Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '19

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
200
 

Yüz İfadeleri Üzerine

         Beyni ve diğer organları herhalde en fazla yoran şey; kin, nefret ve haset olsa gerek. Doğrusu hoşlanmadığımız kimseler hakkında neden bu kadar enerji harcarız diye düşünürdüm ki hatta bu konuda yazmıştım da. Bence de akıllı bir insan enerjisini çok daha doğru amaçlara kanalize etmelidir.

Nefret, sevgiden fazla yoruyor beni,
O yüzden, nefret etmiyorum,
Sebep sen değilsin...!

Yaptıklarınla övün ya da övünme
Derdim değil,
Merak etme, seni, dert edinmedim.

Benim duyduğum, sevgi değil
Nefret, hiç değil...
!

         Biz insanları, sevdiklerimiz yormuyor, nefret ettiklerimiz yoruyor ve aslında hiç hak etmedikleri değeri kendilerine vererek kendimizi bir kez daha cezalandırıyoruz hem ömürden gidiyor, hem de enerjimizi alıyorlar.

         Yasalar da böyle değil mi? Misal adam hunharca bir cinayet işliyor. Hapse gönderiliyor ve öldürülen adamın yakınlarından vergi alınarak söz konusu katil adamın yiyecek içecek ve barınma giderleri karşılanıyor. Bu konuda yapabileceğimiz bir şey elbette yok.

         Ancak nefret ederek ömrümüzü kısaltıp kasılıp kalıyor mide ağrıları çekiyoruz. Şahsen ben öyle bir durumda ise yani birine aşırı kızgınsam midem azıyor.

        Hor kullanılan her şey eskiyor. Tükeniyor, ölüyor. Buna ömür de dâhil…

        Tabi bizi sadece nefret ettiklerimiz veya sorun yaşadıklarımız ve kendimize tehdit oluşturduklarını düşündüğümüz kimseler yorup, yok etmiyor. Gerginlik ve kavga yaşam nedeni olan her şey bir şekilde biz sıradan insanları tehdit ediyor. Bence, sahtekârlık, eyyam, nefret, yalan bulaşıcı toplumsal hastalıklar statüsünde görülmeli.

         Beynin gördüğü ifade şekilleri karşısında farklı etkilendiğini, eminim herkes bir şekilde anlayabiliyordur. Ağlayan bir kız çocuğu ya da erkek çocuğu veya kızgın bir yüz ifadesi ile son derece içten gülümseyen bir yüz ifadesi arasında verilen mesajlara beynin tepkileri elbette farklı, bu durum aynı şekilde vücutta farklı tepki merkezlerini harekete geçirir. Bu durumda görüntüler bulaşıcı bir hastalık gibi hemen herkese sirayet eder. Gerginlik ve gerginlikten beslenen kurumsal yapıların insanları nasıl gerebileceğini takdirlerinize sunuyorum.

       Yaylada komşu yaylaların köpeklerinde gözlemlediğim bir vücut dili kullanma şekli vardır ki, dikkatle baktığınız zaman birbirlerine öyle vahşi ve parçalayacakmış gibi bakarlar ki; işte o zaman anlıyorsunuz ki biri diğerinin aynadaki yansıması gibi.  Kaçmak, gözlerini kaçırmak demek; yenilgiyi kabullenmek manasına gelir. O durumda ise gözünü kaçıranın başına gelecekler kesinlikle iyi şeyler değildir.

         Sevgi işaretleri ve gülümsemeyi toplumda daha yaygın kılamayız belki ama en azından kendimize işkence yapmaktan, biraz gülümseyerek üstesinden gelebiliriz.

(Not: Bu yazı; sayın Dr Atanur Yıldız beyefendinin 29 Kasım 2019 tarihli "Uzun Yaşamanın Sırrı"  başlıklı yazısından esinlenilerek yazılmıştır.)

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1538
Toplam yorum
: 256
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 188
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster