Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '07

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
876
 

Yüzünü göremediğim dost

Yüzünü göremediğim dost
 

Arkadaşımı telefonla aramam gerekiyordu. Aradım. Ancak, bir fazla ya da bir eksik numara çevirmişim. Bunu daha sonra anladım. Meraklanmayın sizlere de anlatacağım. Arkadaşımın sandığım telefon çaldı çaldı. Kimse açmadı. "Evde yok" diye düşündüm.

Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Telefonum çaldı. Açtım. Karşımdaki ses çok genç bir bayana aitti.

"Bizi aramışsınız numaranız kayıtlı" dedi.

Ben de durumu anlattım. İyi de ondan sonra durmadım. Bir daha aradım. Ertesi gün bir daha aradım. Karşımdaki insanı bıktırmamaya da çalışıyordum.

İlerleyen günlerde bu güzel sesli bayan bana adını "Zeynep" olarak söyledi. Bir zaman sonra bu adın "göbek adı" olduğunu söyledi ve gerçek adının "Hatice" olduğunu bildirdi. Böylece aramızda güzel bir dostluk başladı.

Bu anlattığım yanlış numara ile tanışma beş-altı sene önce olmuştu. O zaman Hatice lise birinci sınıfa gidiyordu. Şimdi "kamu yönetimi" okuyor. Henüz başlarda. Ama, eminim ki çok yakında aramıza bayan "kaymakam" olarak çıkacak.

Bazen benim bir sorunum oluyor, dertleşeceğim insan o oluyor. Bazen, onun dertleşeceği bir insana ihtiyacı oluyor. O zaman da o beni arıyor. Uzun soluklu telefon konuşmalarımız oluyor. Birbirlerimize tüm içtenliğimizle dertlerimizi anlatıyoruz. Çoğunlukla o günkü derdimizden sıyrılıyoruz.

Hatice, İstanbul'un en sevdiğim semtlerinden biri olan Eyüp'te oturuyor. Bu nedenle Eyüp'ü daha çok seviyorum. Ara sıra gezmeye ve fotoğraf çekmeye de gidiyorum.

Dertleştiğimiz akşamlarda Hatice hep sevgililerinden söz ediyor. "Tam aradığım insanı buldum" diye sevinirken, bir başka akşam onu ağlarken buluyorum. "Ne oldu" diye sormama bile gerek kalmıyor. Bunca dostluğumuzdan sonra onun "tam aradığım insan" dediği sevgilisinden ayrıldığını anlıyorum. İçi buruk, gönlü kırık ve gözleri yaşlı. Uzun zaman konuşuyoruz. Konuşmamızın sonunda gülen yüzüyle giriyor yatağa.

Kadınlar böyle oluyor. Çok duygusal davranıyorlar. Onların hamurlarında duygusallık ne kadar varsa, biz erkeklerde de kadınlardan "yararlanma" duygusu o kadar var. Ama, düşünmediğimiz bir şey var: Kadınların sevgi dolu yürekleri.

Onlar yalnızca başlarını omuzlarına koyup, sohbet edecekleri, arkadaş olacakları bir erkekeğe ihtiyaç duyuyorlar. Saçlarının okşanmasını, güzel sözlerle birlikte yatağa girip gerçek aşkı yaşamayı düşünüyorlar.

"Tam aradığım insan" dediği erkekler bir zaman sonra hiç de öyle çıkmıyor. Hayır, yalnız ikili ilişkilerde sorun çıkmıyor. Kadınlar erkeklerde çok başka özellikler de arıyor. Ne bileyim, "tam aradığım insan" dediği erkek, bir gün beyaz çorap siyah ayakkabı giyiniyor. Ya da takım elbisenin altına spor ayakkabı giyinip geliyor. "Tam aradığım insan" dediği erkeğin sigara içmekten dişleri, bıyıkları ve parmakları sararmış oluyor. "Hayatım" "aşkım" demesini beklediği erkek bir gün ona "lan" demeye başlıyor. Ya da bir başka şekilde onu küçük düşüren söz söylüyor.

Bu hayal kırıklığına karşı bir çok genç kız gibi Hatice de dayanamıyor, ağlıyor, ağlıyor, ağlıyor. Hemen telefonuna sarılıyor. Uygun olmadığım zamanlarda telefonumu açamıyorum. O zaman kısa mesaj geliyor: "Lütfen telefonunu aç sana çok ihtiyacım var".

Nasıl dayanarım? Açıyorum telefonu. Hatice yine ağlamaklı. Kırgın. Yeni bir "tam aradığı insanı" terk etmiş oluyor.

Eyüp'ün o güzel mistik ortamında sabaha kadar ibadet eden nice inançlı insanlar gördüm. Güvercinler bile yuvalarına dönerken, onlar Allah'a avuçlarını açıp dua ediyorlar. Gecenin alacakaranlığında Eyüp'ün dar sokaklarına gölgesi düşüyor mezar taşlarının. Haliç'in suları usul usul dövüyor Eyüp'ün kıyılarını. Ve orada bir gencecik kızcağız kimbilir kaçıncı "buruk acısı"nı benimle paylaşıyor. Çünkü ben onun, o da benim gerçek dostum.

Çünkü biz birbirimizi hiç görmeden dost olduk. Ve hâlâ öyleyiz. Kim bilir ne zamana kadar?

Neden ömrümüzün sonuna kadar olmasın?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ortaokul yıllarımda vardı canımdan çok sevdiğim dostum.Çok şey paylaştığımız,kardeşten de öte bir dostluktu bizimki.Kimse bizim gibi değil derdik,bizim kadar birbirine bağlı değil sanırdık.
Bir zaman sonra okul kapandı,sınavlara girdik ve liseye başladık.Tabi o başlayamadı.Çünkü ailesi göndermedi.
Bir süre birbirimizden haber alamadık.konuşamadık,dertleşemedik...
Sonra bir arkadaş aracılığla mektuplaşmaya başladık.Derdimizi,üzüntümüzü,sevincimizi,heyecanlarımızı,duygularımızı,kısaca yaşamımızı döktük satırlara.yan yana değildik belki ama;ayrı olmadığımızı da biliyorduk...
dostluğumuz hiç kopmadı.hep böyle devam etti.
öyle saandık ki hiçbir zaman da bitmeyecek...
Ama öyle olmadı işte...okul bitmeden dostluğumuz bitti.
önce mektuplar azaldı;sonra birbirimize olan bağlılığımız...
sonra birbirimizi unuttuk.hiç hatırlamadık...küs değildik oysa.
karşılaştığımız anlar oldu,sanki hiç araya ayrılık girmemiş gibiydi,sanki kaldığımız yerdeydik...her karşılaşmamızda d

Hatice KÜRE 
 30.09.2007 1:09
Cevap :
Okul yıllarındaki arkadaşlıklar genellikle dostlukla karıştırılıyor. Okul sıralarında birçok duygu, düşünce ve davranışlar aynı olduğundan tıpkı askerlikteki arkadaşlıklar gibi koyu oluyor ama, köklü olmuyor. Okul bittiğinde ya da askerlik bittiğinde ayrılıklar giriyor araya. Dostluk her konuda sohbet edebilmektir. Çekinmeden, korkmadan, hiç bir art niyet beklemeden sarılmaktır dostluk. Sıcak bir çayı içerken aynı duyguları paylaşmaktır çay bahçesinde. Ve dostunuzun çekip gitmesinden korkmaktır dostluk. Elbette arkadaşlık da önemlidir ve yıllar sonra karşılaşıldığında sevinmektir. Ama, dostlukta, unutamadığınız dostunuzla aranıza yılların ayrılığı girdikten sonraki kavuşmalarda göz yaşı dökmektir içinizden geldiğince. (Dostsuz ve sevgisiz kalmayın. Teşekkür ederim)  30.09.2007 11:13
 

bazen hiç yüzünü görmediğimiz insanlar derman olabiliyor en kötü anlarımızda.Teknolojinin insanlığa kazandırdığı yeni dostluk kavramı dilerim bizleri gercek dostluklardan etmez...

FiGeN 
 29.09.2007 22:22
Cevap :
Aydın Boysan'a bir TV konuşmasında sormuşlardı: "40 yıldır dostlukları nasıl sürdürdünüz" diye. Aydın Boysan: "Birbirimizden hiç bir şey istemeyerek" diye yanıt vermişti. Günümüzde ne yazık ki dostlukların yıkılmasının nedeni maddiyat oluyor. Onun için dostluk, çıkar ilişkilerine dayandırılmadan sürdürülmeli. Elbette dostluk herşeyimizi paylaşmaktır, hem de hiç bir çıkar gözetmeden paylaşmaktır. Kaç gerçek dostumuz var bilmiyorum ki. Elbette arkadaşların dışında. Dostsuz ve sevgisiz kalmayın, her şey gönlünüzce olsun.  30.09.2007 9:40
 

Herşeyden önce Eyüp'te, o dar sokaklarda, mezarlıkların içinde, Pierre Loti tepesinde büyümüş, tüm güzel anıları oraya ait Ben'e anımsattıklarınız için teşekkür ederim. Dilerim Hatice'niz de "Tam aradığı o insana" kavuşur ve dostluğunuza yeni bir birey daha eklenip, çoğalırsınız. Sevgilerle...

ROSEMOON 
 29.09.2007 22:07
Cevap :
O halde siz Ayvansaray'ı da bilirsiniz. Annemin doğum yeridir. Anneannemin iki katlı, cumbalı, sedirli ve ahşap bir evi vardı orada. Küçükken ne çok giderdik. Oturup sedire yoldan geçenleri izlemek ne hoştu. Hani M.Cevdet Anday'ın dediği gibi: "Simitçi, kahveci, gazozcu. Şinanay da şinanay". Yaşımız ilerledi, annemle yine Eyüp Sultan'ı ziyarete giderdik. Bir gittiğimde annemi ve Eyüp semtini filme almıştım. Şimdi ne anneannem yaşıyor, ne de annem. Annem o filmin karelerinde hâlâ bana el sallıyor. İlginize çok teşekkür ederim. Eyüp'e her gittiğimde sizin selamınızı ve özleminizi de mutlaka götüreceğim.  30.09.2007 9:31
 

Bir de bunu görücüye bağlasak!Ben hanımla gider hallederim işi!Ne dersin. Üzme kızı!

Ahmet Balcı 
 29.09.2007 21:39
Cevap :
Ahmet kardeşim, dileğinizi yerine getirmek çok isterdim. Ancak, anlattığım cici kızla yaş farkımız çok. Bunu ben de biliyorum o da biliyor. İnsan bunaldığı anlarda içini dökeceği bir dost arar ya, bizim öykümüz böyle bir şey. İlginize ve önerinize çok teşekkür ederim. Sizlere de mutluluklar diliyorum. Sevmenin ve sevilmenin değerini bildiğinizi anlıyorum.  30.09.2007 9:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2955
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster