Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
488
 

Yüz kitap

Yüz kitap
 

Beşikten mezara öğrenmek gerek, hiç durmadan, yorulmadan. Bugünümüzün dünümüzden üstün olması, yarınımızın temelleri sağlam, üstüne konulabilir olması gerek. 

Kim öğrenebilir peki? Ya da nasıl öğrenilebilir? Öğrenme isteği olanın da olmayanın da ayrı ayrı yollardan gidecekleri belli ise, bu yolların ileride bir yerlerde iyi duraklara çıkacağının garanti altına alınması ancak bu yolları açanın ya da yol rehberinin yeteneğinin kıvamını tutturmak ve seçebilmek gerek. Öğrenmemize izin verilmesi gerek, rehberlik edilmesi, kolaylaştırılması, zorlaştırılmaması, öğrenebilmeyi öğrenebilmek gerek. Değil mi? 

Ben de kafa salladım sizin gibi yıllarca… Maalesef o şanslılardan olamadık, siz de ben de… 

Neden mi bahsediyorum? Sizden, benden, hepimizden. Dünümüzden, bugünümüzden yarınımızdan… Öğretilmemiş koskoca bir kalabalıktan. Elimize alamadığımız kabiliyetimizden, farkında olamayacağımız zararımızdan, küstürüldüğümüz benliğimizden, dikine dikine giden burnumuzdan, yalpalayan beşiğimizden… 

Hedef koyanların hedef bilinçsizliği, kara kara gözlük gerektiriyor. Alttan alanların tembelliği ise bir kova gözyaşını bile hararetle içiltebiliyor. Kim uğraşacak şimdi değil mi? En muazzam mekanizma çürüsün gitsin, göz göre göre hem de. Bu ne tembellik, bu ne uyuşukluk? Bu ne uyuşturulmuşluk? Uyuşturucu ilaç sanayi sek sek oynuyordur herhalde şimdi, keyiften mi, kederden mi? 

Züppeleşen parmakların klavyeye gücü yetiyor ancak sanmayın, onlar bile büyüsünde en muhteşem yüzyıllarda doğmuş olduklarının. Taş devri Çakmaktaşları olamayacaklarına göre, yeni bir sit talk senaryosu yazmalarının zamanı geldi de geçiyor bile… Alıştık nasılsa… 

Yüzleri kızarmıyor ki hiç, yüz kitap okumuş olanlardan onlar. Onlar okuyor biz yüzümüzü alamıyoruz paylaşım sitelerinden. Yüz kitap okuyanlardan olun kardeşim, yüzünüzü paylaşım sitelerinden ayıramayanlardan değil. Ne körmüşüz değil mi? Alt benliğimiz ne kocaman elek delikleriyle doluymuş. Yüz ve Kitap, adam gözümüzün içine soka soka yıllardır işin şifresini veriyor aslında ama anlayan kim. Yüz kitap okursan adam olursun demek istiyor. Ben okudum oldum diyor… Kime? 

Demin dedik ya, yolunu bilenler, onlarda kesin yüz kitap okuyanlardan. Öyleyse ne yapacağız? Okuyacağız, yüz kitap okuyacağız? Şimdi sorarsınız siz? Peki ama hangi yüz kitabı diye… Öğrenemedik değil mi? Hangi kitabı okuyacağımızı bile öğrenemedik. Hangi metni, hangi yazıyı okuyacağımızı bile öğrenemedik… Bak şu anda bu yazdığımı okuduğuna göre sende biraz gelişme var gibi görünüyor, aferin sana :) 

Sonraki yazılarımı da okursun sen. Sık kullanılanlarına bile eklersin. Ne diyor bu adam? Ya da ne diyecek diye… Hadi bakalım, öyle fazla uzun yazıları okuduğunda sıkıldığını biliyorum. Şimdilik burada bitirelim. Sonra devam ederiz… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 393
Kayıt tarihi
: 04.04.11
 
 

1971, Samsun Merkez doğumlu olan Ahmet GENCAL, eğitim hayatına İzmit Bahçecik İlkokulu'nda başlad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster