Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '15

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
596
 

Zaman boyutu

Einstein;uzun yıllar süren çalışmaları soncunda E=mc2 formülüne ulaşmıştır. Bu formüle göre; madde ile enerji arasında ışık hızının karesiyle belirlenen bir ilişki vardır. Enerji maddeye, madde de enerjiye dönüşmektedir.

Einstein bu formüle ulaştığında “Ohh.My God-Aman tanrım” demiş ve sonradan, buradaki tanrının kutsal kitaplardaki tanrı olmayıp kendi anlayışına göre tanrı olan “zaman” olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre tanrı; dördüncü boyut da dediği “ zaman”dır.

Gerçekten de ; zamanda, kutsal kitaplarda anlatılan tanrıların tüm özellikleri vardır. Zaman yaratılmamıştır, yok edilemez, her şey ona doğar ve onda son bulur. Önceliği ve sonralığı yoktur. Zamanın özellikleri tanrı ile aynıdır. Ancak; kişioğulları zamanın ”geçtiğini” ve “zamanın içinde yaşadığını” duyumsamaktadır. Bu nedenle zaman; daha gerçekçi bir tanrı olmaktadır.

Zaman, her zaman vardır ve hep var olacaktır.

Bu noktaya gelen Einstein; bir eksiklik yapmış ve zamanı, ünlü formülüne eklememiştir. Böylece; günümüzde, bu eksik formül üzerinde, eksik kalan tartışmalar yapılagelmiştir. Gerçi; ışık hızının karesini “zaman” olarak değerlendirmek olanaklıdır. Çünkü; bu hız, bir yönüyle de zaman olmaktadır. Işık hızının ötesine geçildiğnde boyut değiştirilmektedir.

(E=mc2) formülünün doğrusu TxE=mc2 ya da E=mc2/T(T=time, zaman olmaktadır)

Ya da E=MxC2/T olmalıdır. Zamanın formüle eklenmesi ile formül; daha anlamlı ve daha anlaşılır olmaktadır. Formüle (T=zaman)eklenince; çeşitli yorumlar yapmak olanaklı olmaktadır.

Zamanı iki türlü algılamak olanaklıdır.

Birincisine göre zaman, tüm varlıklar için aynıdır. İkinci anlayışa göreyse zaman, varlıklara göre ayrıktır, değişiktir.

Gerçekten de; yaşamı iki gün süren bir kelebek ile yüzyıla yakın süren kişioğlu için zaman anlamı değişik olmalıdır. Keza; kişioğlu ile milyarlarca yıllık yaşamı olan güneşler ve yıldızlar düşünüldüğünde; zamanın anlamı ve kavranılması değişmektedir.

Bu durumda; her canlıyı ya da varlığı; kendi zamanında(aleminde)incelemek ve yorumlamak gerekmektedir. Einstein’a göre; bizler için zaman, evrende anlaşılan zaman(yirmi dört saat bir gün) olmaktadır. Bizim zaman boyutumuz; yerküremizin kendi eksenindeki dönüşüne göre kurulmuş bir boyuttur.

E=mc2 formülü enerji-madde dönüşümünü gösterdiğine göre; buradaki c2 ile anlaşılan zaman görsel zamandır. Bir de, Eistein’ın “tanrı” dediği geniş anlamlı zaman vardır.

Buradaki zaman dördüncü boyuttur.

E=mc2 formülü Big Bang denilen büyük patlama ile işlemeğe başlamıştır. Pekiyi ama, bu patlama nerede olmuştu?. Bu patlama geniş anlamlı zaman olan dördüncü boyutta ortaya çıkmıştır. O nedenle; tüm varlıklar tanrıdan olmuştur ve tanrının bir parçasıdırlar.

Einstein’ın E=mc2 formülünü bu boyutta değerlendirmek gerekmektedir. Enerji-madde dönüşümü varsayımı da göz önünde tutulduğunda; bazı çözümlemeler yapmak olanaklı olmaktadır.

E=mc2/T formülüne göre; enerji ve maddenin sabit olduğu bir ortamda (T) önemli olmaktadır. (T) nin değerinin (1=bir)  olduğu bir anda; E=mc2 formülü işlemeye başlamış ve enerji maddeye dönüşmüştür. Formüle göre; maddeler ışık hızının karesi hızına ulaşınca, enerjiye dönüşeceklerdir. Tersine; enerji ışık hızının karesinin etkisinde kalınca(böyle bir hız ortaya çıkınca) enerji maddeye dönüşecektir.

Ancak; bütün bunlar, bizim evrenimizin zaman boyutunda ve bu boyut (1=bir)değerli iken oluşacaktır. Oysa; evrenin ondört milyar yüz milyon yıl önce ortaya çıktığı ve gerçekleştiği varsayılmaktadır. Yani; günümüzde (T) nin değeri (1=bir) değildir. Bu ne anlama gelmektedir?

E=mc2/T biçiminde oluşturulacak formüle göre yorum yapıldığında(T) nin değeri(300.000kmX300.000km=)90.000.000.000 sayısına ulaştığında(c2/T=1) olacaktır. Yani; enerji madde olacaktır. Diğer yandan bakıldığında ise; madde enerjiye dönüşecektir. 90 milyar yıl sonra eşitliğin değeri 1 olduğuna göre¸ yerküremizin yaşı olan yaklaşık 4,5 milyar yılı bu zaman sayısından düşecek olursak yaklaşık 84,5 milyar yıl sonra yeni bir Big Bang oluşacağını düşünebiliriz.

Bunun anlamı; evrenin ve zamanının bu boyutundaki varlıkların, enerjiye dönüşmesidir. Bu olgu; yeni bir zaman boyutuna geçme anlamına gelmektedir.

Ya da, enerjinin bütünüyle maddeye dönüşmesi ve yok olması demektir. Bu olguya günümüzde “karadelik” denilmektedir. Yine, yeni bir zaman boyutuna geçilmesi söz konusudur.

Formülün açılımını E=mc2/T olarak algılarsak; o zaman enerji madde dönüşümünün olması için, çok daha fazla zaman geçmesi gerekecektir.

Diğer yandan TxE=mc2 olmaktadır ki;bu formül kozmosun bir (balon) gibi,durmaksızın genişlemesini de açıklamaktadır. Zaman geçtikçe; enerji ve ışık hızı sabit kaldığında; eşitliğin sağlanması için (m) nin artması gerekmektedir. Bu ise; yeni gökadaları, yeni saman yolları, yeni güneşler ve yıldızlar, evrenler; kişioğulları, bitkiler, hayvanlar, kayalar oluşması demektir.

Diğer yandan; ışık hızının aşılması durumunda da; enerji ve madde sabit kalırsa (T=zaman)ın değişmesi gerekmektedir. Bu ise;  bir zaman boyutuna geçmek anlamına gelmektedir. Bu da;ışık hızıyla ilgili yorumlara uygun düşmektedir.

Son olarak;kitaplı dinlerdeki “sırat köprüsü” nün ya da eski yunandaki “ölüm ırmağının” formüldeki (c2) olduğu; reenkarnasyon(yeniden doğma) olgusunun ise (c2) nin aşılması ve yeniden bir başka zaman boyutundan bu zaman boyutuna dönülmesi olduğu varsayılabilir.

Şurası mutlaktır ki, her şey zamanda oluşmakta, gelişmekte, yok olmaktadır. Bir tek zaman sürekli olarak vardır ve var olacaktır. Madde-enerji dönüşümlerinin tümü, zamanda yapılacak ya da ortaya çıkacaktır.

 

 

 

 

 

 

ZAMAN  BOYUTU

 

Einstein;uzun yıllar süren çalışmaları soncunda E=mc2 formülüne ulaşmıştır. Bu formüle göre; madde ile enerji arasında ışık hızının karesiyle belirlenen bir ilişki vardır.Enerji maddeye, madde de enerjiye dönüşmektedir.

Einstein bu formüle ulaştığında “Ohh.My God-Aman tanrım” demiş ve sonradan,buradaki tanrının kutsal kitaplardaki tanrı olmayıp kendi anlayışına göre tanrı olan “zaman” olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre tanrı;dördüncü boyut da dediği “            zaman”dır.

Gerçekten de ; zamanda, kutsal kitaplarda anlatılan tanrıların tüm özellikleri vardır.Zaman yaratılmamıştır, yok edilemez, her şey ona doğar ve onda son bulur.  Önceliği ve sonralığı yoktur. Zamanın özellikleri tanrı ile aynıdır. Ancak; kişioğulları zamanın ”geçtiğini” ve “zamanın içinde yaşadığını” duyumsamaktadır. Bu nedenle zaman; daha gerçekçi bir tanrı olmaktadır.

Zaman, her zaman vardır ve hep var olacaktır.

Bu noktaya gelen Einstein; bir eksiklik yapmış ve zamanı,ünlü formülüne eklememiştir. Böylece; günümüzde,bu eksik formül üzerinde, eksik kalan tartışmalar yapıla gelmiştir. Gerçi; ışık hızının karesini “zaman” olarak değerlendirmek olanaklıdır. Çünkü; bu hız, bir yönüyle de zaman olmaktadır.Işık hızının ötesine geçildiğnde boyut değiştirilmektedir.

(E=mc2) formülünün doğrusu TxE=mc2 ya da E=mc2/T(T=time ,zaman olmaktadır)

Ya da E=MxC2/T olmalıdır. Zamanın formüle eklenmesi ile formül; daha anlamlı ve daha anlaşılır olmaktadır. Formüle (T=zaman)eklenince; çeşitli yorumlar yapmak olanaklı olmaktadır.

Zamanı iki türlü algılamak olanaklıdır.

Birincisine göre zaman, tüm varlıklar için aynıdır. İkinci anlayışa göreyse zaman, varlıklara göre ayrıktır, değişiktir.

Gerçekten de; yaşamı iki gün süren bir kelebek ile yüzyıla yakın süren  kişioğlu için zaman anlamı değişik olmalıdır. Keza; kişioğlu ile milyarlarca yıllık yaşamı olan güneşler ve yıldızlar düşünüldüğünde; zamanın anlamı ve kavranılması değişmektedir.

Bu durumda; her canlıyı ya da varlığı; kendi zamanında(aleminde)incelemek ve yorumlamak gerekmektedir. Einstein’a göre;bizler için zaman, evrende anlaşılan zaman(yirmi dört saat bir gün) olmaktadır. Bizim zaman boyutumuz; yerküremizin  kendi eksenindeki dönüşüne göre kurulmuş bir boyuttur.

E=mc2 formülü enerji-madde dönüşümünü gösterdiğine göre; buradaki c2 ile anlaşılan zaman görsel zamandır. Bir de, Eistein’ın “tanrı” dediği geniş anlamlı zaman vardır.

Buradaki zaman dördüncü boyuttur.

E=mc2 formülü Big Bang denilen büyük patlama ile işlemeğe başlamıştır. Pekiyi ama, bu patlama nerede olmuştu?. Bu patlama geniş anlamlı zaman olan dördüncü boyutta ortaya çıkmıştır. O nedenle; tüm varlıklar tanrıdan olmuştur ve tanrının bir parçasıdırlar.

Einstein’ın E=mc2 formülünü bu boyutta değerlendirmek gerekmektedir. Enerji-madde dönüşümü varsayımı da göz önünde tutulduğunda; bazı çözümlemeler yapmak olanaklı olmaktadır.

E=mc2/T formülüne göre; enerji ve maddenin sabit olduğu bir ortamda (T) önemli olmaktadır. (T) nin değerinin (1=bir)  olduğu bir anda; E=mc2 formülü işlemeye başlamış ve enerji maddeye dönüşmüştür. Formüle göre; maddeler ışık hızının karesi hızına ulaşınca, enerjiye dönüşeceklerdir. Tersine; enerji ışık hızının karesinin etkisinde kalınca(böyle bir hız ortaya çıkınca) enerji maddeye dönüşecektir.

Ancak; bütün bunlar, bizim evrenimizin zaman boyutunda ve bu boyut (1=bir)değerli iken oluşacaktır. Oysa; evrenin ondört milyar yüz milyon yıl önce ortaya çıktığı ve gerçekleştiği varsayılmaktadır.Yani; günümüzde (T) nin değeri (1=bir) değildir. Bu ne anlama gelmektedir?

E=mc2/T biçiminde oluşturulacak formüle göre yorum yapıldığında(T) nin değeri(300.000kmX300.000km=)90.000.000.000 sayısına ulaştığında(c2/T=1) olacaktır. Yani; enerji madde olacaktır.Diğer yandan bakıldığında ise; madde enerjiye dönüşecektir.90 milyar yıl sonra eşitliğin değeri 1 olduğuna göre¸yerküremizin yaşı olan yaklaşık 4,5 milyar yılı bu zaman sayısından düşecek olursak  yaklaşık 84,5 milyar yıl sonra yeni bir Big Bang oluşacağını düşünebiliriz.

Bunun anlamı;evrenin ve zamanının bu boyutundaki varlıkların,enerjiye dönüşmesidir.Bu olgu; yeni bir zaman boyutuna geçme anlamına gelmektedir.

Ya da, enerjinin bütünüyle maddeye dönüşmesi ve yok olması demektir. Bu olguya günümüzde “karadelik” denilmektedir. Yine, yeni bir zaman boyutuna geçilmesi söz konusudur.

Formülün açılımını E=mc2/T olarak algılarsak; o zaman enerji madde dönüşümünün olması için, çok daha fazla zaman geçmesi gerekecektir.

Diğer yandan TxE=mc2 olmaktadır ki;bu formül kozmosun bir (balon) gibi,durmaksızın genişlemesini de açıklamaktadır. Zaman geçtikçe; enerji ve ışık hızı sabit kaldığında; eşitliğin sağlanması için (m) nin artması gerekmektedir. Bu ise; yeni gökadaları, yeni saman yolları, yeni güneşler ve yıldızlar, evrenler; kişioğulları, bitkiler, hayvanlar, kayalar oluşması demektir.

Diğer yandan; ışık hızının aşılması durumunda da; enerji ve madde sabit kalırsa (T=zaman)ın değişmesi gerekmektedir. Bu ise;  bir zaman boyutuna geçmek anlamına gelmektedir. Bu da;ışık hızıyla ilgili yorumlara uygun düşmektedir.

Son olarak;kitaplı dinlerdeki “sırat köprüsü” nün ya da eski yunandaki “ölüm ırmağının” formüldeki (c2) olduğu; reenkarnasyon(yeniden doğma) olgusunun ise (c2) nin aşılması ve yeniden bir başka zaman boyutundan bu zaman boyutuna dönülmesi olduğu varsayılabilir.

Şurası mutlaktır ki, her şey zamanda oluşmakta, gelişmekte, yok olmaktadır.Bir tek zaman sürekli olarak vardır ve var olacaktır.Madde-enerji dönüşümlerinin tümü, zamanda yapılacak ya da ortaya çıkacaktır.

 

 

 

 

 

 

Mediacat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 443
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster