Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1218
 

Zaman ve yaşam üzerine

Zaman ve yaşam üzerine
 

Zamanı durdurmak olası değil. Öyleyse, biz hızlanmak zorundayız. Peki ama, hangi konuda hızlanmak zorundayız? Herşeyi eskisinden daha hızlı, suni ve dokunmatik yaparak mı? Yoksa, teknolojinin ve değişen dünya düzenin getirdiği karmaşanın içinde gözden kaçırdığımız ve algılayacak zaman bulamadığımız için yaşamsal önemini bir türlü anlayamadığımız değerlerin beynimize ve yüreğimize ulaşmasını sağlayacak bir "hızlı kavrama yetisi"ni geliştirmemiz mi gerekiyor?

Ömrün kısalığı-uzunluğu ve kalitesi konusunda yapılan felsefi ve tıbbi yorumlar, Tanrı inancının evrenselliği ve dinsel kimliğinde yoğrulurken, İnsanoğlu, toplumsal ve kişisel boyutlarında yaşadığı zaman kavramını aslında kendine göre şekillendiriyor. Bedensel olarak yaşayıp ruhsal olarak ölen bireylerin oluşturduğu toplumlardaki normlar da, yaşamın "kalitesi" ve "anlamı" bakımından farklılık gösteriyor. Zamanı yavaş çekim yaşayan toplumlarla, hızlı çekim yaşayanlar arasındaki büyük bir uçurumun yaşandığı çağımızda, gerçekte konu "kaybedilen ya da kazanılan zaman"dan çok, "kaybedilen ya da kazanılan değerler"dir.

Zaman dilimlerinin "ışık yılı" gibi bir boyuta ulaştığı çağımızda, yaşamın hızlılığında kaybolan "insani değerler"in yavaş çekimde ve tek tek kareler halinde bize yaşatacak bir düzene de büyük ihtiyacı var. "İnanç" ve "para" ya da "soyut" ve "somut" arasındaki kavramsal boyut farkını ortadan kaldıran bir hızlılık, ne yazık ki, bir insan ömründe "kaybedilen zaman" olarak karşımıza çıkıyor. İnsanoğlu, yaradılışının nedeninin çelişkisinde, kendi dünyasında yarattığı "inanç" ve "para" gibi devasa boyuttaki iki farazi gücün boyut farkında ömür tüketiyor. Evet, zamanı durdurmak olası değil; ancak çağdaş bir dünyada insanoğlu, temelini attığı insani değerlerin anlamını sentezleyip özümsemek ve yazık ki, yokuş aşağı giden yaşamına uygulayabilmek için "hız kesmek" zorundadır. Zaman, "doğum" ve "ölüm" arasında sadece bir "zaman silsilesi" ya da "eskime süreci" değildir. "Yaşamın özünü yakalamak", zamanı da yakalamaktır.

“Ölümsüzlük de yaşamın içinde gizlidir.”

O zaman, yaşamın dinamizminde kimi zaman hızlı, kimi zaman da yavaş çekimde, iki farklı boyutta kaybolmadan yaşamayı öğrenmek zorundayız. Yaşam zamanla doğru orantılı değildir; gerçekte, hızı “kalitesindeki boyut”a göre değişir. Bütün sorun, "ayrıntıları yakalayamayan" bir yaşamın hızında kaybolmak isteyip istemediğimizle ve buna bağlı olarak nasıl bir yaşamı kendimize amaç edindiğimizle ilgilidir.

Alp İçöz, M.A.
Eğitimci Yazar

Copyright© ALP ICOZ-2007

JOURNALTA
The Journal of Turkish Americans

* Resim: Kaynak
http://www.spaceandmotion.com/Images/cosmology/human-space-universe-cosmos.jpg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 108
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 1743
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

"İnsan, aslinda gönül gözüyle görmeli dünyayı. Herşey, o iç dünyanin merkez olduğu kişiliğine şek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster