Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2360
 

Yüzümüze kapanan kapılar

Yüzümüze kapanan kapılar
 


Kaybetmeyen insan yoktur herhalde, dünya üzerinde. Önce, dolgun bir memenin çatlak meme başını kaybederek başlar kaybetme yolculuğumuz. Dünyanın havasını solumaya başladığımız gün ağzımıza aldığımız gıda pınarımızı, bir bakmışız kaybetmişizdir. Sütten keser anamız bizi.


Sonra ardı ardına kaybetmeye devam ederiz işte. Oyuncaklarımız, boya kalemlerimiz, yalancı memelerimiz, ışıklı çıngırağımız sırasıyla kaybolur çıkar gider hayatımızdan. Göz yakmayan şampuanımız ve fileli banyo küvetimizi arar dururuz mesela ayakta banyo yapmaya başladığımız zaman. Bazen de yitenlerin yerine yenilerini koyarız. Koyabiliyorsak tabi.


Koyabiliyorsak tabi dememin yürek yaralayan bir sebebi var, tahmin ettiniz siz onu. Kimilerimiz erken yaşta anne, babasını, kardeş, ablasını kaybeder. Bunlar, yaşamın ilk ve en gerçek kayıplarıdır işte. Bırakın yerine koymayı, bir daha aynı şekilde adım atamaz, aynı soluğu alamaz olursunuz. Yarım, eksik kalır yaşamınız en ince yerinden.


Sağlığımızı kaybetmeye, işimizi, aşımızı, sevgilerimizi, dostluklarımızı, huzurumuzu falan yitirmeye başlarız zamanla. Hep hayatımızı kazanmaktan dem tutarız değil mi? Aslında farkında değilizdir, hayatın bir kaybetme süreci olduğunu. Yaşam, kayıpların halka halka birbirine geçtiği bir yitik zincirdir esasında. Kazanım dediklerimiz ise kaybolanların yerine koymaya çalıştıklarımızdan başka bir şey değil.


Olgunlaştığımızı, hayat tecrübesi kazandığımızı zannederiz. Düşünmeyiz ya da hiç bilmeyiz ki olgunlaşmak dediğimiz şey içimizdeki çocuğun her geçen gün biraz daha yitip gitmesinden, kaybolmasından başka bir şey değil.


Her kayıp, yüzümüze kapanan bir kapıdır. Eşiğinde bakakalırız, çökmüş omuzlarımızla. Ve yaşama sarılmak gerekir, yine gülümseyebilmek adına. Kim bilir belki de, posta üstüne posta koymak, tokat üstüne tokat atmak için hayata.


İnsan evladının, yaşamı boyunca; en çok ve en sık yaptığı hata nedir biliyor musunuz? Yüzüne kapanan bir kapının derdine düşüp, yanında açılan onlarca yeni kapının nimetlerinden yararlanamamasıdır. Bırakın kapanan kapılarınızın ardında kalanlarla uğraşmayı. Yeni fırsat ve imkanları değerlendirmeye bakın. Baktıkça, o yeni hayatların aslında ne kadar da çok alternatifli ve renkli olduğunu göreceksiniz.


Bugünlerde, özellikle de bizim ülkemizde, insanlarımızın en çok kaybettiği şey işleri galiba değil mi? Özellikle de özel sektörde çalışanlarımız için, hiç birimizin yarın işinden olmayacağının garantisi yok gibi. Bu noktada çok önemli bir yazarın söylemine dikkatinizi çekmek istiyorum.


İnsan denen varlık, hayatı boyunca elinde bir küçük tepsi ve o tepsinin içerisinde de tam beş adet top taşır. Bu topların biri plastik top, kalanları ise ince-nazenin, kesme kristalden cam toplardır. Dört cam top sırasıyla; ailesini, sağlığını, dostluklarını ve benliğini-özsaygısını temsil eder. Bunlardan herhangi birini yere düşürdüğünde kırılır giderler. Gözü gibi bakmak gerekir. Telafisi çok zor, hatta çoğu zaman imkansızdır.


Kalan bir plastik top ise işi, iş yaşamıdır. Plastik top yere düştüğünde; zıplar, bir düşer, bir yükselir, bir düşer, bir zıplar. İnsan, iş hayatında sıkıntılı günler yaşayabildiği gibi zirvede olduğu dönemlerin de keyfini sürer.


O halde plastik topu düşürmemek adına gereğinden fazla risk alıp, sıkıntı ve stres çekip cam toplarımızı yerle yeksan etmenin çok da fazla anlamı olmasa gerek değil mi? Hadi bir düşünün bakalım şimdi. Hangi birimiz yoğuz ki lastik topumuz düşecek diye atmadık takla ve çekmedik stres bırakmazken cam toplarımızı düşürüp, kırıp, yitirmemiş olalım.


Sağlığınızı, ailenizi, sevdiklerinizi, dostlarınızı ve kendi içsel özsaygınızı kaybetmeden yaşayabileceğiniz çok uzun bir ömür dilerim. Ta ki son kayba kadar...



@ Gündelik yaşama dair tüm hayat yazılarım için: http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=472576&KategoriNo=199

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 929
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3533
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster