Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
250
 

Yüzüstü çok süründün...

Yüzüstü çok süründün...
 

Yüzüstü Çok Süründün


Beyin, biz insanoğluna verilmiş ve maalesef çoğumuzun bir ömür boyu varlığından bile haberdar olamadığı eşsiz bir hazinedir.

Kaldı ki beyin, hayata hayat veren yegane organdır da aslında.

Doğrular da yanlışlar da, iyiler de kötüler de “onunla” bilinir; tabi ki beyin “fark edilir” ve sahibi tarafından “kullanılabilirse” eğer.

Özellikle alemi insanlıkta temayüz eden her yokluk ve varlığın, her kaos ve sükunun, her harp ve sulhun tek amir ve mesulüdür beyin.

3 önemli bölümden meydana gelen bu eşsiz organ; korteks adı da verilen “üst beyin” kısmını kullanmayı başarabilen birey veya toplumları ihya ederken; “orta ve alt beyin” kısımlarını özellikle de “sürüngen beyinlerini” (alt beyinlerini) kullanan fert ve cemiyetleri ise rezil ve rüsva etmiştir tarih boyunca.

“Beyinlerini” ve “değerini” fark edenlerin belki de ilk öğrendikleri şeydir; üst beynin yaşamımızı “mantık” ile, orta beynin “duygularımız” ile, sürüngen beynin ise “içgüdüler” ve “saldırganlıklar” ile yönettiğini.

Ve yine belki ilk öğrendiklerinden biridir, beynini fark edenlerin; sürüngen beynin her türlü şuculuk buculuk, particilik, cemaatçilik, sağcılık, solculuk, Türkçülük, Kürtçülük, İslamcılık gibi yapmacık mensubiyetlerle “üst beyne” karşı galip gelerek, fert ve toplumları tutsak ve perişan ettiği hakikati.

Öyle ki beyne dair bu müthiş tespit, egemenliği gaye edinmiş güç ya da milletlerce; diğerlerinin aleyhine kullanılmış ve sürüngen beynin varlık nedeni “suni aidiyetler” ekilmiştir öteki ulusların bağrına. Ekilmiştir ki bir koca ulus “sürüngen beynin” izinde kavgalarla sürüm sürüm sürünsün diye.

Dün ve bugün, bu perspektifle baktığımızda bu topraklara; yapay aidiyetlerimiz peşi sıra nasıl sürüklendiğimiz, nasıl ve ne büyük sıkıntılara düçar olduğumuz bir tokat gibi çarpmaktadır suratımıza.

Bitmek tükenmek bilmeksizin bir biri ardına devam eden Alevi Sünni, Türk Kürt, sağ sol, ülkücü komünist, cemaat parti kavgalarımız bize dayatılan “sürüngen beynimizin” eseri değil midir sizce de?

Bu kirli oyunu dünya üzerinde kuranların “üst beyinlerini” ne denli iyi kullandıklarını; bizim gibi milletlerin ise her defasında bu oyuna gelerek “sürüngen beyinlerimize” ne derece tapındığımızı daha ne kadar göremeyeceğiz?

Birlik olma, büyük düşünme, plan yapma, proje ortaya koyma gibi alanlarda kullanmamız gereken enerjimizi; birbirimizi yemeye harcayarak asırlardır sürüm sürüm süründüğümüzü; düşmanın maskarası olduğumuzu fark edemiyor muyuz hala?

Bu bağlamda, Merhum Necip Fazıl da:

Yüzüstü çok süründün”; ayağa kalk Sakarya, diyor bize hitaben şiirinde.

Sahi biz, milletçe ayağa kalkmak için, daha neyi bekleyeceğiz?

Lütfen söyler misiniz?

Yoksa, yılmadan usanmadan, hayatı ve her şeyi tüketmeye ve kavgaya devam mı?

Facebook: https://www.facebook.com/rifatokuyanlar

Twitter: https://twitter.com/rifatokuyanlar

Google +1: https://plus.google.com/103445836285402246871

Blogspot: http://aklinyolub1r.blogspot.com.tr/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1985
Kayıt tarihi
: 17.06.15
 
 

1971 İzmir doğumlu olup; siyaset, tarih, bilişim, eğitim ve kişisel gelişim alanlarına ilgi duyma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster