Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '14

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
373
 

Yüzleşme

Yüzleşme
 

YÜZLEŞMEKTEN KORKMA

Kadın ilk önce on dakikada, sonra beş dakikada bir ve en sonunda her saniye saate bakmaktan yay gibi gerilmiş sinirlerle henüz içeri giren kocasını delici bakışlarla süzer.

“Son zamanlarda iş toplantıların da ne kadar uzadı böyle,” diye giriş yapıp küçük iğnelemelere başlamamak için kendini zor tutar. Daha neler neler söylemek ister aslında…

“İş toplantısından falan değil, metresinin koynundan geliyorsun değil mi?”

“O benden daha genç ve güzel. Kesin daha cilveli değil mi?”

“Seni beni boşamaya ve onunla evlenmeye ikna etmek için neler yapıyor kim bilir… Sen de şimdi bana, boşanma teklif edeceksin. Bu iş artık yürümüyor diyeceksin. Hatta artık seni sevmiyorum diyeceksin, değil mi?”

Bu soruları duyabileceği ihtimali bile öylesine canını acıtmaktadır, öyle kavurmaktadır ki yüreğini, ya gerçekten bunları söylerse, ya salt gerçeği itiraf ederse hiç çekinmeden, öylesine fütursuzca diye sormaya cesaret edemediği soruların kafesinde bitirmiştir hayatını kadın. Artık aynaya baktığında eski güzelliğinden eser kalmadığını, sinirli, gergin ruh halinin onu düpedüz çirkin bir cadıya çevirdiğini görerek daha da şüpheci ve güvensiz bir kadın haline gelmiştir.

“Ben de olsam, aldatırdım. En azından gözüm kayıverirdi başka kadınlara,” der gözaltlarındaki mor halkaları, darmadağın çalı süpürgesini andıran saçlarını ve sinirden buz kesmiş bedenini duyumsadıkça.

Adam, gece geç vakit çok önemli bir iş toplantısından dönmüştür. Güya! Göründüğü üzere pek de gergin geçmiştir toplantı. Dosdoğru mutfağa doğru gidip alelacele kendisine dolaptan bir bira kaparken bedeni kaskatı, elleri beceriksizdir.

Adam, her zamanki koltuğuna oturup birasını kafaya dikene kadar bir kelime dahi konuşmazlar. Sanki konuşurlarsa bomba etkisi yapacaktır ilk kullandıkları kelime. Lakin adam en sonunda dayanamaz salıverir çizgi halini almış dudaklarının arasından zehrini…

“Bu iş artık yürümüyor. Ben boşanmak istiyorum,” der ve direk perişan haldeki karısının gözlerinin içine bakar. Vereceği tepkiden korkmakta ancak onlarca askere karşı savaşmaya hazır bir şövalye gibi dik durmaya çalışmaktadır.

Kadının yüzü bir anda bembeyaz kesilir. Ancak ne bağırır çağırır ne de sormayı tasarladığı yüzlerce soruyu sıralayarak saldırır kocasına. Ameliyat başlamış, neşter atılmıştır artık ve yapılacak hiçbir şey yoktur. Sadece, “Peki,” der. “Yarın beraberce bir avukata gider, bitiririz bu meseleyi.”

Adam şaşkın bir halde cevaplamak zorunda kalacağı yüzlerce sorudan kurtulduğuna mı sevinsin yoksa karısının gözünde vazgeçilmesi bu kadar kolay bir adam olduğuna mı üzülsün bilemez o anda. “Hiçbir şey sormayacak mısın?” der debelenircesine.

“Hayır,” der kadın çok uzun zamandır yapamadığı şekilde başını dik tutmayı başararak. “Ben o soruları yıllardır soruyordum zaten ve sen de biraz önce tüm cevapları verdin. Teşekkürler.”

Korkularımızla yüzleştiğimizde, artık onlar korkulacak şeyler olmaktan çıkar. Sadece aşılması gereken engeller haline gelir ve biz de kendimizi ezik ve korkak küçük insancıklar olarak değil, yılmaz birer savaşçı olarak görmeye başlarız. Hayatla savaşınızın hiç bitmemesi dileğiyle…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 334
Kayıt tarihi
: 20.12.13
 
 

1993 yılında Uludağ Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. On beş yıl bo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster