Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '11

 
Kategori
Estetik / Güzellik
Okunma Sayısı
7490
 

Yüz kesisi

Yüz kesisi
 

Küçük çaplı yüz yaralanmaları 

Hepimizin ya kendimizde veya bir yakınımızda hayatımızın bir döneminde küçük çaplı kazalar sonucu yüz bölgesinde kesiler, sıyrıklar ve buna benzer küçük çaplı yaralanmaları olmuştur.Günümüzde plastik cerrahinin ülkemizde de yaygınlaşmasıyla ve bu konuda ihtisas alan doktorların artması ve medyanın bu konuyu daha çok duyurmasıyla insanlar artık yüz kesilerinde mevcut izi azaltabilmeleri için bir uzmanlık dalı olan plastik cerrahiye başvurmaları gerektiklerinin bilincindedirler. 

İz konusu başlı başına bir olay olsada öncelikle bilinmelidir ki vücutta deri bütünlüğünü bozan her türlü girişim ve yaralanma deride iz kalmasına sebep olmakta daha doğrusu günümüzde iz olarak tabir ettiğimiz vücudumuzun ise tehlikeyi önleme amaçlı kulandığı hızlı iyileşme ve deri bariyer bütünlüğünün yeniden sağlanma olayı temel problemimizi oluşturmaktadır. 

Vücudumuz bir yaralanma bölgesini onarmak için hemen harekete geçer ve bu alanı iyileştirmek için özel maddeler salgılayan hücrelerin yara alanına göçünü uyararak hem o bölgeyi savunma hücreleri ile doldurur hemde bu savunma hücrelerinin uyardığı diğer hücreler yarayı kapatıcı maddeleri bölgede salgılamaya başlar. Temel sorunda bu kısımdadır ki bu maddeler hızlı iyileşmeyi sağlarlar ancak bu iyileşme esnasında deride gerginlik, büzülme ve bu maddelerin hızlı salınmasından kaynaklanan kontrolsüz bir onarım süreci gerçekleşmesi meydana gelmektedir. Doğada bu hızlı kapama insanı mikroplardan korur ancak günümüzde antibiyotik kullanan, günlük pansuman yaptıran ve mikrop kapma tehlikesini ortadan kaldıran insanoğluna bu süreç kozmetik sıkıntı olarak yansımaktadır. 

İnsan vücudunda izin kalmadığı tek dönem anne karnındaki dönemdir ki bunun sebebide vücudumuzun anne karnında tehdit duymadığı için iyileşme sürecini aylar içinde gerçekleştirip, kontrollü bir şekilde yara yerini kapatmasından kaynaklanmaktadır. Son dönemlerde bu yüzden yarık dudak ameliyatlarının bebeği kaybetme riskini göze alan ebebeyinler için intrauterin cerrahiler gündeme gelmiştir. 

NASIL AZ İZ KALIR ? 

İzin az kalmasının tek temel dayanağı kesilen yüzeylerin mümkün olduğunca eşit bir şekilde yaklaştırılması ve bu yaklaştırmanın iyileşme süresincede korunabilmesinden kaynaklanır. Bir diğer en önemli etken ise yaralanmanın derinliğidir ki, dermis diye tabir ettiğimiz derinin can damarı olan kısım zedelenmişse iz kaçınılmaz olmaktadır, dermizin kalınlığına gelince ise ciltdeki 1-2 mm lik derin kesiler bile dermisi zedelediğinden yüzeyel sıyrıklar dışında çoğu yaralanmalarda bir miktar iz kaçınılmaz olmaktadır. 

EN ÇOK İZ: 

Kirli , yara dudaklarının parçalı olduğu ve bir yere çarpma sonucu ezilen yara dudaklarında malesef düzgün bir bıçak kesisine göre bariz oranda belirgin iz kalmaktadır. Birde vücudumuzun yaşlandıkça ortaya çıkan halk arasında kırışıklık olarak bilinen yüz çizgilerine paralel olmayan kesiler daha çok dikkat çektiğinden daha bariz iz kalmış görünümü vermektedir. 

İZ GİDERİCİLER: 

İz giderici diye eczanelerde satılan ve herkesin bilinçsizce umut bağladığı ilaçlar, adı üstünde ilaç oldukları için bir hastalığa yönelik olarak kullanılmaktadır. Bu hastalığın ismi hipertrofik skar olmakta daha da karmaşık boyutu ise keloid olarak karşımıza çıkmaktadır. Keloid tedavisi daha karmaşıktır ama hipertrofik skar tedavisi ise iz giderici olarak bilinen kremler veya jeller ile yapılmaktadır. 

Bazı insanlarda vücutta izi oluşturan hızlı ve kontrolsüz iyileştirme dönemi, hızını alamayıp daha da kontrolden çıkmakta ve derinin seviyesini geçen kabarık mantar tarzı izler meydana getirmektedir. Bu izler çoğunlukla kabarık, kırmızı ve sert kıvamda, kesi hattına paralel olan ve etrafa taşmayan izlerden oluşmaktadır. Bu izleri yok etmek için 6 ay ile 1 yıla yakın süre baskılı masaj uygulanan kremler veya bası oluşturan silikon jeller kullanılarak daha da kontrol edilemezse kabarık yerlere steroid enjeksiyonu yapılarak önüne geçilebilmektedir. 

Yani sonuca gelirsek mevcut izi kabarmayan, hipertorfik skar hastalığı bulunmayan kişilerde bu iz gidericiler psikolojik tatminden öteye gidemez ve bu ilaçların plastik cerrah kontrolünde kullanılmasında fayda vardır. 

BİZİM SIRRIMIZ: 

Peki bizim farkımız nedir ki toplumda iz bırakamayn doktor olarak benimsenmişiz! 

Aslında kural basit öncelikle çok zorlu bir eğitimden geçtiğimiz ve vücudun iç organları dışında kalan her alanında diğer cerrahların aksine ameliyat yaptığımız için her türlü bölgede üstün hakimiyet kurarak daha iyi bir cerrahi sonuca ulaşıyoruz. Diğer cerrahi branşların aksine eğitimimizin her aşamasında pansumanın görünümü bile olsa estetik görünüşe dikkat ederek ve daha iyi bir estetik dikiş için uğraşarak bizi başarıya götüren normalde insanın dikkat etmeyeceği ayrıntıları dikkat etmeye beynimizi alıştırmış ve bunu alışkanlık haline getirmiş bulunuyoruz. Nasıl dikilirse izin daha az kalacağını biliyor ve daha az iz bırakacak sütür tekniklerini doğru zamanda doğru yerde kullanarak diğer branşların bizi kıskanmasına yol açacak mükemmel başarıya ulaşıyoruz. 

SİZE DÜŞEN: 

Herşey mükemmel seyretti ama çok iz kaldı veya dikişlerim açıldı, bu işte bir gariplik mi var ! 

Dikişlerin gevşememesi, açılmaması ve cerrahi mükemmelliğin arttırılması için : 

1.Sudan koruyunuz. 

2.Kremi çok fazla sürüp dikiş hattını yumuşatıp gevşetmeyiniz. 

3.İyileşme süresince sigarayı bırakınız. 

4.Günlük düzenli pansumanlarınızı yaptırınız. 

5.Ağrı kesicinizi ağrım yok diye almamazlık yapmayıp, dikiş işlemi sonrası en az 1 hafta kullanınız (anti-inflamatuar etki) . 

6.Nemli bir cildiniz varsa, aşırı hareket sonrası terleme olursa dikiş hattında açılma olabilir. 

 

ANESTEZİ TİPİ : 

Bilindiği üzere kesilerin dikilmesinde iğne ile kesi alanının uyuşturulup dikilmesi yeterli olmaktadır ancak küçük çocuklarda ve bebeklerde bu işlemi lokal anestezi dediğimiz iğne ile uyuşturarak yapmak daha zordur. 

Hasta ne kadar uyumlu olup ne kadar hareketsiz durursa o kadar iyi iş çıkartılır ve az iz kalır ancak iz kalma olayı çok önemli gibi dursada asla bir yaşamın önüne geçmemeli ve aile ile doktor az iz kalsın diye genel anestezi vererek küçük yaştaki hastaları gerekmedikce riske atmamalıdır. Günümüzde anestezi riski çok düşük olmakta birlikte insanın başına ne zaman ne geleceği hiç belli olmuyor. Anestezi öncesi 6 saat ve ameliyat sonrası 4 saat hastanın aç kalması gerekmekte ve küçük bebeklerin ve çocukların bu açlık süresine dayanmaları çok zor oluyor. 

Saygılar... 

Araş. Gör. Dr. Mehmet Haşim GÜNER 

Z.K.Ü Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 19940
Kayıt tarihi
: 18.07.11
 
 

          Op. Dr. Mehmet Haşim Güner  ortaokul ve lise eğitimini memleketi olan Giresun'da il sek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster