğu kadın, onun nefsinden murat almak istedi, kapıları iyice kapattı ve "Haydi gel!" dedi. O da" (Haşa), Allah'a sığınırım! Zira kocanız benim velinimetimdir, bana güzel davrandı. Gerçek şu ki, zalimler iflah olmaz!" dedi." (Yusuf 12/23)  

Hüseyin ise, kızın annesini bankamatikten para çekmeye gönderdi; kapıları kendisi kapattı ve henüz reşit olmamış kıza, "haydi gel!" dedi. 

"Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlaslı kullarımızdandı." (Yusuf 12/24) 

Hüseyin, kıza meyletti, onun yaşını ve geleceğini hiç düşünmedi. Allah korkusunu, günahı, vebali bir yana bıraktı. İhlas ve takvadan geçtik, sıradan kulluğu bile unuttu. Belki torununun çocuğu yaşındaki bir kızı iğrenç, süfli ve gayri meşru emellerini tatmin için kullandı. 

"İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında onun kocasına rastladılar. Kadın dedi ki: Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka ne olabilir!" (Yusuf 12/25) 

Bu olayda kimse kapıya veya pencereye doğru koşmadı. Genç kız, koşup bağırabilirdi ama bağırmadı. Annesine, "beni bu bunakla bırakma" diyebilirdi ama demedi. Buradaki sessizlik ve boyun eğme gerçekten korkuyla mı, yoksa başka bir nedenle miydi bilemiyoruz. 

"Yusuf: "Asıl kendisi benim nefsimden murat almak istedi" dedi. Kadının akrabasından biri şöyle şahitlik etti: "Eğer gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, bu ise yalancılardandır." (Yusuf 12/26) 

İfadeye göre Hüseyin, nefsinin muradını aldıktan sonra, "Bak kızım bu sana bir ders olsun! Öyle herkesin davetine uyma. İşte insanı böyle yaparlar!" diye nasihat etti. Böylece, erkeklerin çağrısına uyan kızların başına gelecekleri uygulamalı olarak göstermiş oldu.  

Eğer bütün bunlar gerçekse, Üzmez "büyük adam"mış! Öyle ya, genç kızlara kötü yola düştüklerinde başlarına nelerin geleceğini canlı sunumla gösterebilecek kaç erkek çıkar? 

"(Kocası, Yusuf'un gömleğinin) arkadan yırtılmış olduğunu görünce, (kadına): "Şüphesiz, dedi; bu, sizin tuzağınızdır. Sizin tuzağınız gerçekten büyüktür." (Yusuf 12/28) 

Görüldüğü üzere, Yusuf olayında suçlu bulunmuştur, Hüseyin olayında ise durum, henüz sırrını korumaktadır. Fakat günahkarın tesbit edilmesi insanların çenelerini kapamalarına yetmiyordu; 

"Şehirdeki bazı kadınlar dediler ki: Azizin karısı, delikanlısının nefsinden murat almak istiyormuş; Yusufun sevdası onun kalbine işlemiş! Biz onu gerçekten açık bir sapıklık içinde görüyoruz." dediler. (Yusuf 12/30) 

Dedikodu heryeri sarmıştı. Nazırın hanımı buna alınmış, yaptığının zayıflık olmadığını kanıtlamak için bir yol seçmişti; 

"Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara davetçi gönderdi; onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Herbirine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusufa): "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar onu görünce, onun büyüklüğünü anladılar. (Şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve dediler ki: Haşa Rabbimiz! Bu bir beşer değil... Bu ancak üstün bir melektir! (Yusuf 12/31) 

"Kadın dedi ki: İşte hakkında beni kınadığınız şahıs budur. Ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) şiddetle sakındı. Andolsun, eğer o kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır!" (Yusuf 12/32)  

Bakalım Hüseyin'in de böyle bir mazereti olacak mı? Kızın resmini cümle aleme gösterip, "bakın bakalım, siz olsaydınız bu güzelliğe dayanabilir miydiniz" diyecek mi? Ellerimize bıçak verip şaşkınlıktan, elma niyetine parmaklarımızı kestirecek mi?  

Efendisi vezir ve yargıçlar Yusuf'un günahsız olduğunu anlamıştı ama çevreye yayılmış dedikoduların önünü kesmek gerekiyordu; 

"Sonunda (aziz ve arkadaşları) kesin delilleri görmelerine rağmen (halkın dedikodusunu kesmek için yine de) onu bir zamana kadar mutlaka zindana atmaları kendilerine uygun göründü." (Yusuf 12/35) 

Onunla beraber zindana iki kişi daha girmişti. Gördükleri rüyaları yorumlayan Yusuf, onlardan birine idam edileceğini, diğerine kurtulacağını söyledi. Kurtulacak olana, "Efendine ulaştığında, benim suçsuz olduğumu hatırlat, belki bir yararı olur da kurtulurum" dedi. 

Adam hapisten çıkınca Yusuf'u ve söylediklerini unuttu. Mısır kralı bir rüya gördü. Kahinler buna anlamlı bir yorum getiremeyince, hapisten kurtulan adamın aklına Hz. Yusuf geldi. Efendisine, "Firavun'un rüyasını zindandaki Yusuf yorumlayabilir" dedi. Efendisi de bunu krala haber verdi; 

"Kral dedi ki: "Onu (Yusuf'u) bana getirin!" Elçi, Yusufa geldiği zaman, (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön de ona: Ellerini kesen o kadınların zoru neydi? diye sor. Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilir." (Yusuf 12/50) 

"(Kral kadınları topladı ve) dedi ki: Yusufun nefsinden murat almak istediğiniz zaman durumunuz neydi? Kadınlar, Haşa! Allah için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik, dediler. Azizin karısı da dedi ki: "Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onun nefsinden murat almak istemiştim. Şüphesiz ki o doğru söyleyenlerdendir." (Yusuf 12/51) 

Zindandan çıkarılıp rüyayı yorumlaması için Firavun'un huzuruna getirilen Hz. "(Yusuf dedi ki : Başıma gelen bütün bu olaylar, ) azizin yokluğunda ona hainlik etmediğimi ve Allah'ın hainlerin hilesini başarıya ulaştırmayacağını (herkesin) bilmesi içindir." (Yusuf 12/52) 

"(Bununla beraber) "ben nefsimi temize çıkarmam; çünkü nefs, Rabbimin merhameti olmadıkça, kötülüğü emreder. Doğrusu Rabbim bağışlayandır, merhamet edendir." (Yusuf 12/53) 

Tüm müslümanlardan Hz. Yusuf iradesi beklenemez. Fakat ahlak kurallarına uymaları istenir ve umulur. Çünkü Kur'an, inananların meşru sınırların dışına çıkmamaları için Yusuf'u örnek göstermiştir. Nefsin talepleri konusunda onun gibi davranın demek istemiştir.  

78 yaşındaki Hüseyin Üzmez'e isnat edilen iddiaları, "normal davranış olarak" açıklamak imkansızdır. Üzmez sistemle zıtlaşan, fakat bu zıtlaşmadan dolayı herhangi bir kısıtlama ve engellemeyle karşılaşmayan nadir dincilerden birisidir. Zamanımızın, "ben şeriatçıyım" demekten çekinmeyen ve buna rağmen, kovuşturmaya uğramayan, belki de tek, cesur kişisidir.  

Sıradan ifadeleri bile suç kabul edip, bir çok dindarın yakasına yapışan sistem, bildiğim kadarıyla A.E.Yalman'a saldırmaktan aldığı ceza dışında, Üzmez'i hiç üzmemiştir. Onun için bu olayı çok taraflı düşünmek zorundayım. 

1- "Hüseyin Üzmez, iddia ettiği gibi sağlam bir şeriatçıdır fakat düşmanları kendisine bir tezgah kurmuştur, " diyelim. İnsan kendisine kurulan tezgahı önleyemiyebilir ama onunla gelen yeme sulanmamayı becerebilir. Yani komplo, günah işlemenin mazereti olamaz. 

2- Hüseyin Üzmez de, Ali Kalkancı ve Müslüm Gündüz gibi derin devlet adamıdır. Kadın ve kız da birer Fadime Şahin'dir. Hadise, kapatma davasıyla gündeme düşen dincilik konulu haberlere sos niyetiyle düzenlenmiş olabilir. Eğer böyle ise bazılarına, "Bakın işte, din ve dindar budur" dedirtme amacını taşıyabilir.  

3- Hüseyin Üzmez, cinsel arzuları güçlü olan, ortam müsait olduğunda devreye sokmaktan endişe duymayan, inancını ve kariyerini bir süreliğine askıya alabilen bir müslümandır. 

4- Hüseyin Üzmez, normal bir insan gibi görünmekle birlikte, aslında bir ruh hastasıdır.  


5- Hüseyin Üzmez iftiraya uğramıştır diyecektim ama o, "gazoz yoluyla komploya kurban gittiğini" söylemiştir.  

Sonuç olarak hiç kimse masum değildir. Fakat kendisiyle yapılan söyleşilerde, televizyon programlarında islamın ve islam büyüklerinin köpeği bile olamamaktan bahseden birinin, "köpek vaziyetinde yakalanması" inananların yüzünü kızartmıştır. Üstelik bu davranışıyla kendi sözünü, kendisi için tescillemiştir.  

Artık Üzmez, yukarıdaki dört durumda da bağışlanası değildir. Beşinci durum ise kabul edilebilir bir mazeret sayılamaz. Çünkü bu taktik sadece kadınlara uygulanmaktadır. Allah kimseyi bu vaziyete düşürmesin. Hz. Yusuf'un dediği gibi, "Kimse nefsini temize çıkarmaya kalkmasın. Çünkü o bütün şiddetiyle kötülüğü emreder." Öyleyse "çözüm nedir?" diyorsanız, çözüm; Yusuf gibi nefsine hakim olabilmektir... 

Resim: http://www.milliyet.com.tr/2008/04/29/index.html?ver=4 


 

İBRAHİM PEKBAY bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Hüseyin bey, Sizler de çok iyi bilirsiniz; Yaratan, insanın işletim sistemine, insana özgü sayısız (uygulama) tohumları yerleştirmiştir. İnsanlar, tercihlerine göre bunların bazılarını çapalamakta, sulamakta ve güneş ışığına, günyüzüne çıkarmaktadır. Güneş ışığında boy atan çeşitli çiçeklerinde, kimileri fena kokulara, kimileri gül misali mis kokularına sahiptir. İnsanlar var oldukça, cehennem, cehennem var oldukça da, fenalıklar ve kötülükler var olmaya devam edecektir. Bilirsiniz ki; dinimizde niyet çok önemli yere bir sahiptir. Çok emin olmamakla beraber, Yaratan sanki; niyetlere göre yol mu açmaktadır? Ne denir? Allah ıslah etsin. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 01.05.2008 13:49
Cevap :
Azizim Canmehmet: Elli yaşımdan sonra bazı şeyleri daha farklı düşünmeye başladım. İnsanı çözmenin kolay olmadığını kabul ve itiraf ettim. Kendi şeytanlarımla konuştum. Konuştum ama kesin bir kararla, "ben size kanmam" diyemedim. Çünkü onların tuzakları bir değil, bindir. Her daim uyanık olmak çok zordur. Kimseyi doğrudan suçlamanın uygun olmadığını ve fakat kötülük yapanların da bağışlanamaması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle daha fazla bir şey söyleyemiyorum. Allah, niyetin kötüsünden hepimizi uzak tutsun diyor, selamlarımı sunuyorum.  01.05.2008 15:31
 

Çok güzel bir yazı idi... Yüce Allah, Kuran'da tüm insanlara olabildiğince "Ahlaklı" olmalarını öğütlüyor ve uyarıyor. "Farz"ları "Haram ve helal"ları açıkça ifade etmesinin ötesinde, İslam'In temeli de "Güzel ahlak" değil mi?... İşte bu duygu ve düşüncelerle okuduğumda, yazınız çok güzel ve anlamlı. Keşke bir dönem insan canına kasteden ve şu anda da sadece suçu kanıtlanmamış, din üzerinden ticaret yapan birisi ile "Mukayese" gibi olmamış olsaydı. Ama ben orasını dışında tutarak bir daha okudum ve gerçekten çok güzel, öğüt verici, okunması gereken bir yazı. Elinize sağlık. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY

İBRAHİM PEKBAY 
 30.04.2008 17:42
Cevap :
İbrahim bey; beğeniniz için teşekkür eder, selam ve saygılarımı sunarım.  30.04.2008 17:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 677
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster