Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
818
 

Zaman!!!

Zaman!!!
 

Herkes zamanın nasıl geçtiğini anlamadan yaşlandığını söyler çevremde, ‘’ Ya insanlar hayatlarını boşa geçirirler ya da yapacak bir şeyleri olmadığı için akıp geçmiştir zaman onlar için ‘’ derdim hep.

Kendi hayatımı, yaşamımı da düşününce artık benim içinde zaman çevremdeki insanlardan duyduğum gibi çarçabuk akıp geçiyor. Bende mi boşa harcıyorum zamanımı acaba??

Bir durup üşündüğümde ise elimden gelebilecek her şeyi yaparak hayatımı pekte boş geçiriyorum diyemiyorum. Ama yine de bazı günler zamanın bana yetmediğini hissediyorum.

Gerek çalışmak açısından, gerekse bu hayatın tadını çıkarabilmek açsından her şeyi gücümün yettiği kadar yapıyorum ve bana tanınan sürenin biteceği güne kadar bu hayatın tadını alabilmiş olmayı diliyorum. Yine de bazı şeyler için zamanın yetmediğini düşünüyorum.

Ne garip bir kavram aslında ‘’ZAMAN’’….

Ne artırabiliyoruz, ne de yetirebiliyoruz.

Belki günlük yapacağımız bir çok şeyi yapıyoruz ama bu seferde kendimize zaman ayıramamaktan şikayet etmeye başlıyoruz. Sonra kendimize zaman ayıralım bazen diye bir şeyleri erteliyoruz bu sefer de yine zamanın kısalığına suç yüklüyoruz.

Gerçekten biz mi zamanımızı kullanmayı bilmiyoruz, yoksa zaman mı bize kısıtlı veriliyor???

İnsanoğlu istediği bir şeyleri yetiştiremediği, ertelediği durumlarda ‘’zaman ne çabuk geçti’’ diye söylenir. Sevdiği bir işle meşgulken, hoşlandığı bir şeylerle uğraşırken zamanın kendisine yetmediğini hisseder ve bundan şikayet eder. Ama bir şeyler beklerken, birini beklerken, hoşlanmadığı bir durumla karşı karşıya kalmışsa, bu sefer de ‘’ zaman geçmiyor’’ diye şikayet eder.

Biz insanlar gerçekten garip varlıklarız diye düşünüyorum ben çoğu zaman. Düşünün işte, sevdiğimiz bir şeylerle meşgulken zaman kısa gelir, sevmediğimiz bir durumla karşılaşınca da zaman geçmiyor diye söyleniriz. Yani bunu bende çok yapıyorum ve bazen ne kadar tutarsız bir insan olabildiğimi görüyorum ve kendimden şüpheleniyorum, ‘’ne bu halim ya, bir zaman az diyorum , bir de zaman geçmiyor diyorum’’ kendime.Ne oluyor bana yaaaa!!!???

Sonra neden suçu zamana yüklüyoruz ki!!!

İstediğimiz zaman her şeye ne güzel de yetişiyoruz, yani aslında zamanı tam ve planlı kullanınca her şeye yetişiyoruz niye suçlu zaman oluyor sanki?

Bence sorun zamanda veya zamanı kullanmakta da değil, zamanımızı nasıl değerlendirdiğimizde ve asıl suç bizim yaptığımız şeylerden ne kadar zevk alıp aldığımızda. Kullandığımız zamanımızı sevdiğimiz şekilde değerlendirirsek veya sevmediğimiz bir durumda bile olsak bunun geçici bir süreç olduğunu düşünürsek, yeter dee artar daa.

Bence sonuç asıl sorun bizim içinde bulunduğumuz durumlarda. Zamanı da boşa karamayalım en iyisi, biz memnun olsak da olmasak da o sürecini tamamlar hep…

Ne derler hani;’’Güneş her sabah doğmaya mahkumsa, günde geçmeye mahkumdur…’’

En güzel ve güzelliğinden nasıl geçtiğini bile anlayamadığımız tüm zamanlar bizimle olsun.

Sevgiler…..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 205
Toplam yorum
: 496
Toplam mesaj
: 91
Ort. okunma sayısı
: 4493
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

86nın bir kış günü doğmuşum, belki de ondadır kışı çok sevişim .Hayatın gerçeklerini görüp nefret..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster